"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Profesör Levent Kurnaz’dan felaket senaryosu değil, gerçek… İklim değişikliği böyle devam ederse Eminönü, Karaköy, Beykoz sular altında kalacak!

Aslında büyük bir felaket yaklaşıyor. Ama duyarsızlık son haddinde! Ne devletler ne bireyler ciddiye alıyor. Her şey, ‘Yarından Sonra’ film senaryosu gibi algılanıyor. Fantastik bir buzul çağı yine! Nasıl olsa bizi vurmaz, bize dokunmaz! Ama çocuklarımız son derece ciddiye alıyor. Hatta bu konuda grev yapıyor, okula gitmeyi reddediyorlar. “Geleceğimiz yoksa, okul niye” diye sorguluyorlar. Gidişat durdurulamazsa, gerçekten de bir ‘gelecek’ olmayacak. Bu röportajda Profesör Levent Kurnaz’a ‘iklim değişikliği’ hakkında merak ettiğim her şeyi sordum…

* Kitabınıza, ‘Son Buzul Erimeden’ demişsiniz. Bayıldım adına… Ve korktum da aynı anda… Birkaç sene önce de Greenpeace için Kuzey Kutbu’na gidip buzulların eriyişine yerinde tanık olmuştum. Pek çok sorum var size. Hazırsanız başlayalım hocam…

- Başlayalım bakalım…

* Buzullar neden eriyor?

- Güneşten dünyaya sabit bir miktar enerji geliyor. Bu enerjinin dünya yüzeyinden tekrar uzaya yayılması gerekiyor. Ama başta karbondioksit olmak üzere ‘sera gazları’ dediğimiz gazlar bu enerjinin uzaya yayılmasını engelleyerek dünyanın ısınmasına yol açıyor. Bundan dolayı da buzullar eriyor!

Daha az tüketmek, daha az araba kullanmak...

* Peki ne yapabiliriz bu erimeyi durdurmak için? Çünkü bizler sanki bu işte bizim bir dahlimiz yokmuş gibi davranıyoruz. Sanki her şey, bizim dışımızda gerçekleşiyor, ‘Ben ne yapabilirim ki’ havasındayız. Tek tek sayar mısınız, bu gezegende yaşayan sorumlu bireyler olarak son buzul erimeden yapmamız gerekenleri?

- Kömür, petrol ve doğalgaz insanlığa daha önce sahip olmadığımız kadar enerjiyi tüketme imkanı sunuyor. Ama tabii bunun bir bedeli var. ‘Fosil yakıt’ dediğimiz bu yakıtları yaktığımız zaman havaya karbondioksit salıyoruz. O yüzden kesin çözüm; kömür, petrol ve doğalgaz yakan her türlü teknolojinin kullanımından sakınmak!

* Mümkün peki böyle bir şey?

- Bugün için bu hayal gibi görünüyor olsa da bu kaynaklar kısıtlı, şimdi değil belki ama çocuklarımızın zamanında zaten bitecek! Bu kaynaklar hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamak yerine hızlıca alternatiflerini devreye sokmamız gerekiyor. Bir de tabii, ‘Ben ne yapabilirim ki’ düşüncesinden sıyrılmamız gerekiyor. Bireylerin dışında bir devlet ya da büyük şirket yok. Petrol şirketleri biz tükettiğimiz için petrol çıkartıyorlar. Biz, hayat tarzımızı değiştirdiğimiz an, çözüm yolunda büyük mesafe kat etmiş oluruz. Daha az şey satın almak, daha az araba kullanmak, daha az ısıtmak ve soğutmak, daha az et yemek, bunların tümü çözümün parçaları…

Besleyebileceğimiz insan sayısı azalacak

* Peki ya bu dediklerinizi yapmazsak, o buzullar erirse…

- Son buzul çağında, sıcaklıklar bugünkünden ortalamada 6 derece düşüktü. İnsan nüfusuysa sadece binlerce bireyden oluşuyordu. Eğer dünya, bu sefer de 6 derece ısınacak olursa, aynı felaket sonuçla karşılaşabiliriz! Bugün için 7.6 milyar insanı beslemekte bile zorluk çekiyoruz! Sıcaklıkların artıp kaynakların azaldığı bir dünyada, besleyebileceğimiz insan sayısı çok daha az olacaktır.

