"Eray Görgülü" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Eray Görgülü" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Eray Görgülü

Kirlilik 2014’te ‘sınır’ dinlemedi

Türkiye’nin 2013 yılında hava kirliliği oranı en yüksek çıkan bölgesi Sıhhiye’de, 2014 yılı tablosu da değişmedi. Türkiye’nin kabul ettiği sınır değerleri bir yıl boyunca 70 kez aşan Sıhhiye’deki hava, AB ülkelerine göreyse yılın 248 günü limit değerin üstündeydi.

Kirlilik 2014’te ‘sınır’ dinlemedi

1990’lı yıllarda uygulanan birtakım önlemlerle önü alınmış olsa da, hava kirliliği kâbusu bir kez daha büyük kentlerin üzerine çökmeye başladı. Özellikle 2014 yılının son günlerinde kirlilik verileri, ‘uyarı’ eşiğini aşarken, Ankara’nın aralık ayı verileri de, Başkentlilerin soluduğu havaya dair soru işaretleri yarattı. Peki yükselen bu değerler neye işaretti? 1990’lı yıllarda büyük kentlerin büyük problemi olan hava kirliliği kabusu geri mi dönüyordu? 2014 yılı boyunca, Ankara’da hava kirliliği sınır değerleri hangi ilçede kaç kez aşıldı? Başkent’in havası en kirli olan bölgesi hangisi?
Tüm bu soruların yanıtlarını ‘Hava kirliliği’ yazı dizimizin ilk gününde Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu’yla konuştuk.

Ankara’daki hava kirliliğinin boyutlarına dair bir çalışmanız var mı? Örneğin 2014 yılında durum neydi?

Ankara’da ciddi bir hava kirliliği sorunu var. Bunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinden aldığımız verilerle de görüyoruz. 2014 yılı rakamlarına baktığımızda, Başkent’in en kirli semtlerinin Sıhhiye ve Cebeci bölgeleri olduğu ortaya çıkıyor. PM10 kirleticisi bakımından Sıhhiye’de bir yıl boyunca, 50 µg/m3 olan AB sınır değeri tam 248 kez aşılmış, Türkiye’nin kabul ettiği sınır değer 100 µg/m3 ise 70 kez aşılmış. Cebeci’de de AB sınır değerinin 220 kez, Türkiye sınır değerinin ise 79 kez aşıldığını görüyoruz. Bu korkunç bir rakam. Sıhhiye ve Cebeci’de yılın büyük bir bölümünde kirli hava solunmuş. Tabii burada 24 saatlik ortalamaya göre konuşuyoruz. Çünkü anlık değerler yanıltıcı olabilir. Bahçeli, Dikmen, Kayaş, Sincan ve Keçiören istasyonlarında da AB sınır değerinin yüzlerce kez aşıldığını görüyoruz. Avrupa Birliği diyor ki, sağlıklı bir şehirde yaşıyorsanız bu değeri bir yıl içinde sadece 35 defa geçebilirsiniz. 24 saatlik ortalamalarınızın sınır değeri aştığı gün sayısı 35’i geçiyorsa önlem almanız gerekiyor.

Bu verileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinden aldığınızı söylüyorsunuz. Sizce bu ölçümler sağlıklı bir şekilde yapılıyor ve kamuoyuna şeffaf bir şekilde ulaştırılıyor mu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın en iyi çalışan birimi, hava kalitesi izleme birimi. Türkiye’nin birçok bölgesine konulan istasyonlarla verileri açıkça yayınlıyorlar. Şu an bakanlığın en hassas, en şeffaf birimininin hava kalitesi izleme dairesi olduğunu görüyoruz. Açıkça söylemek gerekirse, bakanlıktan beklemediğimiz bir şeydi bu. Zaman zaman istasyonların çalışmadığı da oluyor ama bunun çeşitli sebepleri var. Eğer kirlilik verilerini saklamak isteseler ben size bu 248 sayısını veremezdim. Bundan dolayı Çevre Mühendisleri Odası olarak bakanlığa teşekkür ediyoruz. Ancak, zaman zaman yetersiz kaldığını da söylememiz gerekir. Örneğin, yaklaşık üç haftadır Sıhhiye’deki istasyon ölçüm yapamıyor. Çünkü, duyduğumuza göre elektrik panosunun TEDAŞ’a bağlanma problemi varmış. Keçiören’de de yılın 77 gün ölçüm yapılamadığını tespit ettik. Şu an Ankara’da istasyon sayısının yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Sanayi bölgesi olan yerlerde, mesela OSTİM’de İvedik Organize Sanayi bölgesinde ölçüm istasyonları bulunmuyor. Bu bir eksiklik, bunun giderilmesi gerekiyor.

Kentlerdeki hava kirliliğini önleme yükümlülüğü hangi kurumlara ait? Bu kurumlar üstlerine düşen görevi yerine getiriyor mu?

