"Can Aydoğmuş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Aydoğmuş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Can Aydoğmuş

Can Aydoğmuş

Mevlana’ya sevgi yürüyüşü

29 Nisan 2017

Siz hiç gönülden dilediğiniz ve yaşadığınız bir yolculuğa çıktınız mı?

Ben bu hafta o gönül yolculuğuna çıktım. Ve gönül bahçemden sevgi ile yürüdüm.

Uluslararası Mevlana Vakfının, projesi olan Uluslararası Sevgi ve Barış Yürüyüşüne katıldım.

Bundan 789 yıl önce Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ’nın Selçuklu Sultanının daveti üzerine Konya’ya yaptıkları yürüşü temsilen Uluslararası Sevgi ve Barış Yürüşü, bir gönül yolculuğu...

Bu yolculuk Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ’nın 22. nesil torunu çok değerli ve saygıdeğer Sayın Esin Çelebi Bayru Hanımefendi’nin başından sonuna kadar eşlik etmesi ile ayrı bir değer kazanıyor.

Mevlevi Dedelerinden Nadir Karnıbüyükler’in aralardaki pahabiçilemez sohbetleri ve soruları cevaplaması da ayrı bir etkileyici unsur.

27 Nisan’da başlayan yürüyüş, 3 Mayıs’ta Konya’da son bulacak. Sayın Esin Çelebi Bayru’nun kıymetli katkıları ile başlatılan projenin, bu sene ikincisi yapılıyor.

Katılmak isteyenler, Uluslararasi Mevlana Vakfı ile bağlantıya geçerek, yürüyüşün devam ettiği noktadan katılabilirler.

Yazının devamı...

Bir rüya gibi

26 Nisan 2017

Bir kabus gibi


Zehirlenen köpekler ve kediler


Bir rüya gibi


Yavru kediler ve köpekler


Yazının devamı...

ÇOCUKLUĞUMU KAYBETMEDİM, YA SEN?

23 Nisan 2017

ÇOCUKTUM

Çocuktum saf ve temiz, hiçlikten gelen bir kar tanesi gibi

Çocuktum bir annenin gözyaşındaki kadar eşsiz

Çocuktum severdim, cinsiyetsiz ve beklentisiz

Çocuktum her dem biraz daha yersiz.

Çocuktum yer, yurt, ad, soyad hiçbir şeyi önemsemeksizin

Çocuktum annem toprağım, babam gökyüzü

Çocuktum kırmızı ve beyaz, bir de ay ve yıldız

Yazının devamı...

Gerçekten istiyor musun? Sen her şeyin en iyisine layıksın!

22 Nisan 2017

Sevgili okurum, bana yazdığın, benimle paylaşım içinde olduğundan dolayı ve tüm soruların için çok teşekkür ediyorum.

Kişisel gelişim serüvenimde öğrendiğim bir şey varsa, o da herkesin istediklerini, gerçekten istemedikleri gerçeğidir.

Şimdi bana “nasıl yani?” diyebilirsin. Farkındalık bizi özgürleştiren yegane güç olduğu için gel bunun üstüne düşünelim.

Birçok insanın isteklerine sahip olamadıklarını görüyorum. Bunun yanında bazı insanlar da istediklerine sahip olabiliyorlar.

Peki bu ikisi arasındaki fark nedir?

İstediklerine sahip olan kişiler:

1- Kesinlikle amaçlarına ilerlerken ego yapmıyorlar.

2- Kararlı bir şekilde isteklerinden vazgeçmiyorlar.

Yazının devamı...

Olmuyor diye bir şey yok! yeter ki iste ve kararlı ol...

19 Nisan 2017

Değerli okuyucum, seninle her daim iletişim içinde olmak beni çok mutlu ediyor. Lütfen bana yaz. Bana istediklerini sor ve benimle paylaşım içinde ol...


Geçen gün bir okuyucum, pek çok yaşam koçuna gittiğini ama kaderinin önüne geçemediğini, arka arkaya hayatında kötü olayların olduğunu yazdı.


Sadece o değil pek çok değerli okuyucularımdan bu tarz sorular alıyorum. Her birinize elimden geldiği kadar cevap vermeye çalışıyorum.