* Bizim kuşağımıza yetişir mi bu felaket? Yoksa kabak, çocuklarımızın, torunlarımızın başına mı patlar?

- Bizim kuşağımıza yetişti bile! Artık varlığını iyice belli etmekte olan değişik hava olayları, bu iklim değişikliğinin kendisini yavaş yavaş göstermesinden başka bir şey değil! Kurak geçen her ay, her sıcak hava dalgası ve her şiddetli sağanak yağış bu değişiklik kendisini yavaş yavaş belli ediyor demektir. Ama bizler de kendi yarattığımız bu canavarın hışmını görmeden gitmeyeceğiz. Ama çocuklarımız ve torunlarımız çok daha kötü günler görecekler. Bizim yaptığımız modellere göre, böyle devam edecek olursak, yüzyılın sonunda İstanbul’da sıkça 50 derecenin üzerinde sıcaklıklar görülecek!

Profesör Levent Kurnaz’dan felaket senaryosu değil, gerçek… İklim değişikliği böyle devam ederse Eminönü, Karaköy, Beykoz sular altında kalacak
Fotoğraf: Emre Yunusoğlu

GIDA FİYATLARI FIRLAYACAK, SITMA YAYGINLAŞACAK


* İklim değişikliği devam ederse ve senaryolar gerçekleşirse, sözgelimi bundan 200 yıl sonra hangi felaketler gerçekleşecek?

- Tüm dünyada iklim değişikliği öncelikle daha düşük gelir düzeyindeki insanlara zarar verecek. Zenginler hep olduğu gibi burada da kendilerini koruyabilecek. Temel nedeni de öncelikle gıda fiyatlarındaki artış. İklim değişikliği, tarımı kötü yönde etkileyeceğinden gıda fiyatları fırlayacak!

- Buzulların erimesinden dolayı deniz seviyesi yükseleceğinden bugün kıyı şeridi olan pek çok yer yaşanmaz hale gelecek. Mesela Eminönü, Karaköy ve Beykoz sular altında kalacak!

- Ülkemizin güney kesimi yaklaşık Mısır gibi, kuzeyi de bugün güneyin olduğu gibi bir iklimde yaşamak zorunda kalacak!

- Eğer dikkatli olmazsak, 150 milyona yaklaşan nüfusumuzu beslemek artık imkânsız hale gelecek!

- Özellikle sıtma türü sivrisineklerden bulaşan hastalıklar normal kabul edilmeye başlanacak!

Profesör Levent Kurnaz’dan felaket senaryosu değil, gerçek… İklim değişikliği böyle devam ederse Eminönü, Karaköy, Beykoz sular altında kalacak
* Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın kitabı Doğan Kitap’tan çıktı.

ELEKTRİKLİ ARAÇLARA YÜKSEK VERGİ YANLIŞ

- Devletler bu meselede kural koyucu ve yol açıcı olmak durumunda. Mesela elektrikli arabalar, ‘lüks tüketim’ kabul edilip yüksek vergilendirilince çözüm bulmak zorlaşıyor!

LİBYA’DA KURULACAK DEV BİR GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİ, TÜM AVRUPA’NIN ELEKTRİĞİNİ SAĞLAMAYA YETER!

* ABD Başkanı Donald Trump, ‘iklim değişikliği’ diye bir şeyin olduğuna inanmıyor! Neden bazı siyasetçiler bu meseleyi görmezden geliyor?

- Upton Sinclair, “Bir insanın maaşı sizin ona anlattığınız şeyi anlamamasına dayanıyorsa ona laf anlatmanız çok zordur!” demiş. Trump’ın durumu da benzer. Onu iktidara getiren güçler iklim değişikliğine inanmamasını istiyorlar. O da tam istenildiği gibi davranıyor. Yoksa bu kadar bilim insanı bu kadar kanıtı ortaya koyarken ABD başkanı olacak birinin bunu görememesi bence mümkün değil! Siyasetçiler bu problemi kabul edecek olsalar harekete geçme sorumluluğu doğacak. Bu da bir külfet…

* Maddi külfet mi?