Birinci sorumluluk Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın. Bakanlık, hassas bir şekilde gerçekleştirdiği ölçümlerle bu görevini yerine getiriyor. İkinci sorumluluk, yine bakanlığa bağlı Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün. Onun sorumluluğunu yerine getirmediğini görüyoruz çünkü, bu kentin hala bir temiz hava eylem planı yok. İlgili mevzuatlara göre her ilin temiz hava eylem planı olması gerekiyor ancak, 2014-2019’u kapsayan temiz hava eylem planı henüz Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından hazırlanmış değil.
Üçüncü sorumluluk da Büyükşehir Belediyesi’nin. Hava kirliliği, yerelden genele gitmesi gereken bir süreç. İl Müdürlüğü ve belediyeler sağlıklı çalışmazsa, genele doğru bir bilgi akışı sağlanmazsa bu konuda politika üretilemez. Ortada bir koordinasyonsuzluk olduğunu ve bunun dert edilmediğini görüyoruz. Belediyelerin popülist politikalar izlediğini, kaldırım gibi çalışmalara daha fazla önem verdiğini, yüzeysel olarak politikalar geliştirdiğini, ama halkın sağlığına yönelik somut politikalar üretmediğini görüyoruz.

Ne yapmalı Büyükşehir Belediyesi?

AB desteğiyle 2013 yılında “Kentair” adlı bir çalışma yapıldı. Bu çalışma sonucunda PM10 emisyononlarının yüzde 58’inin evsel ısınma, yüzde 33’ünün trafik ve yüzde 9’unun sanayi kaynaklı olduğu hesaplandı. Şimdi bu belgeyi alıp Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bunun üzerinden bir politika gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu döküman çok önemli, çok kıymetli bir döküman. Yüzde 58’i evsel ısınma mı? Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Ankara’nın nerelerinde kömür, nerelerinde doğalgaz kullanılıyor, nerelerinde kirlilik yoğun ve buna dair ne gibi önlemler almalıyız diye düşünmesi gerekiyor. Sıhhiye’de mesela trafikten kaynaklı bir kirlilik varsa, bunu nasıl azaltabilirim diye politikalar üretmesi gerekiyor. Ankapark’ı yapmadan önce, halkın sağlığını dert etmesi, insan sağlığına doğru yatırım yapması gerekiyor.

Ortaya koyduğunuz veriler, hava kirliliği problemiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor ancak ben 2014 yılı boyunca bir gün bile, yetkili kurumlardan vatandaşa yönelik ‘dikkat edin havamız kirli’ gibi bir uyarı yapıldığını hatırlamıyorum. Yetkililere göre bir sorun yok gibi görünüyor.

Genellikle sorun yokmuş gibi ifade etmeyi tercih ediyorlar, “Abartmayın, o kadar problem yok” deniyor. Sorunu görmediğiniz zaman çözüm üretemezsiniz. Sorunu görmek istemeyen bir yapıyla karşı karşıyayız. Valiler de görmüyor, belediye başkanları da görmüyor, il müdürlükleri de dert etmiyor.
Temiz hava eylem planının bir an önce ortaya konması lazım. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Sağlığı Kurumu’nu da katıp ilçe belediyeleriyle birlikte bir çalışma yapıp bir an önce önlem planlarını kamuoyuyla paylaşması gerekiyor. Trafikteki kirliliği nasıl azaltacaklar, yakıttan kaynaklı kirliliği nasıl azaltacaklar, buna dair 2015’te ne yapacaklar, 2016’da ne yapacaklar, bunları açıkça yazmaları gerekiyor. Tam tersine, kent merkezindeki nüfusu artıracak projeler ortaya konuyor, ağaçlık alanlar yok ediliyor. Örneğin, Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Ankapark projesi. O bölgenin ağaçlandırılması gerekirken, üstüne oradaki trafik yükünü artıracak projeler yapılıyor.

Halk Sağlığı Kurumu nasıl bir katkı sunabilir bu çalışmalara?

Halk Sağlığı Kurumu’nun da kirliliğe dair verileri ortaya koyması gerekiyor. Kaç kişinin akciğer hastalığına bağlı hastanelere başvurduğunu açıklaması gerekiyor. Bu konuda bir envanter tutulmuyor, tutuluyorsa da kamuoyuyla paylaşılmıyor. Bunlara ulaşmak çok kolay. Bakanlığın önünde bir sistem var, insanların hangi hastalıklarla hastanelere başvurduğunu görüyorlar. Sağlık Bakanlığı’nın bu verileri Çevre Bakanlığı’na vermesi, Çevre Bakanlığı’nın da bu verileri belediyelerle paylaşması gerekiyor.

YARIN: HAVA KİRLİLİĞİNE GÖZ YUMMAK EN BÜYÜK RÜŞVET

X