Hayatınızda mutlu olmak ve değişim adına yürüdüğünüz yol, zayıflamak isteyen bir kişi ile çok benzer.


Yazının devamı...

Mutluluğunuz Başkalarına Değil, Size Bağlı...

16 Nisan 2017

Yaşamın keşfedilmeyi bekleyen, bir mucize olduğuna her zaman inandım.

Çocukluğumdan bu yana çevremdeki pek çok insanın devamlı, çocuklarından, eşinden, patronundan veya başka insanlardan dolayı mutsuz olduğunu gözlemledim.

Peki neden başkalarından dolayı mutsuz oluyoruz? Çünkü onların bizim istediğimiz gibi olmalarını istiyoruz. Bizim doğru bildiğimiz gibi davranmalarını istiyoruz. Peki onlar nasıl davranıyorlar? Kendi doğru bildikleri gibi...

Peki nelere göre doğru biliyorlar?

Herkes kendi çevresinden, annesinden, babasından, dininden, inancından, meshebinden, örf ve adetlerinden, geleneklerinden, okuduğu okuldan, üniversitedeki hocalarından ve yaşadığı alanın bilgisinden öğrendikleri ve özümsedikleri ile davranışlarını belirliyor.

Geçen gün Çin’in Yulin kentinde Köpek festivali adına binlerce köpeği öldürmelerine karşı çıktım. Bu beni gerçekten üzdü. Ağladım mı? Ağladım. Köpeklerin o resmini görünce içim acıdımı. Hemde nasıl acıdı anlatamam. Diğer taraftan bu onların yüzlerce yıllık geleneği. Çin’de de şu an insanlar bu konu ile ilgili ikiye bölünmüş durumda...

Gelenekler ve inançlar ne olursa olsun, bilinç yükseldikçe ve farkındalık arttıkça, insanlar daha farklı bir seviyeden bakabiliyor. Lakin benim kendi hayatımda gördüğüm ve deneyimlediğim bir gerçek var. Siz kendinizi ne kadar parçalayarak anlatsanız da, kişinin kendisinin bunu deneyimlemesi ve kalben bakarak algılaması lazım. Bazen insanların yargıları ve kalıpları o kadar sert olabiliyor ki, o yargısını hiç birşey değiştiremeyebiliyor.

Lakin siz yargısız, sevgide olursanız ve kalbine dokunursanız, belki o zaman bir sevgi tohumu ekebilirsiniz. Sizin beklentiniz çok hızlı bir değişim olabilir ama bir insanın içindeki sevgi tohumu bir ağaç gibidir. Yıllar içinde bir ağaç gibi yavaş yavaş kök salacak ve birgün bir ağaç olacaktır.

Yazının devamı...

Mutluluk: Zihin ve becerinizle yarattığınız  başarıdır

15 Nisan 2017

Bugün bir arkadaşım bana iş hayatındaki sorunlarından bahsediyorken, birden kendimi “zaten yaşamın içinde dış etkenlerden kaynaklanan birçok sıkıntı var, sen de dengeyi yaratmak için daha çok pozitife odaklan”  cümlesini kurarken kendimi buldum. Arkadaşım bunun üstüne bana iş hayatından istediklerini alamadığını söyledi. Ben de ona sevmediğin, beğenmediğin, devamlı olumsuz yanlarını bulduğun ve bunlara odaklandığın bir yerden nasıl sana pozitif katkı sağlayacak fırsatlar bulabilirsin ki dedim.

Birçok insanın iş hayatından mutsuz veya şikayetçi olduğunu, işyerindeki arkadaşları ile devamlı işyerinin ve işyerindeki çalışanların olumsuz yanlarına odaklandıklarını duyuyorum. Kimse bizim iş hayatımızın iyi yönleri de şunlar, şanslı olduğumuz noktalar bunlar gibi konuşmalar yapmıyor.

İşsizler çalışanların yerinde, çalışanlar müdürlerin, müdürler direktörlerin, direktörler genel müdürlerin, genel müdürler CEO’ların ve CEO’lar da, “ben bu şirketi zengin ediyorum, kendi şirketim olsun” gibi bir noktaya doğru gidebiliyor. Patronlar herkes için muhteşem bir konumda görünüyor. Lakin dışı sizi içide beni yakar derler ya, onların da büyük başın büyük derdi vardır dedikleri gibi çok farklı boyutta konuları var. Ve herşey göründüğü kadar kolay değil.

