"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Kahraman süpermarket dijitale karşı

Elektrik enerjisinin kitlesel kullanıma girmesinden bu yana, yani kabaca 100 yıldır en çok insanı, en hızlı etkileyen dönüşüm süreçlerinden birini bugünlerde perakende sektöründe yaşıyoruz. Beş tane teknoloji devi, ama özellikle de birisi, çevremizdeki her şeyi değiştiriyor. Türkiye'nin bu dönüşüme ne kadar hazır olduğu ise tartışılır…

Kahraman süpermarket dijitale karşı

Türkiye’nin 1980’lerde serbest piyasa ekonomisine geçişinden sonra, özellikle 1990’lardan itibaren, Ferhan Şensoy’un oyununun da etkisiyle “kahraman bakkal süpermarkete karşı” romantizmi başlamıştı.

Bugün de “Kahraman süpermarket dijital devlere karşı” diye özetlenebilecek yeni bir köklü dönüşüm sürecindeyiz ve her romantizmde olduğu gibi yine "değişmeyi reddeden kahraman" kaybedecek.

The Atlantic’in "2017 Büyük Perakende Kıyameti" adını verdiği bu olguya birkaç hafta önce kısaca değinmiştim

Özetle, Büyük Veri ve Şeylerin İnterneti gibi kavramlar yaygınlaşıp e-ticareti dönüştürdükçe, tüketici davranışlarından şehirlerdeki trafik örüntülerine dek her şey değişiyor.

Geleneksel iş yöntemleriyle yetinen, tamamen fiziksel mağazalara dayanan perakendeciler bu süreçte zorlanıyor, hatta tasfiye oluyor.

“Dijital dev” deyince dünyada akla öncelikle beş şirket geliyor: Google, Facebook, Apple, Microsoft ve Amazon.

Bu teknoloji devileri aynı zamanda dünyanın en büyük şirketleri arasında tepedeki beşliyi oluşturuyor:

Kahraman süpermarket dijitale karşı

Ben bunların içinde en güçlülerinin, Google ve Amazon olduğunu düşünüyorum. Çünkü...

Bugün Facebook dijital reklam pazarında Google ile yarışsa da, Google’ın topladığı verilerin kalitesi* ve odaklandığı yatırım alanlarının potansiyeli, uzun vadede onu daha güçlü kılıyor.

Amazon'un gücü ise her alanda fiziksel ile dijitali birleştiren ürün ve hizmetlerinin yanı sıra, "en ucuzu en hızlı sat" gibi sonsuza dek geçerli kalacak temel ilkesinden geliyor.

Geçen hafta piyasaları sarsan kararın altında da bu strateji yatıyor:

Amazon, ABD’nin en “havalı” süpermarket zinrici Whole Foods’u 13.7 milyar dolara satın almaya karar verdi. Bu sayede 800 milyar dolarlık ABD meyve-sebze pazarına girip perakendenin gıda dahil her cephesinde hakim olabilir.

En önemlisi, Whole Foods mağazalarını Amazon dağıtım merkezleri olarak kullanıp ABD şehirlerinin kılcal damarlarına dek girebilir. Özetle, dijitale ayak uydurmaya çalışan dünyanın en büyük perakendecisi Walmart’ın işi artık daha zor.

Kahraman süpermarket dijitale karşı

Geçen yıl ABD’de internet üstünde gerçekleşen satışların üçte biri Amazon üstünden yapıldı. New York Times'da geçen ay yayınlanan bir makalenin yazarı, eviyle ilgili tüm harcamaların yaklaşık yüzde 10'unun Amazon'a gittiğini fark etmiş.

Kısacası, internetten kitap satarak işe başlayan Amazon bugün oturma odanızda, banyonızda, kullandığınız bilgisayar sunucusunda... 

