Dernekler de artık vizyon değiştirmeli

TÜM dünyada olduğu gibi Türkiye’de de otomotiv sektörü büyük bir değişimin eşiğinde.

Haberin Devamı

Dernekler de artık vizyon değiştirmeli

Bunun etkilerini öncelikli olarak yönetimlerde görüyoruz. Neredeyse hemen hemen her markanın, her grubun üst düzey yönetiminde değişiklikler yaşanırken, sektörün en büyük çatı örgütlerinde bile yeni yönetimler belirlendi. İlk değişim 2 hafta önce Otomotiv Distribütörleri Derneği’nden (ODD) geldi. Çok uzun süredir sessiz kalan Bayraktar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bayraktar, 8 yıl sonra ODD’deki koltuğunu Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ali Bilaloğlu’na devretti. Yine aynı şekilde Otomotiv Sanayi Derneği’nde (OSD) Kudret Önen de yine 8 yıl sonra başkanlığı Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün’e bıraktı.

Haberin Devamı

Burdan şuna gelmek istiyorum, otomotivde tüm ezberler bozulurken, markalar gibi derneklerin de yeni yönetimleriyle vizyon değiştirmesi gerekiyor.

Bugün Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) otomotiv sektörünün en büyük çatı örgütlerinin başında yer alıyor, hatta en büyüğü. Üretici firmaların temsilciliğini yapan bu derneğin dümeni yaklaşık 40 yıldır Koç Grubu’na bağlı otomotiv şirketlerinin yöneticilerinin elinde. Düşünün geçtiğimiz hafta 7’inci başkanını seçen derneğin 5 başkanı Koç Holding’den geldi. 40 yılın sadece 6 yılında ki o da ilk kurulduğu zaman, Koç dışında birileri başkan olmuş. Ama 34 yıldır bu en büyük derneği Koç Holding yönetiyor.

5 BAŞKANIN 4’Ü FORD’TAN

Sonuçta Türkiye’de Tofaş, Ford Otosan, Türk Traktör ve Otokar’la toplam üretimin neredeyse yarısını temsil ettiği için başkanların Koç Grubu’ndan çıkması çok normal. Ama şöyle bir geçmişe baktığımda, Koç Grubu bünyesinde Tofaş gibi bir dev de varken, OSD Başkanları hep Ford Otosan’dan seçilmiş. Geçen hafta başkan olan Haydar Yenigün’le birlikte 5 başkandan 4’ü Ford’tan.

Kuşkusuz Tofaş’tan veya diğer büyük markalardan başkan çıkmayınca, OSD ticari araç üretiminin ön plana çıktığı bir dernek olarak değerlendiriliyor. Bu durum belki Türkiye’nin ticari araçta Avrupa üretim merkezi olmasını sağladı ama artık sektör yeni bir çağa adım atıyor.

Haberin Devamı

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talep ettiği yerli aracın da otomobil olacağını düşünürsek, ‘OSD artık ticari araç kimliğinden kurtulmalı’ sesleri yükselmeye başladı.

Bundan bir süre önce Ankara’da Maliye Bakanlığı’nda yapılan bir toplantıya ODD ve OSD ile birlikte, Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği’nin (TEHAD) başkanı Berkan Bayram da davet edilmiş. Bayram, elektrikli araçlara motorlu taşıtlar vergisi (MTV) konulmaması, hatta hibritlere de makul bir indirim yapılmasını savunmuş. OSD’nin bazı üyelerinin, “Bu adamın burada ne işi var” diyerek toplantıyı terk ettiğini duydum. TEHAD Başkanı Bayram’ın toplantıdan sonra sosyal medya üzerinden, “Elektrikli ve hibrit araçlara getirilmesi planlanan ÖTV-MTV oranlarını görüşmek amacıyla, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Daire Başkanlığı’nın toplantı davetiyle Ankara’daydım. Toplantı sonunda ülkemizdeki otomotiv derneklerinin görünenin aksine, ne denli ciddi bir ‘karşı taraf’ olduğunu daha net bir şekilde gördüm! Ülkemizin güzide dernekleri OSD ve ODD bu kafayla hareket etmeye devam ederse, 5 yıla kalmaz Avrupa’nın 2.el dizel otomobil pazarı olacağız” açıklamasını okudum. Kendisini tanımam, bir kere telefonla konuşmuşluğumuz yoktur.

