"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Bu sefer gişeyi patlatabilir

İfratla tefrit arasında kalmak neyse Cem Yılmaz’ın şu sıralar yaşadığı o olmalı...

4 ay önce sosyal medyadan ayrılmıştı Cem Yılmaz.
“Ne gerek var, üç gün sonra filmin çıkacak, hiçbir şey için değilse bile pr için lazım olacak sosyal medya” demiştik.
Cem Yılmaz dayanamadı, bir süre önce döndü sosyal medyaya.
Dönmesiyle birlikte eskisinden daha da yoğun kullanmaya başladı.
Her önüne gelene laf yetiştiriyor şimdi.
Gece boyu oturup, kendisiyle kimi şaka kimi ciddi ağız dalaşına girenlere laf sokmak için mesai harcıyor.
Takipçileri de “Hayırdır sen hiç böyle yapmazdın. Filmin reklamı için mi böyle yapıyorsun” diye sormaya başladı.
Cem Yılmaz onlara da laf yetiştiriyor.
Kendisinin gece kuşu olduğunu biliyoruz ama bu aralar gişe korkusu fazladan uykularını kaçırıyor galiba Cem Yılmaz’ın...
Sosyal medyada ya hiç olmamak ya da çok olmak arasında iki uçta yaşıyor.
Bu arada “Arif v 216”dan paylaştığı ilk üç teaser’a ba-yıl-dım.
Hele Çağlar Çorumlu’nun oynadığı Zeki Müren ve oradaki Vizontele Tuba esprileri falan harika...
Son iki filminde 2 milyon civarı seyircide kalan Cem Yılmaz, bu sefer gişeyi patlatabilir.

Doktor kimlik sormaz

Gezi doktorları 4 yıl aradan sonra açılan davadan beraat etti.
Sağlık Bakanlığı, Gezi eylemleri sırasında yaralananlara sağlık hizmeti veren doktorlara dava açmıştı.
O günün psikolojisiyle verilmiş, akla mantığa sığmayan bir şikayetti bu.
Üstelik Sağlık Bakanlığı’nın bunu yapması inanılır gibi değildi.
Çünkü doktor dediğin yaralının/hastanın kimliğine, dünya görüşüne, dinine, diline bakmaz.
İnsandır onun için önemli olan.
Sağlık Bakanlığı bunu bilmiyor muydu?
Biliyordu elbet ama bir kez de hukuk yoluyla öğrenmiş oldular.

Anne babamız çok hızlıymış meğer

7 yıl aradan sonra Şahan Gökbakar’la Berrak Tüzünataç’ın balkonda öpüşme görüntülerinin ortaya çıkması hoş mu?
Taraflardan biri çoluk çocuğa karışmış mutlu bir evliliği var, ikinci çocuğu oldu.
Berrak’ın Birkan Sokullu’yla uzun süredir devam eden düzgün bir ilişkisi var.
7 yıl önce aralarında olan olmuş, biten bitmiş artık.
Bunca zaman sonra Anayasa Mahkemesi, Tüzünataç’ın şikayetini reddedince olay bir kez daha gündeme geldi.
Şahan 2010’da bu görüntüleri yayınlayan televizyona 100 bin lira, bu konuda yazı yazdığım için de bana 80 bin lira tazminat davası açmıştı.
Bu davalardan bir şey çıkmaması üzerine 2014’te AYM’ye başvurmuştu Berrak Tüzünataç.
Karar 3.5 yıl sonra çıktı.
Sonuçta neredeyse yıl oldu 2018, biz hâlâ bu mevzuyu konuşuyoruz.
Keşke davalar, yasal süreçler hızlı sonuçlansa da bitmiş gitmiş konular yıllar sonra yeniden gündeme gelmese...
Eminim Berrak da, Şahan da, Selin Gökbakar da bu durumdan hiç memnun değildir.
Kocasının eski defterlerinin açılmasından hangi kadın mutlu olur?
Şimdi bütün iç hukuk yolları bitti bu konuda, Türk adaleti olay evin terasında yaşandığı için görüntüleri çeken gazetecileri haklı buldu.
Şimdi Berrak davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşırsa, konuyu Şahan’ın çocukları (O saate kadar olursa Berrak’ın da tabii) okur herhalde.
“Vay babamız/annemiz zamanında az hızlı değilmiş” diye...
O yüzden bu meseleyi kapatın gitsin arkadaşlar. Ünlülerin hayatlarının, olay kendi teraslarında da geçse haber yapılacağını öğrendiniz artık...

Asansörde mahsur kalmak iyidir

Metrolardaki, metrobüslerdeki asansörler ne için yapılmıştır arkadaşlar?
Engelliler, yaşlılar, çocuklu ailelerin kullanması için.
Nasıl ki yürüyen merdivenlerde sağda durmayı öğrenemediysek, bunu da öğrenemedik daha...
Sapasağlam adamlar, gencecik kadınlar utanmadan itiş tepiş doluşuyorlar asansöre.
Kaç kere kavga ettim geçmişte, “Pusetle önce biz bineceğiz” diye.
Ama yok, kime anlatıyorsun!
Asansörün başına görevli koysan ne olacak? Adam “Bacağım ağrıyor” diyor, “Ameliyatlıyım” diyor...
Açıp muayene edecek hali yok ya görevlinin...
Bu utanmazlara yapılacak en güzel şey aslında metro asansörlerinin böyle arada bozulması.
Önceki gün Zincirlikuyu’daki metrobüs durağı asansörüne aynı anda binen 8 kişi mahsur kaldı.
Yarım saat sonra kurtarıldılar, fenalık geçirdiler asansörün içinde.
İyi olmuş, bir daha binmezler işte.
Temmuz ayında da Taksim metrosunda aynı şey yaşanmış, asansöre binen 6 kişi 40 dakika boyunca mahsur kalmıştı.
Yürüyen merdivenlerde solda durulmayacağını yavaş yavaş öğrenmeye başladık, engelli asansörlerinin kullanılmayacağını da mahsur kala kala öğreneceğiz inşallah...

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X