New York Times yazarı bu yüzden, beş teknoloji devi içinde kendisi için en vazgeçilmez olanın, hayatına en çok etki eden Amazon olduğuna karar vermiş.**

Tam otomasyon hedefleyen depolama ve teslimat operasyonları, giderek yaygınlaşan fiziksel mağazalar, bir yanda bulut bilişim gibi dijital hizmetler, bir yanda Echo gibi yenilikçi aygıtlarla, diğer dört devin yürüdüğü hemen hemen bütün alanlarda daha sağlam, uzun vadeli adımlar atan bir şirket gibi görünüyor Amazon... (Amazon'un stratejisine ve taktiklerine dair şu yazıyı da okumanızı öneririm)

* * * 

Yeni ekonominin dönüşümündeki kilit nokta şurada: Giderek "online" ile "offline" arasında bir ayrım kalmıyor. Alışveriştekiler dahil bütün kararlarımız artık dijitalden etkilenmeye başlıyor.

New Forrester'ın bir araştırmasına göre sebze-meyve harici perakende satışların geçen yıl en az yüzde 58'i dijitalden etkilendi.

2017'de sebze-meyve harici perakende satışlara, dijitalden etkilenen en az 86 milyar dolar daha katılacak. Bu miktar ABD'de mobilya kategorisinin toplam hacmi kadar.

Son birkaç yılda ABD’deki mağazalarda ayak trafiği yüzde 60'a varan oranlarda düşmüş. İnsanlar mağazalara daha az gidiyor, ama ilginç bir şekilde artık yüzde 20 daha fazla harcıyorlar.

Çünkü artık çoğunluk internetten fiyat araştırması yapıyor ve fiziksel alışverişi tercih edenler ne alacaklarını bilerek evden çıkıyorlar. (Amazon kendi mağazalarına girip buradan rakiplerin internet sitelerindeki ürün fiyatlarına bakan müşterilerin bu sitelere erişimini engelleyecek bir patent aldı bile)

Kahraman süpermarket dijitale karşı

Türkiye'yi de etkileyen bu dönüşüm nedeniyle İstiklal Caddesi veya Bağdat Caddesi gibi geleneksel merkezlerin çöküşü, salt yeni ekonominin küresel dinamikleriyle açıklanamaz. Gayet yerel bir beceriksizliğimiz söz konusu.

Üstelik bu beceriksizlik fiziksel alışveriş ile de sınırlı değil.

Türkiye'de dijital perakendeciliğin ilk ve en önemli markalarından Markofoni'nin kapanma kararının ardından sektörün önemli isimleriyle görüştüğümde, onların da bu "kötü yönetim" açıklamasına katıldığını gördüm.

Acaba Türk şirketler, Amazon’un Türkiye pazarına gireceği söylentilerine ve yenilikçi teslimat yöntemlerine, Google’ın tüketicilerin çevrimdışı davranışlarını da izleyemeye başlamasına, Snapchat’in fiziksel ve dijital alışverişler arasındaki ilişkiyi çözme çabalarına, perakendecilikte yaygınlaşan artırılmış gerçeklik uygulamalarına, otonom seyyar dükkânlara nasıl cevap verecek?

Daha da önemlisi, bizim perakendeciler bu gelişmeleri analiz edip kendi inovatif yaklaşımlarıyla değişime uyum sağlayabilecek kapasiteye sahip mi?

Her alana el atan teknoloji şirketleriyle rekabet için belki de her kuruluşun teknoloji şirketi gibi davranabilmesi gerekli. 

Ekonomideki bu dönüşümden medyanın ne dersler çıkarabileceğini de önümüzdeki günlerde tartışırız.

 

* Google’ın topladığı verilerin Facebook’un topladıklarından daha kaliteli olduğuna inanmamın basit bir sebebi var: İnsanların sosyal medya aktiviteleri ve dolayısıyla orada paylaştıkları bilgiler genelde yanıltıcı oluyor çünkü herkes “imaj yönetimi” yapıyor. Oysa Google’a en mahrem bilgilerimizi veriyor, kimseye soramadığımızı ona sorabiliyoruz. Bu yüzden Google bizim hakkımızda, Facebook’a kıyasla daha gerçekçi bir resme sahip.