Haberin Devamı

Bu görüşme sonrasında hibrit araçlar için bakanlık normal MTV’nin yarısını almaya sıcak bakarken, OSD’nin bu tavrından sonra “Sektörün çoğunluğu sıcak bakmıyor” diyerek bir değişiklik yapmama karardı alındığı iddia ediliyor. Sonuçta bunları yazmamın sebebi bu büyük dernekler yeni yönetimleriyle iş başı yaptılar. Umarım bundan sonra Türk otomotiv sektörünü geleceğe hazırlayan bir anlayış içinde olurlar. Çünkü otomotiv sektörünün hem markalar hem dernekler olarak artık ortak paydalarda birleşmesi gerekiyor. Yoksa kendi teknolojisini üreten değil tüketen bir toplum olmaya devam edip, geleceğe yön veremeyeceğiz.

 

Dernekler de artık vizyon değiştirmeli

GEÇMİŞ OLSUN DETROIT BİTER!
Ocak ayında düzenlenen Detroit otomobil fuarı, yılın ilk şovu özelliğini Las Vegas’ta düzenlenen CES’e kaptırınca önce Mercedes, önceki gün de BMW artık katılmayacağını açıkladı. Bunu diğer markaların da takip edeceği ortada. Bunun üzerine 2020’den itibaren fuarın ekim ayında düzenlenmesi gündeme geldi. Böylece diğer bir ismi Uluslararası Kuzey Amerika Otomobil Fuarı (NAIAS) olan organizasyonun yetkilileri Eylül’deki Paris ve Frankfurt ile Kasım’daki Los Angeles fuarları arasında yer alarak hayatta kalacaklarını düşünmüşler. Ama bana çok gerçekçi gelmiyor. Çünkü Detroit’in tek özelliği yılın ilk fuarı olmasıydı. Bu özellik gidince ayakta kalması çok zor. O yüzden bence ne yapıp edip, CES’ten önce yılın ilk günlerine bunu çekmeliler. Yoksa geçmiş olsun.

 

Haberin Devamı

Dernekler de artık vizyon değiştirmeli

SÖZLEŞME BİTMEDEN GEREK VAR MIYDI?
BUNDAN 11 yıl önce Japon Mazda, Türkiye’deki distribütörüyle resmi sözleşmesi bitince kendisi gelerek koltuğa oturmuştu. Buna rağmen distribütörüyle mahkemelik olmuş, dava süreci çok uzun sürmüştü. Mazda, bir süre Türkiye’de iki şirket tarafından satılmıştı. Şimdi Fransız PSA Grubu’nun (Peugeot Citroen) bünyesindeki DS markası için de benzer bir durum sözkonusu. Buradaki en büyük fark ise DS’in Türkiye distribütörüyle sözleşmesi bitmeden Fransızların harekete geçmesi oldu.

Önce Citroen’in üstünde premium marka olarak konumlanan daha sonra Fransız Grubu’nun bağımsız markası olarak lanse edilen DS, Türkiye’de aynı Citroen gibi Bayraktar Grubu’nun temsilciliğinde faaliyet gösteriyordu. Geçtiğimiz yılın sonunda DS’in 1 Mart itibarıyla Türkiye’de Peugeot bünyesine girdiği açıklandı. Geçen hafta da Peugeot Genel Müdürü İbrahim Anaç’a bağlı olan DS’e marka müdürü atandığı duyuruldu.

Haberin Devamı

Görünen o ki sözleşme bitene kadar DS iki şirket tarafından satılacak. Bugün Peugeot’nun DS için yeni bir satış kanalı kurduğunu, Bayraktar’ın ise rekor sayıda DS sattığını duyuyorum.

Burada benim kafama takılan ilk soru: “Çok satan bir marka olmamasına rağmen neden Peugeot Bayraktar’ın sözleşmesi bitmeden böyle bir hamle yaptı?”

Cevabını merak ettiğim ikinci soru ise, “Madem Peugeot böyle bir hamle yaptı, sözleşmeyi beklemeden Bayraktar’ın bu markayı verme konusunda uzlaşmacı olması Citroen’in geleceği için daha iyi olmaz mıydı?”  

Bekleyip göreceğiz ama DS ve Citroen dışında Türkiye’de PSA’nın bünyesine giren Alman Opel’in durumu da merakla bekleniyor.

Yazarın Tüm Yazıları