"Can Aydoğmuş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Aydoğmuş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Can Aydoğmuş

Can Aydoğmuş

Ayakkabın delik dolaşmak ne demek bilirim! Köylerdeki okullara yardım etmeliyiz...

3 Şubat 2018

Zorluklar yaşıyorsanız bilin ki yaşadığınız kolektif bilincin içinde hissettiğiniz zorluğun bin katını yaşayan insanlar vardır.

İnsanlar kendi hayatında yaşadıkları zorlukların içinde, özellikle başkalarına yardım ettikleri ve başkalarının rahatlamasını sağladıkları zaman, kendilerinin de rahatladıklarını görürler.

Belki sizler için küçük, başkaları için çok büyük yardımlarınız ile küçücük kalplerin mutluluk ile dolmasını sağladığınız zaman yaşam sizi bin katı mutluluklar ile doldurabilir.

Son günlerde Türkiye’nin pek çok yerinde, köylerdeki çocukların ayaklarında ayakkabılarının dahi olmadığını ve aynı zamanda çok büyük zorluklar yaşadıklarını görünce çok üzüldüm.

Ben birebir bu zorluğu yaşamış, 50 liraya kendime bir ayakkabıyı bile alamamış bir insanım. Hani bazı insanlar yokluk yaşadım diyorlar ya ben o yokluğun gerçeten dibini yaşadım. Bir ayakkabım yoktu desem inanır mısınız? Gerçekten yoktu...

Daha sonra bir ayakkabı alabildim zar zor. O da plastik olduğu için bütün ayaklarımı yakmadı mı...

Anlayacağınız tam bir kabus yaşadım. Neyse ben bütün o süreçlerin içinden derslerimi alarak, astrolojik döngü değişimlerinde yaşam bambaşka boyutlara geçebilir ve meğer akrabanın akrabaya yaptığını akrep yapmazmış diyerek kendimi mucizeler yaşamaya adadım. İnandım mucizelere ve her gün kendi üstümde çalıştım...

Yaşadığım her deneyim beni düşüncelerin, duyguların ve sözcüklerin gücüne daha fazla yöneltti...

Yazının devamı...

Izdıraplardan dostluğa... En güzel dostluk yaşamla dostluk...

31 Ocak 2018

Yaşadığım yanlızlıkların ve çok derin kimsesizlik duygularının girdabında kahreden ızdıraplar çektim.

O ızdıraplar adeta bir çayın demlenişi gibi yavaş yavaş tüm yaşamımı demlerken gittikçe acımsı bir tadın beni sardığını hissettim. O acı tadın içinde kalmak yerine kendimi farkındalıklara ve bambaşka sorulara yönelttim.

Her soru ayrı bir tat, her farkındalık bambaşka bir lezzet verdi...

İlk sorularımdan bir tanesi; İnsanın yaşamını beraber yaşayacağı ailesi biyolojik ailesi midir? Yoksa onun hayatında mutlulukla paylaşımlar yaşadığı insanlar mıdır? Bu soru beni çok derinlere götürdü.

Hepimizin aileleri bizler için çok kıymetli ve ailemize saygı duymamız hatta atalarımızın önünde eğilmemizin bütün hayatımızı şifalandırdığına inanıyorum. Özellikle ailemizin ve atalarımızın sevgisi ile bağlantıda olduğumuzda ve o sevgi akışına izin verdiğimizde, hayatımız hayallerimizin ötesinde bir güç ve mucizelerle dopdolu oluyor.

Farkında olmamız gereken önemli bir nokta da doğduğumuz yerin adeta bizim okulumuz olduğu ve oradan almamız gereken pek çok güzel hediyelerin var olduğudur...

Lakin evrimleşmemiz, gelişmemiz için bizden yani ailemizden farklı insanlar ile buluşup kendimizi bulmalı, özümüzü ortaya çıkarmalıyız.

Ancak kendimizden farklı insanlar ve yaşadığımız ortamlardan farklı diyarlarda, konfor alanımızın dışına çıkarak kendimizi keşfedebiliriz. Aynılığın içinde nasıl farklı olasılıkları görebiliriz ki?

Yazının devamı...

Ay tutulması; Değişim ve Hediyeler...

28 Ocak 2018

Hepimizi önümüzdeki dönem çok önemli güneş ve ay tutulmaları bekliyor. Her bir tutulma bizler için değişim ve dönüşüm demek.

Tabi bizler değişime açıksak ve içimizdeki ışık yanımızı yüksek tutuyorsak bu süreçler çok daha kolay geçiyor. Lakin eğer korkularımız, teslimiyetsizliğimiz ve yıkıcı duygularımız çok baskınsa, o zaman oldukça zorlanabiliyoruz.

