"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Asıl sevinilen Ali Babacan’ın adaylığı mı yoksa...

ALİ Babacan’ın yeniden AKP milletvekili listelerinde yer almasına, piyasalar çok olumlu tepki verdi. Aslında hiçbir şey yokken, adaylığın belli olmasıyla birlikte, sembolik de olsa fiyatlamalarda küçük iyileşmeler görüldü.
Sadece piyasalar değil iş aleminin de olumlu tepki verdiğini biliyoruz.
Peki, asıl sevinilen Babacan’ın aday olması mı, ardında başka nedenler mi var?
Dün Sefer Levent bu sayfalarda adaylıkların belli olduğu gün, Başbakan Davutoğlu’nun Babacan’ı arayarak adaylık için ikna ettiği haberini verdi. Aynı Başbakan daha birkaç gün önce “Biz de isteriz ama Babacan’ın başka planları var” demişti. Bence dışardan ve içeriden gelen baskılara Başbakan dayanamadı ve son anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna ederek Babacan’ı listeye koydu. İkna ederken de belli ki yine ekonominin başında olacağını söyledi.
Babacan’ın Cumhurbaşkanı ile çatışmasını, yani artık eski fonksiyonu olamayacağı için aday olmayı düşünmediğini biliyoruz. Başbakanın Cumhurbaşkanı’ndan bu konuda onay alıp almadığı bilinmiyor. Kaldı ki; AKP’nin bundan sonra tek başına iktidar olması da çok zor görünüyor.
Peki, piyasalar bunları bilmiyor mu, biliyorlarsa neden bu kadar sevindiler?
Bence piyasaların asıl sevinci “Rasyonel karar almaya geri dönüldüğü işareti alması”ndan kaynaklanıyor. 7 Haziran’dan bu yana o kadar saçma sapan gelişmeler oldu, politikacılar o kadar gerçeklerden uzak davranıp ülkeyi ve ekonomiyi büyük tehlikelere attılar ki; en ufak rasyonel işaret bile sevindirdi.
Dolayısıyla Babacan’ın adaylığı, geçmişte yaptıklarından ayrı olarak, politikada rasyonel kararlara olan özlemi ortaya çıkaran bir karar oldu.
Babacan şimdiye kadar hep doğruları mı yaptı derseniz; tabi ki hayır. Ekonomide yanlış kararlar da verdi ama bence en önemli zaafı; bile bile yapılan yanlışlara göz yumması, kişiliğini ortaya koyup diretmemesiydi. Halbuki kritik zamanlarda; örneğin mali kuralda diretseydi, Erdoğan o dönem Babacan’ı kaybetmeyi göze alamaz, istediğini sonunda yapar, bundan da Türkiye ekonomisi büyük kazançla çıkardı. Bir başka deyişle başka aidiyetleri profesyonelliğinin önüne geçebilen, sonuç olarak sıkıştığında parti çıkarlarını ülke çıkarlarının önüne koyabilen bir izlenim verdi. “AKP’de başka türlü olamaz” diyebilirsiniz ama siyasi ve ekonomik olarak gelinen nokta da belli...

KOALİSYONDA DAHA BAŞARILI OLUR

Özetle; Babacan zeki, çabuk öğrenen, dünya gerçeklerini görebilen, maceraya girmekten kaçınan, rasyonel kararları bilenlere de sorup alabilen ama uygulamada istediklerini tam olarak yapabilecek dirayete sahip olmayan bir yönetici diyebiliriz. Cumhurbaşkanı’na rağmen doğru kararları alamadığı ortada.
Bu açıdan bakıldığında şahsen Babacan’ın bir koalisyon hükümetinde daha başarılı olabileceğini düşünüyorum. Çünkü her şeyden önce bir koalisyonda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gücü ister istemez azalacaktır.
Yanısıra Babacan’ın düşündükleri, kendi partisindekilerden çok, örneğin CHP’nin yapmak istedikleriyle daha çok uyuşuyor. Böylece belki Merkez Bankası başta, bağımsız kurumların güçlendirilmesi, kurumsallaşma adına hukuk alanı dahil önemli ve gerekli adımların atılması, yeni bir sanayileşme politikası, yabancı sermayenin çekilmesi, çok yetersiz kalan ekonomi kadrolarının, bilgi ve liyakata bağlı yeniden oluşturulması mümkün olabilir.
Böyle Babacan da daha çok sesli ve tartışmaya açık, kapalı kapılar ardında hangi amaca hizmet ettiği bilinemeyen işlerin artık pişirilmediği, daha demokratik ve şeffaf bir ortamda neler yapabileceğini de göstermiş olur.

X