Kalp dostu beslenme: Denge var, stres yok

Amerikan Kalp Derneği beslenme önerilerini yıllar sonra güncelledi. Bu kez ne yapılıp yapılmayacağı konusunda uzun uzun listeler vermek yerine ‘denge’ye ve ‘bilinçli olma’ya vurgu yaptı. Yasaklar ve zorunluluklar olmadan, stres altında hissetmeden de sağlıklı olunabileceğine dikkat çekti.

Haberin Devamı

Sağlıklı beslenme düzeninin kalp hastalıklarının hem önlenmesi hem de tedavisinde önemli bir rol oynadığı biliniyor. Öte yandan bunu hayatımıza adapte etmek o kadar basit değil çünkü herkes için geçerli olan tek bir ‘doğru’ yok. Harvard Tıp Fakültesi de bu ay internet sitesi Harvard Health’te paylaştığı yazıyla odağına bu meseleyi aldı. Amerikan Kalp Derneği (American Heart Association) beslenme kılavuzunu 15 yıl sonra ilk kez güncelledi.

Kalp dostu beslenme: Denge var,  stres yok

Bu kez protein, yağ gibi spesifik besin maddelerine yönelik olarak ‘yapılması gerekenler’ veya ‘yapılmaması gerekenler’, ‘mutlaka’lar ya da ‘asla’lar yok. Yeni yönergeler sağlıklı beslenme modelleri üzerinde duruyor; yasaklar ve zorunluluklar olmadan, stres altında hissetmeden de sağlıklı olunabileceğine dikkat çekiyor. Kasımda çevrimiçi olarak ‘Circulation’da yayımlanan yeni yönergeler, belirtilen temel kuralların sınırları içinde kaldığınız sürece kendi zevklerinize, ihtiyaçlarınıza ve yaşam stilinize uygun şekilde sağlıklı bir beslenme düzeni kurabileceğinize vurgu yapıyor. Genel olarak dört temel maddede kılavuzu özetlemek mümkün:

Haberin Devamı

Sadece evde değil, her yerde...

* İlk olarak kalori alımınızı fiziksel aktiviteyle dengelemek, sağlıklı bir kiloda olmak veya kalmak gerekiyor. Fazla kilo ve obezitenin kardiyovasküler hastalıklarda riski arttırdığı biliniyor. Dolayısıyla yediklerimiz-içtiklerimiz konusunda bilinçli davrandığımız, fiziksel aktiviteyi beslenmemize uygun olarak düzenlediğimiz bir yaşam stili öneriliyor.

* Diğer bir madde ‘sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olmak’. İyi ama bu ne demek? Çok çeşitli sebze ve meyvelerin, tam tahıllı besinlerin, sağlıklı protein kaynaklarının (ağırlıklı olarak baklagiller ve yemişler, sonrasında az yağlı süt ürünleri, işlenmemiş et ürünleri vb.), palm yağı, Hindistan cevizi yağı gibi yağlardansa zeytinyağı, ayçiçeğiyağı gibi ‘likit ve tropik olmayan’ bitkisel yağların tercih edilmesi anlamına geliyor. Yani minimum düzeyde işlenmiş gıdanın, ilave şekerli besinin tüketildiği, az tuzlu ya da tuzsuz beslenmenin tercih edildiği, alkol tüketiminin asgari düzeyde tutulduğu (ya da tüketilmediği) bir düzen.

Haberin Devamı

* Sadece evde pişirirken ‘sağlıklı’ sınırlarda kalmak yeterli değil. İster evde hazırlansın, ister dışarıdan sipariş edilsin ya da bir restoranda yensin önemli değil; ne yediğimize her zaman dikkat etmemiz gerekiyor. Bir fast-food zincirinde dahi menüden daha sağlıklı, minimum katkı maddeli, az tuzlu, küçük porsiyonlu seçenekleri tercih etmek mümkün. Sadece içeceğin en büyük boyunun bile ne kadar şeker içerdiğini aklımıza getirirsek buna uygun bir tercih yapabiliriz.

* Elbette tütün mamullerinden uzak durmak da listede yer alıyor. Sigara ve benzeri tütün ürünlerinden uzak durmak, pasif içicilik de dahil olmak üzere sağlığımız için önem taşıyor.

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları