Katma değerli tarım için harika bir coğrafyadayız

GEÇEN hafta Denizli Güney’deydim.

Haberin Devamı


Buralara çok geldim ve her seferinde de büyülenmeye devam ediyorum.
Bölgenin gelişimini en iyi takip edenlerden biriyim.
Türkiye bağcılıkta önemli bir yere geldi.
Bunda Denizli’nin, özellikle de Güney’in önemli bir payı var.
Tabii Çal ve Bekilli bölgelerini de unutmamak gerekir.
Pamukkale Bağcılık’ın tek fabrikası Güney’dedir. Kavaklıdere, Doluca, Sevilen, Diren, Mey, Vinkara gibi şarap üreticileri bu bölgede bağcılık faaliyetleri yürütüyor.
Arkas Bağcılık ve Yedi Bilgeler de; Denizli’yi tercih edenler arasına katıldı.
Denizli bir bağ denizi haline gelmiş; bağlar arttıkça kalite de yükselmiş, ilgi de...
Sadece Güney’de 50 bin dekar bağ alanı bulunuyor.
Şiraz, çal karası, merlot, öküzgözü, kalecik karası, cabarnet, sauvignon blanc türleri, sofralık üzüm türlerinden alfons, antep karası, red globe, michele palieri, trakya ilkeren ve sultani çeşitleri yetiştiriliyor. Bunların büyük bir çoğunluğu susuz tarım olarak yetiştiriliyor.
Ama bölge üreticileri yine de şanslı çünkü su problemi olmayan yerlerden biri Denizli Güney...
Denizli’yi farklı kılan özellikler var.
Bir kere deniz seviyesinden 900, 1000 metre yükseklikte bulunan bir platoya sahipler...
Güney’de kış aylarında soğuk ve kar yağışlı sert karasal iklim hakim...
Yıllık ortalama 550 mm yağış alıyor ve yaz aylarında gündüz, gece sıcaklık farkı 15, 20 dereceleri buluyor.
Killi, kireçli, kireç taşlı ve çakıllı toprak yapısına sahip...
Menderes nehri de tam ortadan geçiyor.
Bütün bu koşullar bağcılıkta Denizli’yi öne çıkarıyor.
Katma değerli tarım için Türkiye aslında önemli bir coğrafya...
Ve Anadolu’nun kıymetini bilmeliyiz.
Türkiye’nin her bölgesinde ayrı bir zenginlik, ayrı bir değer var.
Çok şanslıyız.

Haberin Devamı


Toprak ve iklim zenginliği
Türkiye’yi çok başka yapıyor

GÜNER ailesi bağcılığa değer katanlar arasındadır.
Murat Güner ile Saint Joseph’te beraber okuduk, kardeşi Enis de artık benim kardeşim sayılır. Babaları Coşkun Güner’in bağcılığın gelişmesinde büyük katkıları oldu. Israrla, sabırla ve büyük bir özveriyle sektörün büyümesini sağladı.
Gerçekten de katma değerli tarım adına çok önemli işler yaptılar.
Denizli Güney’e de onlarla birçok kez gittim.
Bağların arasındaki o küçük evi restore etmişler, daha yaşanılır hale getirmişler.
Hasadın son günlerinde onlarla Denizli Güney’e gittim.
Hep söylüyorum.
Fransa’nın Bordeaux’su varsa bizim de Denizli Güney’imiz var.
Ve hatta Anadolu’nun her yerinde Bordeaux’ya, Toscana’ya rakip olabilecek yerlerimiz var.
Güney platosu Türkiye’nin önemli bağ bölgesi haline geldi.
Buradaki en önemli yetiştiricilerden Sevilen de eski bir marka...
1942 yılında İsa Güner tarafından kurulmuş. Bulgaristan’da bağcılık üzerine eğitim almış ve sonrasında 1940 senesinde, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmiş. Şimdi Güner Ailesi’nin üçüncü nesli görev başında... Ailenin en büyük yardımcıları ise Bordeaux bölgesi kökenli deneyimli Fransız danışmanı Florent Dumeau...
Sevilen üzüm üretimini iki merkezde sürdürüyor; İzmir yakınlarında yer alan ve sıcak bir Akdeniz iklimine sahip olan Ege Bölgesi ve soğuk Anadolu Platosu’nda...
Enis Güner dedi ki; “İzmir’de 150 metre rakımda Bari veya Atina’dakine benzer üzümler üretiyoruz. Anadolu Platosu’nda ise 900 metre rakımda Rhône Vadisi’ndekine Hermitage, Chateauneuf du Pape gibi benzer iklim koşulları hakim… Türkiye iklimiyle, toprak yapısıyla dünyanın en değerli ülkelerinden biri...”
Toprak ve iklim açısından sahip olunan bu çeşitlilik Türkiye’ye müthiş bir zenginlik katıyor.

Haberin Devamı


Terroir işte böyle bir şey

DENİZLİ Güney’in ilginç bir toprak yapısı var.
Bu kayalar bağların arasından çıkmış.
Kayalardan bir dağ olmuş.
Sanki Mısır piramitleri gibi...
Üst üste konmuş ve harika bir fotoğraf veriyor.
Binlerce kez kamyonlar araziye girip taşları toplamış.
İşte terroir dediğimiz şey böyle bir şey...
İklim, toprak, rüzgar, bitki örtüsü, mineraller ve birçok şey birleşiyor; o bölgeyi bir diğerinden farklı hale getiriyor.
Toprağın farkı, özelliği, zenginliği de işte böyle ortaya çıkıyor.


Yasin Tokat’ı anmamak olmaz

GÜNEY’den bahsedince Yasin Tokat’ı anmamak olmaz. Pamukkale Bağcılık’ı 1962 yılında babası İbrahim Tokat’ın yönlendirmesi, en büyük abisi Fevzi Tokat’ın önderliğinde 5 kardeş birlikte kurdular. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Gıda ve Fermantasyon Teknolojisi Bölümü’nü bitirdiğinde bir hayali vardı.
O yüzden Türk bağcılığının gelişmesi adına önemli hamleler yaptı.
Doğup büyüdüğü Denizli Güney’in gelişmesinde ailenin önemli katkıları oldu.
Güney’i bağcılığın merkezi yapmak için köy kahvelerinde toplantılar düzenledi, çiftçileri bu hayaline ortak etti. Güneyli bağ çiftçisine asma anacı dağıttı. İyi ki de yaptı. İşte yerel kalkınma da böyle oluyor. Birileri çıkıyor ve o bölgenin kaderini değiştiriyor.

Yazarın Tüm Yazıları