"Can Aydoğmuş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Aydoğmuş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Can Aydoğmuş

Can Aydoğmuş

Vahabi zihniyeti Batı tarafından yerleştirilmiştir. Cemalnur Sargut – 2. Bölüm

18 Şubat 2018

Müslümanlıkta herkes eşit seviyededir. Krallık ancak ibadette... Daha aşkla Allah’la birleşen manevi kral olur onun dışındaki hiçbir krallığın falan önemi yok. Zaten Kabe’de de görüyorsunuz Kral da hizmetçi de yan yana tavaf ediyorlar yani arada bir fark yok. Hatta  şunu söyleyebilirim size  Müslümanlıkta peygamber efendimiz ve dört halifeden sonra -burası çok önemli-Peygamber’in lütfuyla dini liderlerle şekli liderler ayrılmıştır. Mesela Emeviler şekli liderliği yaparken Abbasiler şekli liderliği yaparken 12 İmam Hz. Ali’nin torunları manevi liderliği götürmüşler. İslam bugünkü laiklik anlayışına çok uyan bir anlayış getirmiştir. Dolayısıyla krallık yoktur, devlet başkanlığı vardır, demokrasi vardır. Ayette de şunu der; “Senin dinin sana benim dinim bana, kimseye hiçbir şeyi empoze edemezsin” Bu kadar açık bir demokrasi var. Bir profesör tanıdığım, insan hakları beyannamesiyle Peygamber’in veda hutbesinin mukayesini yaptı. İnsan hakkının Veda Hutbesinde ne kadar daha çok korunduğunu direk yazarak anlattı. Yani tamamen insan hakkına yönelik, herkesi eşit görmeye yönelik hatta o derece ileri ki, Peygamber’e soruyorlar, öbür alemde sen de sorguya çekilecek misin diye. Ben hepinizden daha çok çekileceğim, diyor. Bu dereceye kadar, vazife ve sorumluluk arttıkça da Allah tarafından daha çok mesul tutulmanın olduğu bir anlayış var.

-Arabistan’da hani İslam’ın merkezi olan ülke krallıkla yönetiliyor

Çünkü Vahabi zihniyeti batılı tarafından yerleştirilmiş. Bu zihniyette de İslam’la hiç alakası olmayan inançlar getirilmiş. Bugün nasıl hıristiyanlık kilise dini olmuşsa, Vahabiler de o çeşit bir din oluşturdular. Suudi Arabistan halkı değil, ama idareler, politikalar hep yanlış yönde yönlenmişler. Dolayısıyla krallık oradan oluşmuş yoksa yoktur öyle bir şey. Biliyorsunuz orayı uzun süre Osmanlı idare etmiş. Osmanlı’da, ‘Ben Peygamber’in hizmetçisiyim’ diyen padişahlar var.

-Krallık nereden gelmiş?

Çünkü bir şeyin devam edebilmesi için Suudi Arabistan, giderseniz insanların anane ve gelenekleri yolunda Peygamber’i ne kadar zorladıklarını anlarsınız. Yani inanç farkı var. Peygamber efendimiz oraya mucizevi şekilde temizlik getirmiş. İman getirmiş ama daha Peygamber göz önünden kaybolur kaybolmaz cahileye devrine yeniden dönülmüş. Kadına değer vermemek cahiliye devrinin özelliği... Gömüyorlarmış kız çocuklarını. Şimdi biraz batıyı kandırmak için bir şeyler yapıyorlar ama yapılarında böyle bir şey yok. Dolayısıyla bu yapıyı da kuvvetlendiren, cahiliyeyi çoğaltan bir inanç anlayışı getirilmiş batı tarafından. Suudi Arabistan zaten doğu ülkesi gibi değil, batı ülkesi gibi. Onun için de giderseniz göreceksiniz çok farklı bir anlayış ve oraya medeniyet getiren bir Peygamber var. Ama halk devam ettiriyor idareler ettirmiyorlar.  Çünkü orada kral olmazsa, batı tesirini kaybeder. O yüzden de krallık Hep 80 yaşındakilere devrediliyor. Yani varis de yaşlı, dolayısıyla o krallık devam etsin anlayışının gitmemesi için batı tarafından destekleniyorlar, gençlere hiç hak tanımıyorlardı. Şimdi şimdi başladı.

-Başörtüsü konusu Muazzez İlmiye Çığ bunun dinle alakası olmadığını söylüyor

Örtünmek, tesettür konusunun çok önemli olduğuna inanıyorum. Ama örtünmenin ilk başta kötü ahlaklarımızı örtmek, çirkin taraflarımızı örtmek gibi farklı değerler de taşıdığına inanıyorum. Edep kıyafetini, edep halini giyinmeden istediğiniz kadar her tarafı örtsek de o şeyi anlatamıyoruz insanlara.

