"Can Aydoğmuş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Aydoğmuş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Can Aydoğmuş

Can Aydoğmuş

Mutluluk sonuçta değil, yolculukta… Mesnevi’den her güne bir hikmet

13 Aralık 2017

Son dönemde üstünde çok farkındalıklar yaşadığım bir konuyu kısa da olsa sizinle paylaşmak istiyorum.

Birçok insan mutlu olmak adına devamlı bazı sonuçlara ulaşmayı veya istediklerinin olmasını bekliyor.

Bence bizler bu yaşama bir şeye ulaşmak için değil yaşam sürecini hediyelerimizi alarak deneyimlemek adına buradayız.

Bazı insanların, bir misyon veya belli hayat amacı için geldiklerini söylediklerini duyuyorum.

Pek çok kişi hayat amacını arıyor ve hayat amacını bulmak adına ciddi bir çaba sarf ediyor.

Bence bir insan yaşamı tek bir hayat amacı için değildir. Tabi elbette bunu seçip gelenler de olabilir, o çok ayrı bir mesele. Lakin bir insan yaşamının birçok amacının olduğunu, bütüne hizmet ettiğini düşünüyorum.

Astrolojinin ve numerolojinin içine derinlemesine baktığınız zaman, her kişinin hayatının içinde farklı birçok süreçlerden geçtiğini görebiliyorsunuz.

Bu süreçteki en büyük gerçeklerden bir tanesi de insanların istedikleri olduğu zaman bir ilerisini ya da daha fazlasını istemeye devam ediyor ve tam olarak tatmin olma yani, mutluluk halini erteliyor olmaları.

Yazının devamı...

Matu’nun tırnağı olamayacak insanlar...

10 Aralık 2017

Son dönemde, olduğumuz evrende ışığın en yüksek olduğu noktaya doğru ilerlediğimiz için insanların karanlıkların içinde kalmış yönleri ve davranışları daha net görülmeye başlıyor.

Işık günden güne arttığı için bütün gerçekler ortaya çıkmaya devam ediyor. Tabi olduğumuz astroloji döngüsünün de bunda çok önemli bir rolü var.

Geçtiğimiz Ağustos ayındaki güneş tutulmasının gerçekleri ortaya çıkarma etkisii önümüzdeki 3 sene daha devam edecek. Bu süreçte de gizli saklı olan hiçbir şey kalmayacak.

Bütün bu sürecte haberlerde ve etrafımızda birbirlerine, doğaya, hayvanlara işkence yapmaktan, saldırmaktan, zarar vermekten zevk alan, kıskançlıklarının, sevgisizliklerinin ve hatta karanlığın onları tamamen ele geçirdiği insanları duyuyoruz.

Karanlık ele geçirmiş diyorum çünkü buna birbir şahit oldum. Tanıdığım bazı insanların belli bir yaşa gelince oldukları konumdan mutlu olmamaları nedeni ile, tamamen kıskançlık, kötülük ve çok karanlık bir duygu durumuna geçtiklerine tanıklık ettim.

Hani bilim kurgu filmlerinde şeytani bir enerji veya kötü güçler bir kişiyi ele geçirdiği zaman birden gözlerinin içi simsiyah olur, gözleri hiç bir beyazlık olmaksızın simsiyahtır, ruhsuz, acımasızca ve donuk bakarlar ya... İşte tam olarak bazı insanları bir varlığın değil ama kendi içlerindeki olumsuz duygu ve düşüncelerin öyle ele geçirdiğine inanıyorum.

Bütün bunları yaşarken, bir tarafta kedim Matu ve tabi bende Matu’nun insanı Can olarak, yaşadığımız sürecin içinde Matu’nun bilgeliğine hayran kalıyorum.

Matu’yu ben bulduğum zaman uzak yollardan getirilmiş, annesinden koparılmış ve zorluklar yaşamış bir kedicikti.

Yazının devamı...

Türkiye’ye ambargo gelir mi? 2020, 3. dünya savaşı.

9 Aralık 2017

Son dönemde özellikle gelecek döneme dair Türkiye’nin astroloji haritasını uzun uzun inceliyorum...

Her geçen gün yeni olasılıkların farkındalığını yaşıyorum.

Türkiye’nin yedinci evi yani dış ilişkilerinin olduğu evde, önümüzdeki iki buçuk sene boyunca satürn hareket edecek.

Bu süreçte dış ilişkiler ile ilgili çok da kolay olmayan bir süreç olacağı görünüyor ama dilerim olmaz. Dilerim barış içinde yaşarız...

Tabi her ne olursa olsun, bütün bunların ilerleyen süreçte güzel hediyelerini alacağız.