Herkes kendisine milli piyangonun çıkmasını istiyor. Milli piyango çıkan kişilerin çoğunluğunun bir ila iki sene içinde, hatta bazen büyük kısmının birkaç ayda milli piyango çıkmadan önceki maddi durumlarına döndükleri gözlemlenmiş bir gerçektir.

Şu okulu kazanırsam çok mutlu olacağım diyen kişi okulu kazanır. Okulu bitirebilsem çok mutlu olacağım, okul biter. Tek istediğim iyi bir iş, iş olur. Bu sefer de işyerinde konular, yükselme ve başarı arzusu devam eder. İş hayatında başarılı olurken, evlensem ve eşim olsa, tek istediğim mutlu bir yuva derken, evlenir çocuğu olur. Eşi için üzülür, ailesinin konuları, çocuğum iyi olsun, sağlıklı olsun, okulunda başarılı olsun, çocuğumun evliliği... Bu sırada yaşlanmaya başlayınca sağlığım, gençliğim gidiyor demeye başlar insanlar. Sonra torunlar, geçmişte yaşadıklarına üzülür, pişmanlıklar, affedemeyişler ve eksiklik duyguları insanı sonu bitmez bir girdapta alır götürür.

Herkes kendini vazgeçilmez sanır ama bir gün ışığa olan yolculuğunuzu yaparsınız ve bu Dünya’daki yaşam sizin için sonlanır. Lakin çocuğunuz, eşiniz ve hatta anne ve babanız size üzülür, ağlar ama belli bir süre sonra güler, yer, içer ve yaşama devam ederler. Çünkü insan ne olursa olsun yaşamda kalmaya programlanmıştır. İstisnalar olabilir.

İstekler, arzular, beklentiler ve hayaller müthiş bir ilüzyon yaratabilir. Adeta bir okyanusun ortasında insanı sürükler götürür.

Bir anlığına olsa bile bütün istek, arzu ve beklentilerinizden vazgeçtiğinizi düşünün... Ne kadar hafiflediğinizi hissedeceksiniz. Bakın size vazgeçmelisiniz demiyorum. Kendinizi o noktaya getirin ve o noktadan hayata bakmaya, ne olursa olsun olduğunuz anda koşulsuz mutlu olmaya odaklanın... Akışa bırakın... Yaşamınızdaki şanslı yönlerinize, güzelliklere bakın. Ve o an akışa girmeniz ve akışa güvenmeniz ile beraber hayatınızda neler oluyor izleyin...

Yazının devamı...

Sözcüklerimiz

12 Nisan 2017

Bugün çok sevdiğim bir dostum ile sözcüklerin bizim üstündeki etkileri ile ilgili oldukça uzun sohbet ettik.


Yeni çıkan kitabım, Düşle İnan Yaşa’da bu konuyu 412 sayfa boyunca uzun uzun örnekler, teknikler ve tecrübeler ile paylaşıyorum. Elbette sizlerle burada paylaşmaya da devam ediyorum.


Bu günlerde kitabımı alıp okuyan insanlardan inanılmaz, gözlerimi yaşartan geri dönüşler alıyorum. Herbirisine tek tek teşekkür edemediğim için, buradan tüm okuyucularıma değerli ve güzel yorumları için çok teşekkür ediyorum. Önümüzde ki dönem imza ve söyleşi günlerimle hepiniz ile buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.


Gel gelelim sözcüklerin gücü ile ilgili bugün sizinle paylaşmak istediklerime. Dostumla sohbetimiz esnasında ikimizde aslında annelerin ve babaların çocuklarına söyledikleri her bir cümlenin çocukların gerçeği olduğunu bir kez daha keşfettik. Hatta çocukların okullarında kullandıkları cümleler, arkadaşları ile kurdukları ilişki biçimleri bile bizim evde gösterdiğimiz tutumlar ve onlara hayatımızda olan bitenler ile ilgili anlattıklarımızle tamamen paralel bir şekilde ilerliyor.


Yazının devamı...
Can Aydoğmuş Kimdir?

Can Aydoğmuş