** Siz Amazon, Apple, Facebook, Microsoft ve Google'dan tek tek vazgeçmek zorunda bırakılsanız, hangi sırayla seçerdiniz? iPhone mu Windows mu daha vazgeçilmez sizce? Facebook hesabınız mı, yoksa Google aramalarınız mı? Bana yazabilirsiniz: ekizilkaya@hurriyet.com.tr

 

Yeni medyadan 7 taze haber, 7 mühim konu 

Kahraman süpermarket dijitale karşı

* Video birimimizde staj yapan genç arkadaşımız Ali Tatlı, yeni medyadaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ali geçen hafta şu ilginç gerçeğe dikkatimizi çekti: ABD, Fransa ve Almanya'nın ve en çok ziyaret edilen 10 sitesi içinde hiç haber sitesi yok, İngiltere'de 1 tane var (BBC)... En çok ziyaret edilenler listesinin sosyal platformlar ve alışveriş siteleri tarafından domine edildiği bu ülkelerin aksine Türkiye'de ilk 10'da dört haber sitesi bulunuyor. Ülkemizde habere ne kadar ilgi duyulduğunun bir göstergesi…

* İngiliz gazetesi Evening Standard 2004'te yayınlanan bir dizi haberde, o dönemde İrlanda hükümetinde bakan olan Martin Cullen'ın Monica Leech adlı bir halkla ilişkiler uzmanıyla evlilik dışı ilişki yaşadığını öne sürmüştü. İrlanda mahkemeleri aynı yıl Evening Standard'ın sahibi olan Independent Newspapers şirketinin bu haberlerle Leech'e "hakaret" ettiğine hükmederek 1.2 milyon Euro tazminat cezası vermişti. Şirket konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşımıştı. Yıllardır beklenen karar geçen hafta çıktı. AİHM, bu davada İrlanda mahkemelerinin ifade ve basın özgürlüğü hakkını korumadığına hükmetti. Türkiye'yi de bağlayan bir içtihat haline gelecek son kararda "Hakaret davalarında makul olmayan ölçüde yüksek tazminat cezaları verilmesi ifade özgürlüğü için de olumsuz bir etki yaratabilir, bu yüzden orantılı cezalar verilmelidir" denildi. Şimdi İrlanda hükümetinin yasalarda bu yönde bir düzeltme yapması bekleniyor.

* Dijitalin en büyük markalarının büyük bölümü hâlâ kârlı değil. Çünkü temel amaç, önce kullanıcı kitlesini alabildiğine genişletmek. Bu yüzden dünyanın en büyük müzik akış platformu Spotify bile geçen yıl 600 milyon dolar zarar etti, ama kullanıcılarını yüzde 40 artırarak 140 milyona çıkardığından yatırımcılar memnun. Spotify örneğinde müzik sektöründe olduğu gibi, medyada da “tiraj” ve “erişim” arasındaki iyi farkı anlamak gerekiyor. Medya şirketlerinin tirajları düşse de, erişimleri tarihin en yüksek seviyesinde. Bu yüzden, medyanın teknolojik dönüşüm sayesinde kavuştuğu imkanlar, karşılaştığı risklerden daha büyük fırsatlar sunuyor.

* ABD’de 2000 yılından beri belirginleşen ve korkutan bir trend: Üniversite mezunu erkekler iş aramak yerine bütün gün dijital oyunlarla vakit öldürüyor, aile kurmuyorlar.

* Sosyal medya televizyonu nasıl değiştiriyor? Anlamak için şu yazıyı okuyabilirsiniz. Özetle: “Mutlaka görülmesi gereken televizyondan 'mutlaka tweetlenmesi gereken televizyon'a geçiş yaptık.

* Yapay zekanın yayılması devam ediyor. Facebook, istediğini almak için yalan söylemeyi öğrenen bir yapay zeka yarattı ve bu yapay zeka kendi pazarlık dilini geliştirdi. Bu arada IBM'in Watson'ı mali hizmetler danışmanı oldu  ve casusluğu da yakında yapay zeka yapacak.

* Endonezya Maliye Bakanı, bir aylık müzakerenin ardından 2016 yılı için Google ile vergi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

X