- Değil. Bu problemin çözümü beraberinde büyük bir maddi külfet getirmiyor. Ama bildiğimiz iş yapma usullerini değiştirmemiz gerekiyor. Çoğumuz açısından iklim değişikliğine karşı bir şeyler yapmak kesinlikle kesemize de iyi gelecek. Ne var ki konforumuzdan vazgeçmek zorundayız. Külfeti yaratan da bu! Evimizin kışın 25 derece olmasına gerek yok, 21 derecede de yaşanabilir, yeter ki biz gömlekle değil, kazakla oturalım…

* Yani pekala petrol, doğalgaz veya kömür yakmadan da yaşayabiliriz…

- Elbette. Petrol, kömür ve doğalgaz bize ucuz enerji sağlıyor. Ama bunlar tek enerji kaynağımız değil. Yerlerine başka kaynakları kullanabilir miyiz? Tabii ki. Ama bunun için enerji altyapımızı hızla dönüştürmemiz gerekiyor. Bugün Libya’dan buraya bir doğalgaz boru hattı döşemeyi kolayca düşünebiliyoruz ama, “Libya’dan buraya bir elektrik hattı çekelim” desek bunun saçma olduğunu söyleyecek tonla insan var. Oysa Libya’nın güney dörtte birinde kurulacak dev bir güneş enerjisi santrali tüm Avrupa’nın elektriğini sağlamaya yeter! 

‘GELECEK YOKSA, OKULA NE GEREK VAR!’

* 20- 27 Eylül, dünyada ‘İklim Grevi Haftası’ ilan edildi…

- Evet. ‘İklim Grevi’, aslında çocukların gelecekte bizim neden olduğumuz bu felaket senaryolarıyla dolu dünyada yaşamak istemedikleri için düzenledikleri bir eylem. Çocukların ana söylemi, “Madem dünya bu denli kötüye gidiyor, bizim olmayacak bir gelecek için okula gidip eğitim almamıza da gerek yok o zaman!” Çocuklar, okula gitmek yerine sokaklara çıkıyor. Bizim de görevimiz onlara bu konuda destek olmak. Çünkü tamamen haklılar.

‘ETSİZ PAZARTESİ’LER, BİR ADIM...

* Bu röportajı okuyanlar en azından bundan sonra neleri yapmamaya çalışsınlar…

- ‘Elimden geldiğince daha az yapmaya çalışacağım’ daha sürdürülebilir bir yaklaşım. Mesela, “Bugünden sonra asla et yemeyeceğim!” demektense, “Her gün yediğim hayvansal gıda miktarını azaltmaya çalışacağım” daha doğru bir yol. Bazı ülkelerde, ‘etsiz pazartesi’ diye bir uygulama başladı. İnsanlar en az bir gün, pazartesi mesela, et yemiyorlar. Bu, ileride iki güne, üç güne ve daha fazlasına da çıkabilir. Arabamızı bırakıp toplu taşımaya yönelmek zorundayız. Gereksiz tüketimimizi azaltmak zorundayız. Önemli olan, bu tür konularda bir davranış değişikliği yaratmak ve bunun kalıcı olmasını sağlamak. Yoksa çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya kalmayacak!

* Kitabınızda, iklim değişikliğinin büyük göçlere, savaşlara yol açabileceğinden söz ediyorsunuz. Valla mı?

- Valla. Aç kalan insanların yiyecek bulmak için göç etmesi, susuz kalan devletlerin su kaynakları için savaşıyor olması son derece doğal! Ülke olarak biz de son derece kritik bir noktada yer aldığımızdan bu konuda çok dikkatli olmak zorundayız.

HER EVE BİR GRETA LAZIM!

* Dünyada bir çocuk çıktı, Greta (Thunberg), herkesi sarstı… Onun yaptıkları ne kadar önemli?

- Çok önemli! Bu çocuklardan kesinlikle her eve en az bir tane lazım! Bu çocuklar devamlı ebeveynlerini bu konuda sorgulasınlar ki bir değişime yol açılsın. Aslında benim de senelerdir yapmaya çalıştığım bu. Çocuklar için kısa ve eğlenceli iklim videoları yaptım, ülkenin çoğu yerinde öğrencilere iklim değişikliğini anlatmaya gittim, gitmeye de devam ediyorum. Bu kitabı da yazma sebebim de gençlere ve onların ebeveynlerine ulaşabilmek. Şu anda politikacılar Greta’dan korkuyorlar çünkü, “Kömürün bizim geleceğimizi öldürdüğünü bile bile neden kömür yatırımlarına destek veriyorsunuz” diye soran bir çocuğa verebilecekleri doğru düzgün bir cevab yok!

X