"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hepimize örnek olsun

O daha 6 yaşında küçücük bir çocuk...

Almira...

Ve başına bir insanın başına gelebilecek en korkunç şey geldi.

Annesi gözünün önünde öldürüldü!

Dağlar taşlar ağlar bu duruma.

Bundan daha fena bir travma yok hayatta.

*

Almira’nın annesi 30 yaşındaki Tuğba Anlak eşinden boşanıyor, yeni bir hayat kurmak için Antalya’dan İstanbul’a yerleşiyor. Kızıyla birlikte tabii. Yeni bir hayata başlamak üzere ne hayaller kurmuştu kim bilir...

Ve o hayallerini gerçekleştirmek için bir kafe açıyor.

Katili Murat Uslu’yla işte bu kafede tanışıyor.

Aşağılık katil herif, kendini mimar olarak tanıtıyor ve arkadaş oluyorlar. Ama hayat bu, olmuyor, ekonomik kriz de var, işler iyi gitmiyor, Tuba Anlak kafesini devretmek zorunda kalıyor.

İşte 31 Temmuz’da yeni taşındıkları evlerinde temizlik yaparken, Murat Uslu denilen aşağılık katil pencereden eve giriyor. Güvenlik kamerasında da görüntüleri var. Genç kadını önce darp ediyor, sonra da silahla başından vuruyor.

İnanabiliyor musunuz?

Ve Almira, bütün bunlara tanık oluyor!

Sonra pislik herif, devredilen kafenin parasını alıp kaçıyor.

Tuğba Anlak günlerce yoğun bakımda kalıyor. Almira, annesinin iyileşmesini bekliyor ama bütün çabalara rağmen olmuyor, genç anne kurtarılamıyor, 28 gün sonra Almira’sına veda etmek zorunda kalıyor.

Ne fena di mi?

Bu çocuğun nasıl bir geleceği olacak? Böyle bir travmayı nasıl atlatacak? “Atlatmak” gibi bir şey mümkün mü? Böyle bir şansı var mı?

O kadar büyük acılar yaşanıyor ki bu ülkede...

*

Gazetede haberi gören Tuba Ünsal, Almira’nın hikâyesinden çok etkileniyor ve aileyle iletişime geçiyor...

Küçük kızla da görüşüyor. Onun ablası olmaya, hayatı boyunca elinden tutmaya karar veriyor. Tanışmadan önce teyzesine, “Ben kimsede kalmam, beni sakın bırakma” diyen küçük Almira, Tuba Ünsal’la tanışınca “Seninle uyuyabilir miyim?” diyor. İlk karşılaşmada sarılıyorlar, el ele pedagoga gidiyorlar. Parkta oynuyorlar, Tuba’nın çocukları Leyla, Sare ve Civan’la arkadaş oluyorlar.

Bir ara Tuba’ya dönüp “Annemin de adı Tuba’ydı. Şimdi annem yok ama bahçesi var. Onu özleyince oraya gidiyorum” diyor.

Kastettiği mezarlık!

Tuba Ünsal onu yıkıyor, şefkatiyle sarmalıyor...

Kızı Sare’yle uyumak istiyor Almira. “Her şey şahane geçti” diye düşünürken Tuba, gece birden Almira uyanıyor, “Beni anneme götürebilir misin?” diyor. Tuba Ünsal perişan. Tekrar sarılıp uyutmaya çalışıyor. Yatağına döndüğünde minicik bir çocuğa bunları yaşatan o cani adama beddua ediyor, “Umarım o da hayatında bu acının kat kat fazlasını yaşamak zorunda kalır!” diyor.

Tuba Ünsal işte geçen hafta Instagram’da bunları paylaştı. Ve şöyle cümleler yazdı:

“Emineler, Tubalar gittiğinde sadece mezara onların bedenleri girmiyor! Arkada kalanların bir ömür boyu, ölümle-yaşam arasında hayatları çürüyor. Toplum olarak bu duruma alışmayalım. Takım elbise giyip başını öne eğen katile ‘iyi hal indirimi’ verilmesin artık! Erkek çocukları çocuk yaşta bilinçlendirilsin. Ellerine oyuncak niyetine bile silah verilmesin. Karşı cinse el kaldırmama öğretilsin. Ve kadınlara yaşatılan bu vahşet, bu katliam artık topraklarda bitsin!”

*

Tuba Ünsal’ı alkışlıyorum.

Yaptığı şey müthiş bir şey! Hepimize örnek olmalı. “Seferberlik” durumuna geçmemiz gerekiyor artık. Sistem kadınlara yardımcı olmuyorsa biz olalım. Evet, herkese gücümüz yetmez, bütün “denizyıldızlarını” kurtarmak mümkün olmayabilir ama bir insana bile elimiz değse, bir çocuğu bile bu kötü çarktan kurtarabilsek, şefkat ve sevgi verebilsek...

Bundan daha şahane ne olabilir?

Ben eminim Tuba Ünsal’ın ve çocuklarının Almira’ya ilgisi, şefkati, desteği sürecektir. Maceralarını okumak dileğiyle...

Hepimize örnek olsun

AHMET GÜNEŞTEKİN'E DE BÜYÜK ALKIŞ!

Eren de başka bir “denizyıldızı”...

4 yaşındayken evde çıkan yangında 3 yaşındaki kız kardeşini ateşlerin arasından kurtarmaya çalışırken elleri ve yüzü yanan Eren...

Ameliyat olması gerekiyordu. Ameliyat ücretinin toparlanması gerekiyordu. Bu iş için de değerli sanatçı Ahmet Güneştekin seferber oldu.

Eren’in hikâyesini yazdı ve herkesten destek istedi. “Küçük büyük fark etmez, destek destektir! Cebimizdeki en küçük paranın bile çok önemi var. Gelin bugün ‘bir’ olalım. Hep birlikte biz bunu başarabiliriz” dedi. Gerçekten de çok kısa sürede Eren’in ameliyat parası denkleştirildi.

Bunu da müthiş buluyorum. Ahmet Güneştekin’i de bütün yüreğimle alkışlıyorum!

Hepimize örnek olsun

Tekrar ediyorum, şiddete maruz kalan, acı çeken pek çok kadın, çocuk var. Tamam, hepsine yetişmeye gücümüz yetmeyebilir ama bir “denizyıldızı”nı bile kurtarmak için çabalamak, adım atmak, onun hayatında bir ışık olmak dünyanın en saygıdeğer şeyi.

Madem sistem işlemiyor, aksaklıklar var, biz elimizden geleni yapalım o zaman!

X