-Manevi örtünmek

Yazının devamı...

Güney Kore’ye İslam Tasavvufunu tanıtmak istiyoruz / Cemalnur Sargut - 1. Bölüm

17 Şubat 2018

Şu ana kadar dünyaca ünlü çok değerli ve ünlü isimlerle çalıştığım için ve benim kendime ait bir özelliğim olarak da, tanıştığım zaman onun gerçek bir ışık olup olmadığını anlarım.

Bunların içinde Cemalnur Sargut  yalnızca gerçek bir ışık değil, hatta yakmak yerine şifalandıran sevgi dolu bir güneş...

Önümüzdeki bir kaç gün, sizlerle Cemalnur Sargut ile yaptığım röportajımı paylaşacağım. Dilerim hepimize ışık olur. Bu röportajı yaptığım sırada ve sonrasında benim için muazzam bir aydınlanma yaratan Cemalnur Sargut’u çok sevdim. Bana güzellikler katan isimler arasına Cemalnur Sargut da girdi.

Dilerim bir kaç bölüme ayırdığım ve sizlerle paylaşacağım bu röportaj bana olduğu gibi sizlere de şifa olsun...

-Gerçekten çok seviliyorsunuz tasavvuf ile ilgili çok sayıda araştırma var ama siz çok daha farklısınız. Şimdi şöyle başlamak istiyorum; insanlar hangi sıralamayla sizin kitaplarınızı okusun?

Dinle, Aşk’tan Dinle, Kur’an’la Var Olmak, Allah’ın Sevdikleri, Allah’ıma Sefere çıktım gibi radyo ve TV konuşmalarımı ihtiva eden kitapları daha kolay anlayabilirler çünkü radyo ve TV’lerde insan karşısındakine anlatır gibi konuşma lisanıyla konuları işliyor. Onlar küçük cep kitabı gibidir. Eğer tasavvufa merakları varsa ki, ben gençlerde çok görüyorum. Kur’an’la ilgili yaptığım çalışmaları daha sonra alabilirler. ‘Ey İnsan, Bakara 1, Bakara 2, Bakara 3, Meryem 1, Meryem 2, Ayetü’l Kürsi, Mülk Suresi gibi... Bu kitapları okurken benim tavsiyem anlamadıkları yerleri geçsinler, sonraki kısımları okusunlar. Anladıkları yerleri okuyup tekrar başa dönerler. Mevlana Kur’an için: “Gelin gibidir, peçesini herkese açamaz; yüz görümlüğü vermeyene de peçesini açmaz’ diyor. Yani önce nefsini vereceksin, egonu vereceksin ondan sonra anlamaya başlayacaksın’ diyor. Bu ikinci tür kitaplar daha çok akademik çevrede tefekkürü artıran kitaplar. Ya da gençler arasında o güne kadar Kur’an’ı ayetin tek manasıyla ezberlemiş olanlar, ayetin 30-40 manasından bizim kitaba aldığımız başka manaları okuyunca, bu sefer kendileri de düşünüyor, acaba ayetin böyle bir manası var mı diye. İşte Kur’an’ı, tefekkür eden ve vaktini Kuran’la geçiren insanlar haline geliyoruz. Daha sonra da tasavvufun doktora kitabı olarak kabul edilen İbn-i Arabi’nin 27 peygamberi anlattığı Fususu’l Hikem adlı kitabını haddim olmayarak şerh etmeye başladım. Hz. Adem’le başladım en son Hz. Yakup çıktı. Hz. Yusuf  ise basım aşamasında. Ömrüm yeterse ve Allah izin verirse tamamlamaya çalışacağım inşallah.

Birinci tür ve ikinci tür kitaplar arasında bir de ibadet serisi var. Namazın hakikati kitabında namazı niye kılıyoruz, niye beş vakit kılıyoruz, niye abdestte üç kere sağ kolumuzu, üç kere sol kolu yıkıyoruz gibi hepsinin nedenini anlatmaya çalıştım. Aynı şekilde orucun hakikati, tövbenin hakikati, Kabe’nin hakikati...Kabe’ye gidip neden 7 kere dönüyoruz gibi bütün sembollerin hakikatleri... Zaten Kabe kitabı Kâbe’ye gitmeden önce bir kere okunursa çok iyi olur. Konuyla ilgili çok bilgi veriyor belki bu kitabın evde bulunması bile çok önemli. İbadetlerle ilgili kitaplarda sahih kaynaklara başvurarak haddim olmayarak onların bilgilerini kullandım.

Yazının devamı...