Hayatta herşeyin iyi ve kötü yanları var. Bazı zorluklar bizleri uzun vadede inanılmaz mutluluklara götürebiliyor.

Birisi için çok kötü olan bir şey başkası için bir mucizeye dönüşebiliyor. Gün geliyor devran dönüyor ve herkesin adım adım mutluluk ve acı dolu zamanları gelip geçiyor.

Önemli olan bütün bu süreçlerden neler öğrendiğimiz.

Yazının devamı...

Mutluluğun kitabı

6 Aralık 2017

Kitaplar benim için adeta büyülü dünyalara açılan esrarengiz kapılar.

Bazı kitaplar insanı alacakaranlığa, bazıları ise cennetin keşfedilmemiş bahçelerine götürür.

Mutluluğun kitabı benim için bu şıkların ötesinde bambaşka bir deneyimdi.

Bambaşka inançlardan, apayrı deneyimlerden gelen, çok büyük acılar yaşamalarına rağmen ikisi de Nobel Barış ödülü almış, dünyanın en mutlu ruhlarından iki güzel ruh ile tanışın.

Köşemde bir kitabı yazmadan önce mutlaka onu derinlemesine okuyor, araştırıyor ve kendi süzgecimden geçiriyorum.

Mutluluğun kitabını okurken gerçekten çok mutlu oldum. Bana 316 sayfa ile o kadar kıymetli bilgeler verdi, öyle güzel öğretmenlik yaptı ki, bunu sizlerin de deneyimlemesini çok isterim. Kitapta tevazudan hazza, geçmişimizden özgürleşmekten meditasyonun gücüne kadar, ilham veren hatta sizi etrafınızda olup biteni sorgulamaya yönlendiren bir çok konu var.

Her şeyden önce Türkiye’nin çok değerli isimlerinden birisi, benim hayran olduğum Deniz Yüce Başarır’a bu kitabı dilimize ve ülkemize kazandırdığı için çok teşekkür ediyorum.

Yazının devamı...

Aralık 2017 enerjisi: Şok edici haberler ve romantizm ile dolu...

3 Aralık 2017

Aralık ayı bizim için birbirinden güzel mucizeler barındırıyor. Vedik astrolojide, bazı açılardan dolayı bu sene özellikle insanların çok daha fazla bir araya gelmek ve bir bütün olarak hareket etmek isteyecekleri bir dönem olacağını gösteriyor. Tabi bunun yanında çok sayıda depremler olabilir.

Özellikle 2018, astrolojik öngörülerin geçmişteki açılarının tekrarlamalarından dolayı öngöreceğimiz üzere depremler ve suikastlar yılı olabilir.

Çok büyük suikastler ve şok edici olaylar, özellikle 2018 yada 2019 yılına damgasını vurabilir.

Aralık ayında özellikle Merkür ters döneceği için bu ay insanların yarım bıraktığı işlerini tamamlamaları, geçmişten gelen sorunlarını çözmeleri, yeni yapacakları işlemler için daha çok araştırmalar yapmaları için müthiş bir zaman.

Merkür ters dönerken, insanlar özellikle kendilerini yenilemeli, güzel yenileyici bir inzivaya veya kişisel gelişim çalışmalarına daha çok yönelmeliler.

Psikanaliz, psikodinamik ve işinin gerçek uzmanları ile kendi üstünüzde çalışmaya başlamak istiyorsanız bunun için müthiş bir zaman...

2018 yılında Türkiye’yi nelerin beklediğini çok yakın zamanda yazacağım.

Tabi astrolojik haritada dış ilişkilerle çok ciddi sorunlar, ekomomik kriz ve ambargo gibi olasılıkları görüyorum. Bunlardan da detaylı olarak bahsedeceğim.  Ekonomik kriz ve dış ilişkilerle olan sorunları aylar öncesinde yazmıştım. Şu ana kadar yazılarımda söylediğim her şey oldu ve olmaya devam ediyor. Türkiye 2016 Temmuz ve Ağustos ayına dair de bütün sosyal medyamda aylar hatta yıl öncesinden defalarca uyarmıştım...

Yazının devamı...

Şarkıların gücü : Yankı Alper’den diyabet farkındalığına destek

29 Kasım 2017

 

Uzun yıllardır benim üstüne çok düşündüğüm ve konuştuğum bir konudur şarkılar.

 

Şarkılar çağlar boyunca insanların kalbine, tüm toplumlara mesajlar veren en önemli güçlerden bir tanesi olmuştur.