Yıkıcı derken sadece öfke gibi duygulardan bahsetmiyorum. Kimi zaman gerçekten sevgi ile alakası olmayan tutkularımız ve çok yoğun bir şekilde saplantı biçimine dönüştürdüğümüz isteklerimiz de son derece yıkıcı olabilir.

Herşey bizim beklediğimiz şekilde gelişmese de, aslında bizim iyiliğimize olacak şekilde gelişecektır.

Çoğu insanın ağzından çıkan sözler ile içsel istekleri tam anlamı ile birlik içinde değil. Kişilerin kendi içlerinde birlik halinde olmamaları ve akışta olmalarına engel olan her türlü yönleri, özellikle bu tutulma zamanlarında doruk noktasında karşılarına çıkıyor.

Otuzbir Ocak 2018 tarihinin öncesi ve sonrası yaşamın adeta size öğretmenlik yaparak konuştuğunu düşünerek, dinleyin, izleyin ve kendinizi anlamaya açın. Eğer yaşama bir öğretmen gözü ile bakarsanız yaşadığınız bütün süreçler çok daha büyük bir kolaylık içinde akacaktır.

Her zaman mutlaka çözüme yönelin, asla isyan etmeyin ve her zaman ama her zaman nasıl bir sorun yaşarsanız yaşayın, çaresinin sizin yanı başınızda olduğunu unutmayın.

Evrensel düzlemde dualitenin içinde olduğumuza göre, eğer ortada bir dert varsa mutlaka çaresi de vardır. Eğer bir sorun varsa mutlaka çözümü de vardır. Karanlık içine girdiğinizi hissettiğinizde farkında olmanız gereken en önemli etken, ışığınde aslında tam orada olduğu ve ortaya çıkmak için sizi beklediğidir.

Yazının devamı...

Kötülükçü ... İntikam almak için ne kadar kötü olabilirsin?  Kevser Aycan Aşkım Saroğlu

27 Ocak 2018

Uzun zamandır okumak için sabırsızlandığım Kötülükçü romanını sonunda okuyup bitirebildim.

 

Kötülükçü adeta beni ruhumdan yakaladı ve hediyelerle bıraktı.

Her satırının birbirini ahenk ile takip ettiği bu inanılmaz sürükleyici romanı okumanın ötesinde seyrettim ve yaşadım diyebilirim. Sanki film izlemek gibiydi.

 

Ellerimde bir kitap değil, her sayfasını merakla çevirdiğim bir dünya vardı. Ve o dünya bana her gün yüzümüze vuran pek çok gerçeği öyle  güzel gösterdi ve aynı anda da özgürleştirdi ki anlatamam. Bunu sizler de deneyimlemelisiniz.

 

Hiç kimsenin duyguları ile kendi çıkarımız adına oynamamalıyız. Geri dönüşümü çok tehlikeli olabilir. Bir de iyilik adı altında yapılanlara da dikkat etmeliyiz. Çünkü bazen iyilik gibi görünen fena halde yanıltıcı olabilir.

Yazının devamı...

Dualarımız askerlerimiz ile... Zeytin dalı için duaların gücüne inanın...

24 Ocak 2018

Hayatım boyunca duaların mucizelerini hep yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum.

Yanlız şöyle bir gerçek var ki, hem haksızlık, kötülük, vicdansızlık, kıskançlık ve sevgiden uzakta hareketlerde bulunup hem de dua etmenin ne kadar etkili olacağına dair şüphelerim var.

İnsanlara ve hayvanlara vurmayan, acıtmayan, zarar vermeyen, çalmayan ve herkesin hakkını veren ellerin açıldığı zaman edilen dua bir başkadır...

Başkalarının kalbini kırmayan, kötü amaçlı yalanları söylemeyen, hakaret etmeyen, dedikodu yapmayan, insanların ve hayvanların iyiliği için konuşan ağızlardan çıkan dualar bambaşkadır...

Her şeydeki güzelliği, iyiliği ve sevgiyi görmeye çalışan gözlerin görmek istediği dualarıın tezahür edişi ayrı bir güzelliktedir.

Kalbinde gerçek sevgiyi yaşayan, içinden başkalarının iyiliğini isteyen, haset, şeytanilik, nefret ve kötü niyet, olmayan insanların kalplerinden geçen dualar öyle mucizelerle olur ki, bütün çevreleri şaşkınlık ile izler.

Yaşamın içinde hepimiz duaların, bedduaların, ah etmelerin, yapılan iyiliklerin, bizlerin ve atalarımızın yaşama katkılarının sonuçlarını yaşıyoruz.

Hiçbir şey boşuna olmamak ile birlikte, her şeyin iyi ve kötü zamanları vardır. Yaşam kendi ritmi ile insanlık için olduğu gibi ülkeler için de ilerliyor.