Sevgililer Günü, Güneş Tutulması Ve Savaş Yıldızı

14 Şubat 2018

1. Savaş Yıldızının Etkisi

2. 15 Şubat Güneş Tutulması

3. Sevgililer Gününün Gücü

4. Para parayı, sevgi de sevgiliyi çeker

Yaşamın içinde hiçbir şey tesadüf değildir. Tam sevgililer günü zamanında Mars’ın savaş yıldızı ile birleşimi bu süreçte bir çok sevgililerin biraz gergin sınavlardan geçeceğini gösteriyor.

Ayrıca hemen ertesi gününde Güneş tutulmasının olması da çok ayrı bir anlam taşıyor.

Sevgililer günü bazılarımız için çok büyük bir mutluluk, bazılarımız için ise büyük bir eksiklik duygusunu barındırıyor.

Mutluluğu yaşayanların da, eksiklik duygusu yaşayanların da aslında keşfetmesi gereken en önemli etken sevgilinizin olup olmadığı değildir. Keşfedilmesi ve tam olarak içselselleştirilmesi gereken en önemli etken, gerçek sevgiyi algılamaya ve sevginin değerini anlamaya kendini açmaktır.

Yazının devamı...

1999 Başlangıç – 15 Şubat Güneş Tutulması: 19 Yıllık Süreç Tamamlanıyor

11 Şubat 2018

1. 1999 yılında başlayan süreçlerimiz bitiyor

2. 15 Şubat enerjisinden faydalanın

3. 19 yıllık sürecin bitişinin mucizeleri

1999 yılındaki Ay ve Güneş tutulmalarının 19 yıllık süreci 15 Şubat 2018 tarihinde tamamlanıyor.

1999 yılında neler yaşamaya başladı iseniz veya sizin için hangi süreçler ve zorluklar başladı ise 2018 yılında onların bitişini ve 2019 yılında yeni başlangıçları yaşayacaksınız.

Hepimizin bildiği üzere 1999 yılı tüm Türkiye için çok önemli bir seneydi. 1999 yılının etkisini çoğumuz hala yaşıyoruz ve atlattık diyenlerimiz bile içinde bir köşede derin izlerini taşıyor.

1999 yılındaki tutulmalar ile başlayan süreç herkesin hayatında farklı etkiler meydana getirdi.

1999 yılındaki süreç, herkese tam 19 yıllık çok ciddi bir öğrenim süreci yaşattı. Artık hepimiz için mezuniyet zamanı geldi.

Yazının devamı...

Şubat 2018 enerjisi: Dilekler gerçekleşsin...

10 Şubat 2018

Şubat 2018’in önemli başlıkları;

1. Mart ayına hiçbir şeyi bırakmayın.

2. 12 Şubat’a çok dikkat!!!

3. 15 Şubat değişim zamanı...

Sonrasında;

1. Mayıs ile Kasım arası sınav dönemi

2. 27 Temmuz büyük dönüşüm...

Bu kış, şu ana kadar neden hava soğumadı? Bu soru bir çok kişinin kafasında dolaşan bir soru işareti. Cevabını hemen söylüyorum; Normalde Satürn’ün konumundan dolayı müthiş soğuk bir kış geçirmemiz lazımken, Jüpiter Türkiye’nin astroloji haritasında güneş ile beraber olduğu için ısı ve ateş enerjisini arttırıyor. Jüpiter önümüzdeki Ekim ayında ev değiştireceği için 2018 sonu ile 2019 başı kış dönemi müthiş soğuk olacak.

Yazının devamı...

Şehitlerimizin önünde saygı ile eğiliyorum. Atalarımızın Sevgisi...

7 Şubat 2018

Eğer bu topraklarda yaşıyorsak, bunu şehitlerimize borçluyuz.

Her gün çocuklarımız okula gidebiliyorsa, bunu şehitlerimize borçluyuz.

Taksim meydanında insanlarımız huzur içinde dolaşıyorsa, bunu şehitlerimize borçluyuz.

Bakkalımızdan ekmeğimizi güven içinde alabiliyorsak, bunu şehitlerimize borçluyuz.

Komşularımızla beraber yaşadığımız her paylaşımı şehitlerimize borçluyuz.

Sevgilimiz ile sinemaya gidebiliyorsak, bunu şehitlerimize borçluyuz.

Malımız, mülkümüz, tapularımız eğer hala bizim ise, bunu şehitlerimize borçuyuz.

Arabalarımız ile gezebiliyor, lüks harcamalar yapabiliyorsak, bunu şehitlerimize borçluyuz.

Yazının devamı...

