"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

İçimizden geçen faylar

Farkında mısınız, beşik gibi sallanıyoruz bugünlerde.

Trakya, Marmara ve Ege bölgesi başta olmak üzere hemen her yer sallanıyor.
Deprem olmaz dediğimiz bölgelerde zelzeleler oluyor, ülkemizi ‘deprem korkusu’ sarmaya başladı.
Korku, depremin verdiği hasardan daha çok zarar veriyor insana...
Bir yanda deprem korkusu, diğer yanda gölleriyle, nehirleriyle, obruklarıyla, dağlarıyla, termal - kaplıca sularıyla, madenleriyle ve eşsiz nimetleriyle Türkiye...
Birçok zenginliği ve güzelliği ‘Deprem bölgesi’ olmamıza borçluyuz...
*
Coğrafyamızda nice büyük depremler yaşanmıştır.
Deprem korkutur, sakat mimariyi, uygunsuz yapıyı yıkar, yerle bir eder, insanları öldürür, yaralar ama o bölgelere de nimetler sunar...
Depremler yeraltı ve yer üstü zenginliği getirir.

GÜVENLİ YAPILAR

Adeta deprem tarihinin yazıldığı bölgelerimizde bundan kaçış yok, olamaz da; Depremle birlikte, depremle yaşama bilincini geliştirerek yaşayacağız...
Bunun için, köprüleri, barajları, viyadükleri, tünelleri, metroları, tüm altyapı eserlerini, hastaneleri, okulları, kamu binalarını, yurtları, kışlaları, karakolları, camileri, spor salonlarını, stadları, konutları, iş ve alışveriş merkezlerini, fabrikaları mimarileriyle, mühendislikleriyle birlikte depreme dayanıklı, ‘güvenli yapılar’ inşa edeceğiz...
Başka bir yolu yok bunun...

MUCİZE DEĞİL, AKIL

Klişe sözü hatırlatalım;
Deprem öldürmez, ihmal ve kötü bina öldürür!..
Japonya örneği çok değerli, orada ki depremler sıklık, büyüklük ve şiddet olarak Türkiye’de yaşansaydı bizim coğrafyamızda insan kalmazdı!..
Mucizeye gerek yok, deneyimleri doğru dürüst ve zamanında almalı, uygulamalı; Projeleri eksiksiz, kusursuz, gerçekçi ve uzun bir sürede hazırlamalı, uygulama ve imalatları da hızla gerçekleştirmeli.
*
Peki, biz ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz?
Rüyada gördüklerimizi veya çocukluk hayallerimizi bir anda uygulamaya başlıyoruz. Hemen temel atıyoruz...
Gerekli mi, gereksiz mi?

Buna ihtiyaç var mı?
Yeri ve zamanı doğru mu?
Şimdi mi yapılmalı?
Toplumsal bir talebi karşılıyor mu?
Mimarisi uygun mu?
Çevreye, doğaya zararı var mı?
Bölgenin iklimine tesiri olacak mı?
Finansmanı var mı?
Nasıl işletilecek?
Yurttaşlar bu işe katılıyor mu?
Akademik çevrelerin görüşü alındı mı?
Olumsuz eleştirilere fırsat verildi mi?
Deprem ve afetlerle ilişkisi olacak mı?
Yasal ve hukuki süreçler tamamlandı mı?
Gibi, gibi, gibi cevabı alınması gereken onlarca soru görmezden gelinerek ‘kaba bir plan’ ile oldubittiyle işe başlanıyor.
Hatalar, yanlışlar, çökmeler, kazalar, uygunsuzluklar yaşandığında da ‘yahu buna bir proje yapalım, revizyon, tadilat projesi falan çizelim’ denilerek maliyette üç dört katlanıp devlete ve millete külfet bindiriliyor. Bunların bedelini kuzu kuzu ödüyoruz.

PROJE VE AHLAK

Proje yapmayı sevmiyoruz!
Proje eksikliğine ilaveten ‘ahlak’ konusu da pas geçiliyor!..
Kalmamış mı, gerek mi duyulmuyor bilmiyorum artık!..
*
Deprem ve olağanüstü hallerde, afatlarda can ve mal kaybı yaşamamak, üzülüp ağlamamak, eksiksiz ve kusursuz iş görmek için;
Ahlaklı devlet adamı.
Ahlaklı bürokrat.
Ahlaklı mühendis.
Ahlaklı müteahhit.
Ahlaklı kontrolör.
Ahlaklı yönetici.
Ahlaklı siyasetçi.
Ahlaklı medya.
Ve ahlaklı bir halka ihtiyaç var...
*
Bugünlerde ardarda yaşanan sarsıntılar büyük depremin ayak sesleri.
Allah korusun ama biliyoruz ki gelecek;
Deprem korkusunu yenmeli, hemen gelecekmiş gibi tedbirli ve hazır olmalı, korkusuzca yaşamalı...

‘RİSK ALTINDAYIZ’

Proje, proje, proje diyoruz.
Malum, Marmara denizi fayları öncelikle Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Çanakkale, Balıkesir ve Bursa ’yı etkileyecek.
Faylar içimizden geçiyor.
Fay hatlarının üzerinde yaşıyoruz.
Büyük bir tehlike ve risk altındayız...

DEPREM SENARYOLARI

Mesela illerimiz nasıl etkilenecek?
Bursa’da ve diğer iller için AFAD muhtemelen deprem senaryoları hazırlamıştır;
Kaç bina yıkılacak, ne kadar insan hayatını kaybedecek, yaralı sayısı ne olacak, açıkta kaç kişi kalacak?..
Arama, kurtarma, haberleşme, sağlık ve sosyal hizmetler, bulaşıcı hastalıklar ve çevre sağlığı, barınma, güvenlik, ulaşım, afet toplanma alanları, mezarlık alanları ve daha birçok detay...
*
1999 yılında iki büyük deprem yaşandı ve o acılar hala unutulmadı.
Devletimiz, geçmişten de ders çıkartarak zarar ve ziyanları en aza indirecek tedbirleri alıyordur...

X