"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Tekzip

Tartışmayı ABD Başkanı Trump ateşledi

İki hafta önce attığı tweetlerde “Google ve diğerlerinin bilgi ve haber sakladığını” iddia ediyor, “görebileceğimiz ve göremeyeceğimiz şeyleri kontrol ediyorlar” diyordu.

“Trump” diye arama yaptırmış ve Google arama sonuçlarının en üstünde, hiç haz etmediği New York Times, CNN gibi yayınların haberlerini görmüştü.

Malum, Google ve Facebook gibi, bilgi ve haber dağıtımında bugün dünyanın en büyük eşik bekçileri olan iki şirket, kime-neyi göstereceğini algoritmalarla belirliyor.

“Algoritma şeffaflığı” kavramından ve buna getirilmesi gereken demokratik kıstaslardan daha önce bu köşede defalarca bahsettim.

Trump’ın son tweetleri ise özellikle ABD’deki gazeteciler açısında konuya yeni bir boyut kattı.

Columbia Journalism Review’da (CJR) geçen hafta yayınlanan bir makale, basın ve ifade özgürlüğüne zarar vermeden algoritmaların nasıl denetlenebileceğine dair hukuki bir bakış açısı sunuyor.

Makalede ABD Yüksek Mahkemesi’nin 1974’te verdiği bir karar hatırlatılıyor.

Dava özetle şöyle:

Florida eyaleti seçimlerinde bir milletvekili adayı, Miami Herald gazetesinde hakkında çıkan bir habere yanıt etmek ister.

Gazete, Florida yasalarında var olan tekzip ve cevap hakkını bu siyasetçiye kullandırmaz.

Konu Yüksek Mahkeme’ye kadar gider. Sonunda Yüksek Mahkeme gazeteyi haklı bulur ve eyalet yasasını iptal eder.

Yüksek Mahkeme’nin gerekçesi şudur: Hükümet bir gazeteye neyi yazıp yazamayacağını dikte edemez. Cevap hakkı zorla bir yayın yaptırmak anlamına gelir ki bu da ABD Anayasasının birinci ek maddesine aykırıdır. Nitekim bu ek madde, Kongre’nin basın ve ifade özgürlüğüne aykırı yasa yapamayacağını da garanti etmektedir.

Google bir gazete değil, algoritma da yazı işleri değil; fakat CJR’daki makaleye göre ABD’de bir arama motoru veya sosyal medya şirketinin algoritmaya bağlı içerik kararlarını da koruma altına alan iki yerel mahkeme kararı var.

2003’te Oklahoma’da, 2007’de Kuzey Carolina’da şirketlerin açtığı, Google arama sonuçlarında daha üstte çıkmalarının mahkeme kararıyla garanti edilmesini talep eden davalar reddedilmişti.

Hatta bir yargıç, Google sonuçlarını “fikir ve kanaatlere” benzetmiş, bu nedenle şirketin bu konuda bir hukuki zorlamaya tâbi tutulamayacağına hükmetmişti.

CRJ’da gazetecilik profesörü Jared Schroeder’in yazdığı makale, bu kararları hatırlatarak ideal bir dünyanın hukukuna atıfta bulunsa da, bence sahadaki gerçeklerin tamamını kapsamıyor.

Bu gerçeklerden biri, bilginin eşik bekçiliğinde Google ile Miami Herald arasında kıyaslanmayacak bir ölçek farkı bulunduğudur.

Miami Herald 1970’lerde ABD’nin sadece bir eyaletinde topu topu 150-200 bin kişiye ulaşırken, Google 2000’lerde dünyanın her yerinde ve tüm dillerinde milyarlara ulaşıyor.

Üstelik 40-50 tane haber ve fikir yazısından oluşan günlük bir paketten ibaret olan Miami Herald’ın aksine Google, kişinin aradığı her konuda, her tür bilgiyi, her an sunuyor.

Evet, algoritmalar da fikir ve kanaatlere dayanıyor, ama zaten tam da bu yüzden bir tekelleşme başladığında kamu tarafından denetlenmeye muhtaçlar.

Sorun ise bu denetlemeyi Trump gibi keyfi davranan ve kural tanımayan güçlü bireylerin insafına bırakmak yerine, kamuyu temsil eden kural ve ilkelere dayalı, daha güçlü demokratik kurumları yaratabilmekte gizli.

Algoritmaların şeffaf ve hesap verebilir olmadığı bir dünyada, bir yandan bunları kendi lehine zorla manipüle etmeye çalışan Trump gibiler, bir yanda Çin gibi bunları tamamen sansürleyenler çıkıyor.

Toplumun teknolojik dönüşüme uyum sağlayıp demokratik kurumlarını güçlendirmesi vakit alacağına göre, bu konuda hızlı ve en azından günü kurtaracak bir çözüm önerilebilir mi?

Sansüre karşı cevap hakkına inanan biriyim. Burada kritik nokta bir platformun karşıt görüşe de yer vermesi.

Öyleyse, tekzip ve cevap hakkına arama motorları ve sosyal medya platformlarının da hukuken saygı duyması bir çözüm olabilir mi?

Yani örneğin bir arama motorunda bir kişiyle ilgili çıkan olumsuz bilginin yanında, o kişinin bu bilgiye cevabının bağlantısının da verilmesi, tüm bilgilerin mahkeme kararıyla silinmesinden daha iyi değil midir demokrasi için?

Kısacası önerim, madem algoritmalar da kanaatleri temsil ediyor, öyleyse “fact-checking” uygulamaları gibi bir “opinion-checking” uygulamasını da entegre etmeleri, yani kendi kendilerini denetlemeleri.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Gazetecilik öğrencileri, iletişimcilik profesyonelleri ve akademisyenlerle oluşturduğumuz Yeni Medya İletişim Ağı'na katılmak isterseniz bana yazın: ekizilkaya@hurriyet.com.tr

X