Bilinçsiz Bilgililik ve Yargılayıcı Entellektüellik

4 Şubat 2018

Yaşamın içinde insanların birçok üniversiteden mezun olmalarına, hatta profesör olmalarına rağmen birbirlerine tamamen tezat görüşleri savunduklarını görebiliyoruz. Herkes kendi doğrusunun en doğru olduğunu büyük bir hararet ile paylaşıyor ve gerektiği yerde bunun adına öfkeleniyor.

Çok okumuş birçok insan, tabi burada ne okumuş olduğu da ayrı bir konu, kendinden farklı olan birçok insanı aşağılıyor, dışlıyor, yargılıyor ve hatta var olmaması gerektiğini savunabiliyor. Bu insanlar savundukları gerçekliğin içinde büyümüş, ailesinden onun doğru olduğunu görmüş ve aidiyet duygusunu tamamen o gerçekliğe bağlamış bilinçlerdir. İnsanları aidiyet duygusu geliştirdikleri ve kabul edildikleri alanlardan çıkarmak neredeyse imkansız gibi bir şey.

Bir de bu insanlar o bilinç alanında bir üstad olarak kabul edilmiş ve üstüne yaşamının geçimini de buradan sağlıyorsa, artık elde etmiş olduğu bu gücü korumak adına herkese herşi söylemeye ve herkese herşeyi yapmaya başlayabilir.

Genel olarak, tarih boyunca bütün öğretilerin, toplulukların başlarındaki insanların acımasızca yaptıkları ve yapmakta oldukları budur.

Çoğu insan aslında ruhen kendisine çok ters olmasına, hatta içsel olarak tamamen karşı olmasına rağmen, menfaatleri adına ve kabul gördüğü alan uğruna birlik bilincini hiçe sayıyor.

Bu yazdıklarım, bu insanları içsel olarak rahatsız edeceği için, iç benliklerini en karanlık ve kendisinin bile ulaşamayacağı bir yere saklıyor, kilitliyor ve onunla ilgili tamamen kendilerini hissizleştiriyorlar.

Japonya’da yaşayan bir üstada göre asıl doğru onun doğrusu, Meksika’da yaşayan bir üstada göre asıl doğru  onun, Afrika’da yaşayana göre ise asıl doğru onun doğrusu. Vatikan’da yaşayan bir üstada göre asıl gerçeklik onun, Avusturalya’da yaşayan bir üstada göre de asıl ve tek gerçek onunki.

Ve hepsine göre, bir gün herkes kendilerinin ve çevrelerinin inandığı doğruya gelecek ve bütün dünya tek olarak onların doğrusunu yaşayacak. Hepsine göre diğer öğreti ve doğrular aslında yanlış yoldalar. Hepsine göre en iyi yere gidecek olan ve inandıkları yüce kaynağın istediğini yapan onlar.

Yazının devamı...

Ayakkabın delik dolaşmak ne demek bilirim! Köylerdeki okullara yardım etmeliyiz...

3 Şubat 2018

Zorluklar yaşıyorsanız bilin ki yaşadığınız kolektif bilincin içinde hissettiğiniz zorluğun bin katını yaşayan insanlar vardır.

İnsanlar kendi hayatında yaşadıkları zorlukların içinde, özellikle başkalarına yardım ettikleri ve başkalarının rahatlamasını sağladıkları zaman, kendilerinin de rahatladıklarını görürler.

Belki sizler için küçük, başkaları için çok büyük yardımlarınız ile küçücük kalplerin mutluluk ile dolmasını sağladığınız zaman yaşam sizi bin katı mutluluklar ile doldurabilir.

Son günlerde Türkiye’nin pek çok yerinde, köylerdeki çocukların ayaklarında ayakkabılarının dahi olmadığını ve aynı zamanda çok büyük zorluklar yaşadıklarını görünce çok üzüldüm.

Ben birebir bu zorluğu yaşamış, 50 liraya kendime bir ayakkabıyı bile alamamış bir insanım. Hani bazı insanlar yokluk yaşadım diyorlar ya ben o yokluğun gerçeten dibini yaşadım. Bir ayakkabım yoktu desem inanır mısınız? Gerçekten yoktu...

Daha sonra bir ayakkabı alabildim zar zor. O da plastik olduğu için bütün ayaklarımı yakmadı mı...

Anlayacağınız tam bir kabus yaşadım. Neyse ben bütün o süreçlerin içinden derslerimi alarak, astrolojik döngü değişimlerinde yaşam bambaşka boyutlara geçebilir ve meğer akrabanın akrabaya yaptığını akrep yapmazmış diyerek kendimi mucizeler yaşamaya adadım. İnandım mucizelere ve her gün kendi üstümde çalıştım...

Yaşadığım her deneyim beni düşüncelerin, duyguların ve sözcüklerin gücüne daha fazla yöneltti...

Yazının devamı...
Can Aydoğmuş Kimdir?

Can Aydoğmuş