Yazının devamı...

Kalp kırmak acı getirir, ya sonrası...

21 Ocak 2018

Günümüzde insanların karşılarındaki bireyleri kendilerinden daha küçük görerek, üste çıkmalarını hayretle seyrediyorum.

Bir sürü insan çevresine, müthiş bir ego ile son derece kaba ve empatisiz bir şekilde davranabiliyor.

Hatta hakaret etmek, küfür etmek ve deyim yerinde ise aba altında sopa göstermek son derece popüler bir hal almış durumda.

Kurumsal hayatın içinde yönetici konumuna gelen empatisiz bir çok insan çalışanlarına büyük zulüm yaparak kendilerini nasıl acıların beklediğini fark etmiyorlar.

Aile büyükleri, aile bireylerine sevgi ile yaklaşmak yerine, öfke ve diktatörlük ile bir şeyleri öğretmeye çalışıyorlar.

Sokakta insanlar sohbet ederken, iki üç kelimelerinden biri küfürlü ve agresif sözler olduğu zaman rahatlıyorlar. Aslında devamlı küfür etmek veya bir iletişimin içinde küfür ederek konuşmak çaresizliğin ve yetersizliğin işaretleridir.

Kabadayılık taslamak, sokak tabiri ile efelenmek gibi tutumlar malesef çok sayıda insanın alkışladığı bir davranış paterni haline geldi.

İnsanların arkasından konuşmak, dedikodusunu yapmak, haklarını yemek, onların rızıkları ve gelecekleri ile oynamak bile beğeni toplayabiliyor.

Yazının devamı...

Kerimcan Durmaz iyi ki var... Samet Liçina ve Caner Çalışır iyi ki var...

20 Ocak 2018

Yaşadığımız bu dönemde Kerimcan Durmaz’ın ve arkadaşları Samet Liçina, Caner Çalışır’ın ünlü olmasından dolayı çok mutluyum.

Demet Akalın, Fatih Ürek, Nur Yerlitaş, Seda Sayan ve Seren Serengil gibi ünlülerin de Kerimcan Durmaz’ı desteklemeleri, yaşadığımız bu zaman için bence çok takdir edilmesi gereken bir durum.

Ayrımcılıkların, farklılıklara karşı düşmanlıkların arttığı ve bizim özümüze aslında ters olan, Osmanlı’da bile yaşanmamış kültürlerin övüldüğü bu dönemde farklılıkları desteklemeliyiz.

Kerimcan Durmaz’ın kararlı duruşu, kendini hiç saklamadan, iki yüzlü olmadan ve bizleri kandırmaya çalışmadan, hepimizin karşısında 24 saat konuşması bence çok etkileyici.

Türkiye’de cinsel tercihi bütün medya tarafından bilinen ama halkın karşısında apayrı bir gerçekliği sergileyerek kadınlarla kendini gösteren veya evlenen insanlar da olduğu için Kerimcan Durmaz’ın varlığı bence çok kıymetli.

LGBT topluluğunun çok büyük bir mücadele verdiği bu günlerde, Kerimcan Durmaz’ın bütün Türk halkına kendini sevdirerek, kendisi farkında mı bilmiyorum ama, yapmakta olduğu misyon çok değerli.

Son dönemde insanlar Kerimcan Durmaz ve Danla Biliç gibi cesur, olduğu gibi konuşan ve yapmacıklıktan uzak insanlara yönelmeye başladılar. Artık hepimiz maskelerden, sahtelikten bıktık usandık. Ruhumuzu sıkan, özgürlüklerimizi kısıtlayan ve bir türlü dile dökemediğimiz düşünce biçimleri, kalıplar ve yargılardan kurtulmak istiyoruz.

Yaşadığımız astrolojik düzlem de tam olarak bizleri bu yönde ilerlememiz açısından itekliyor.

Yazının devamı...

Yeni Ayın Gücü Sizinle Olsun… Yeni Başlangıçlar Zamanı!

17 Ocak 2018

Uzun yıllardır Ay’ın hareketlerini mutlaka takip ederim.

 

Ay hareketleri okyanusları bile etkilediğine ve insan bedeninin yüzde yetmişi su olduğuna göre bizlerin de etkilenmesi kadar doğal bir şey olamaz.

 

Ayın sizin astroloji haritanızda kaçıncı evde olduğuna göre o gününüz farklı bir etki altında ilerliyor.

 

Örnek olarak özellikle  birçok insan yaşadıkları kazalar, çok ciddi sorunlar ve zarar görme durumlarını ay astroloji haritalarında sekizinci evlerindeyken yaşarlar.

 

Yazının devamı...
Can Aydoğmuş Kimdir?

Can Aydoğmuş