 

Pek çok film, dizi yada kitapta olduğu gibi insanların temel içgüdülerine; yemek, cinsellik, savaşmak ve kaçmak üstüne olan tüm projeler daha geniş kitlelere ulaşıyor.

 

Tabi bunun yanında insanların kendilerinden bir şeyler bulduğu, egolarına zarar vermeyen, tam tersine yardım edilmesi gereken insanları görünce sempati duyuyor, acıyor ve üzülüyorlar. Çünkü aslında “bak insanlar neler yaşıyor, dünyada neler var, yazık” gibi düşünce ve söylemler ile kendilerini yukarı çıkararak rahat ediyorlar.

Yazının devamı...

“Düşle inan yaşa” en iyi kişisel gelişim kitabı ödülünü aldı

26 Kasım 2017

Türkiye’nin önde gelen firma ve işadamlarının yanı sıra siyaset, magazin ve sanat dünyasından bir çok kişi ve kurumun ve birbirinden değerli isimlerin katıldığı “Altın Rehber TV Yılın En’leri“ ödül gecesinde “Düşle İnan Yaşa” kitabıma da En İyi Kişisel Gelişim Kitabı ödülünü verdiler.

Birbirinden değerli milletvekillerinin, dünya çapında ödüllere layık görülmüş sanatçıların ve bütün Türkiye’nin sevdiği kuruluşların ödül aldığı bu gecede olmaktan çok mutlu oldum.

Bundan 11 yıl önce karanlıkların içinde, hayatımın en kötü döneminde yaşarken o sahnede bu ödülü alacağımı hayal edemezdim demeyeceğim çünkü ediyordum.

Hayatımın korkunç dönemlerinin içinde, elektriksiz, ısıtmasız, yerin dibinde bir evde açlık içinde yaşarken, üstümde montum, ayağımda ayakkabım yok bir durumun içinde annesiz, babasız ve ailesiz kalırken de sahnede olduğumu ve insanların beni alkışladığını ve ödül aldığımı düşlüyordum.

Ne ödülü alacağımı düşünmüyordum, sadece ödül hatta ödüller aldığımı ve çok mutlu olduğumu düşlüyor ve kendimi o duyguya, o frekansa sokuyordum. Tamamen duygu, his durumlarımı kontrolümde tutuyordum.

Hiç vazgeçmiyor ve son derece kararlı bir şekilde olumlamalar, pozitif düşünme, duygu durumumu pozitife çekme ile hayatta elimde ne varsa ondan mutlu olmayı, bir müzik duyduğum zaman ondan keyif almayı ve her an dıştan gelen negatif sözcüklere ve yönlendirmelere karşı farkındalık içinde kalmayı tercih ettim.

Bir sürü insan bu yaptığımı anlamadı. Onlara gerçeklerden kaçış olarak geldi ve eleştirdiler.

Gerçeklikten kaçış ise, evet o gerçeklikten kaçtım ve kendi istediğim gerçekliğe geçtim.

Yazının devamı...

Tanem Sivar’ın yaşadığı korkunç acı adalet yolunda...

25 Kasım 2017

Günümüzde pek çok köşe yazılarında, eğitimlerde, konuşmalarda ve kitaplarda insanlara iyi davranmanın ve çok iyi olmanın doğru bir şey olmadığına, insanlara kötü davranınca insanların daha çok saygı duyduklarına dair söylemler görüyor ve bu yüzeysel bakış açısı her ne kadar komik olsa da farkındalıktan çok uzak olduğu için bana üzücü geliyor...

İnsanlar birbirine kaba davranarak saygı görmeyi bekliyorlar.

Hayata ve ailelerine karşı öfkeleri, gerçekte kendilerine karşı öfkeleri, o kadar yüksek olabiliyor ki kanunlardan dolayı insanı öldürmekten korkuyorlar ama karşılarına bir hayvan çıkınca, nasıl olsa kimse bir şey diyemez diyerek rahatlıkla işkence ediyor veya öldürüyorlar.

Hayata, yaşama ve kendilerine karşı olan öfkelerini masum, savunmasız ve kendilerinden güçsüz bir canlıya acı çektirerek çıkarıyorlar.

Lakin artık o zaman bitiyor ve bitti...

Tanem Sivar’ın yaşadıkları hepimize örnek olmalı, hakkımızı savunmalı ve vazgeçmemeliyiz.

Bazı insanların veterinerler tarafından bile mağdur edildiğini duyuyorum. Haklarını savunmaya güç bile bulamıyorlar.

Hepinize buradan sesleniyorum. Hakkınızı savunun, susmayın, susturanlara HAYIR deme cesaretinde bulunun.

Yazının devamı...
Can Aydoğmuş Kimdir?

Can Aydoğmuş