Tarkan etkisi

Geçen hafta Tarkan’ın sosyal medya paylaşımıyla dikkat çeken 3. İstanbul Tasarım Bienali’ni son gününde gezdim.Tıklım tıklımdı...

Haberin Devamı

Kalabalığı görünce “İşte bu Tarkan’ın etkisi” dedim.
Oradaki rehber arkadaşlar da benimle aynı fikirdeydi.
“Biz iki şeye bağlıyoruz kalabalığı:
1- Tipik Türk davranışı, son gün gelmek bienale...
2- Tarkan’ın etkisi” dediler.
Kalabalık güzeldi, içerideki çalışmaları gördükten sonra “Biz İnsan mıyız” sorusunu sormak daha güzeldi.
İnsanoğlu kendi yaptığı tasarımlara şaşırmaktan, bu tasarımlara neden ihtiyaç duyduğunu sorgulamayı unutur olmuş.
Mesela savaşlar, bombalar bu kadar çok olmasa yapay uzuv teknolojisi bu kadar gelişir miydi?
Teknolojinin ürettiği gerçek gibi duran kol-bacaklara şaşıracağımıza, bu kol-bacaklara ihtiyaç duyuran nedenleri ortadan kaldırsak ya...
Kafamda bu sorularla ayrıldım Tasarım Bienali’nden.
Yüzlerce insana bu etkinliği gezdirdiği için Tarkan’a teşekkür ederek...

Haberin Devamı

Anestezik tasarım

Akıllı telefonlarla ilgili bugüne kadarki en doğru tanımlamayı 3. İstanbul Tasarım Bienali’nde duydum.
“Anestezik tasarım” olarak nitelendiriliyor akıllı telefonlar.
Neden anestezik?
Uyuşturuyor da o yüzden.

Sahnedeki Ebru Gündeş

Ebru Gündeş’i sahnede ilk kez 1994 yılında izlemiştim, Kıbrıs’ta...
Rahmetli Rauf Denktaş’ın davetlisi olarak Kıbrıs’a gitmiş, Denktaş’ı evinde ziyaret etmiştik. Gece de sahneye çıkmıştı Ebru Gündeş.
İlk albümü “Tanrı Misafiri”ni yeni çıkardığı yıllar...
Yolun başında, çıtı pıtı bir genç kadındı.
Üzerinden 20 yılı aşkın zaman geçmiş. Bu süre içinde bir daha onu sahnede izlemedim.
Hafta sonu Günay’a gidene kadar...
Duyuyordum ne kadar kalabalık olduğunu, hafta sonu iki geceyi doldurduğunu falan ama gidememiştim.
Doğruymuş, tüm masalar doluydu.
3 saatten fazla kaldı sahnede, 23.15 gibi çıktığı sahneden 02.30’da indi.
İki kıyafet değiştirdi.
Klasik Ebru Gündeş şarkılarından sanat müziğine, 90’lardan günümüz pop şarkılarına kadar geniş bir yelpazede şarkılar okudu.
Hüzünlendirdi, nostalji yaptı, eğlendirdi, oynattı...
İşin ilginci, seyircilerinin yüzde 30 kadarı Arap turistlerdi Ebru Gündeş’in.
Ben bu kadar Arap hayranı olduğunu bilmiyordum.
Bir de tekrar tekrar gelip izleyen bir seyirci grubu var ki Ebru’nun en az Arap seyircileri kadar onlara da şaşırdım.
20 yılda Ebru Gündeş’te ne değişmiş?
Hayatında çok şey değiştiğini hepimiz biliyoruz zaten.
94’teki o çıtı pıtı, masum genç kadının yerine olayların-tartışmaların göbeğinde kalan, eşi hapse düşmüş, bir çocuk annesi yine güzel bir kadın vardı sahnede.
Değişmeyen tek şey sesiydi...
Ebru Gündeş’i kızgınlıklarımızdan, eleştirilerimizden arınıp dinlediğimizde Türk sahne hayatının en güçlü sesini dinlemenin keyfine varıyoruz.
Ben o akşam öyle yaptım.
Her şeyi unutup sesine kulak verince Ebru Gündeş’in sahnesinden büyük keyif aldım...

Haberin Devamı

Ebru Gündeş’ten Sıla’ya teşekkür 

3 saati aşkın sürede 50’ye yakın şarkı seslendiren Ebru Gündeş’in sahnedeyken sadece iki sanatçıya teşekkür etmesi dikkatimi çekti.
Biri Kayahan...
“Şarkılarını üç kişinin seslendirmesine izin verdi sadece. Biri Nilüfer, biri İbrahim Tatlıses, diğeri de benim” diyerek iki Kayahan şarkısı seslendirdi ve rahmetle andı büyük ustayı.
Diğer teşekkürü ise Sıla’ya etti.
Ebru Gündeş, sözlerini Sıla’nın yazdığı “Gidiyor Gönlümün Efendisi”ni ve “Neredeydin” şarkılarını seslendirdikten sonra
Sıla’ya teşekkür etti ve salondan
büyük alkış aldı.

85 yaşında çeviri yapıyordu

Pazar günü Bodrum Akyarlar Camisi’nden uğurladık Azize Ablamızı...
Azize Bergin’in son yolculuğunda yanında olmak için Bodrum’a bizim Arzu Akbaş Zor’la gittik.
92’de Hürriyet’e girdiğimizde tanışmıştık biz Azize Bergin’le.
O zaman bugünkü gibi internet, teknoloji falan yok.
Bütün Hollywood haberlerini yurtdışından gelen yabancı dergilerden çevirip haber yapardı Azize Abla...
Sadece magazin haberleri değil, pek çok edebiyat kitabını da Türk okuruna kazandırmış bir isimdi.
Yıllarca Kelebek’te birlikte çalıştık.
2007 yılında gazeteden ayrıldığında 76 yaşındaydı ve o yaşında her gün gazeteye gelip özenle haberlerini yapardı.
85 yaşında kaybettik Türk medyasının bu en eski isimlerinden birini.
Cenaze töreninde kızı Ayşe Fulya Özsu’dan öğrendim, Charles Dickens’ın bir kitabını çeviriyormuş en son.
İki gün önce de pazara çıkacak kadar iyiymiş.
Bodrum’a bu yaz yerleşmiş. İlk kez Bodrum’un kışını yaşamak istiyormuş.
Yaşayamadan aramızdan ayrıldı.
Ama dolu dolu yaşadı...
Allah rahmet eylesin...
Hoşçakal Azize Abla...

Yazarın Tüm Yazıları