"Aynur Tartan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aynur Tartan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aynur Tartan

40 yaş sendromunu yenme rehberi

40 yaş sendromu kişiliğimizi, ilişkilerimizi, ailemizi, evliliğimizi, eşimizi, dostumuzu otopsi süreci…  Her şeyle ve herkesle hesaplaşma hali. Bir nevi ‘big bang’ durumu. Peki, büyük patlamayı nasıl sendromsuz atlatırız? Psikolog Serhat Yabancı imdadımıza yetişti.

40 yaşı umursamayan da var, 40 yaşla el ele, kol kola mutlu mesut yaşayan da. Ama tabi bu örnekler bizde pek yok, bizde daha çok stres var, sıkıntı var, büyük patlama var. Nedeni de toplum olarak yaşam sistemimizde eksikler, hatalar olması, duygularımızı bastırmamız ve “El alem ne der?” klişelerimizmiş. Biz de ne yapıyoruz? Süreçle savaşmıyoruz, sürece sarılıyoruz, onu kabul ediyoruz.

Sendrom dediğiniz öyle çat kapı gelmiyor tabi. Ayak sesleri 1-2 yıl öncesinden başlıyormuş. Belli ki göz açıp kapayıncaya kadar gitmeyecek, geçmeyecek. En iyisi acele etmemek acısını da, sancısını da hazmetmek.

Plan üstüne plan bindireceğim, ertelediğim her şeyi hemen şimdi yapacağım, işi değiştireceğim, eşi değiştireceğim, evi taşıyacağım diye etrafa saldırmayın. Plan yapın, program yapın. Özellikle de boşanmayı tek çözüm olarak görmeyin, gerekirse destek alın.

Tamam, etrafa saldırmadınız ama bu defa da hıncınızı kendinizden almayın. Gidip hokka burnum olsun, köfte dudağım olsun, kaz ayaklarım dümdüz olsun diye hemen neşter altına yatmayın. Önce gerçekten ne istediğinizi anlayın.

Otopsi yapın, pişmanlıklarınızı analiz edin ama kendinizi suçlamaktan vazgeçin.

Tamam, yapımız duygusal ister istemez zorlanıyoruz ama bir yandan da deviniyoruz. Farkındalığımız zirve yapıyor, tecrübelerimiz zenginleşiyor, ruhumuz, bedenimiz, özümüz, sözümüz olgunlaşıyor, güzelleşiyor. Hatta bu yaşlarda “Bedenimi 40’ımda fark ettim… Sevişmeyi 40’larımda keşfettim…” diyen kadınlarla karşılaşabilirsiniz diyor Serhat.

Uzun lafın kısası kendinize değer verin, kendinize bakın, bireysel alanlar yaratın, üretin, yazın, çizin, gezin, seyahat edin, arkadaşlık edin.

Otopsi sürecin olmazsa olmazı ama sizin otopsiler daha çok kazanç, kariyer ve kaygı üzerineymiş. “Bu yaşa kadar ne yaptım? Ne kazandım? Nerelere geldim?” kafası yani. Otopsi sonucunuz olumsuz olursa; depresif mod aktif oluyormuş. Aman diyeyim geçmiş pişmanlıkları bırakın, yeni yollara bakın.

Kazanç ve kariyer demişken herhalde artık anlamışsınızdır hayat sadece başarıdan ibaret değil. E, 40 oldunuz artık!

Sporu, sosyal yönünüzü arttırın ama siz yine de abartmayın. Unutmayın 40’ından sonra azanı teneşir paklar.

40 yaş sendromunu yenme rehberi

BOŞANMA NEDEN TAVAN YAPIYOR?

Son yılların trendi; 40 yaş kapıya dayandı mı, çiftler de mahkeme kapılarına dayanıyor. 40 yaş ve üstünde boşanmalar neden tavan?

Bir yerden sonra bardak taşıyor, sabır taşı çatlıyor. Evlilikte yıpranan taraf “Artık yeter!” diyor. E, çocuklar da aileden bağımsızlaşınca evliliğin çocuk için devam etme zorunluluğu ortadan kalkıyor. Hal böyle olunca boşanma kaçınılmaz oluyor. Evlilik terapilerinde 38–45 yaş süreci artçı süreç olarak tanımlanıyor, bu da kulağa küpe oluyor!

Eş, dost, akraba, mahalle baskısıydı erken çiftler 40’larına kadar evlenip araya bir de çocuk sıkıştırıyorlar. Sonra ne oluyor? Evlilikte doyum olmuyor, tekrar hayata akmak, üretmek, bireysel olmak istiyorlar. Özellikle de kadınlar! İndikleri duraktan tekrar binip yollarına devam ediyorlar. Hal böyle olunca boşanma kaçınılmaz oluyor.

DÜŞMANI ŞIK KARŞILAYIN

En güzel elbiselerinizi giyin, takın, takıştırın… Tam da 40’larda kendimizle tanışıyoruz, kendimizi keşfediyoruz.

Hazmetmek esaslı iştir! İyisiyle, kötüsüyle geçmişte yaşadığımız, biriktirdiğimiz ne varsa hepsini bir bir hazmediyoruz.

Karar vermenin dayanılmaz hafifliği… Artık sadece ne istediğimizi değil, ne istemediğimizi de biliyoruz.

“Önce insanları mutlu etmek” kafası çöpe! Tamam, onları da mutlu edeceğiz ama sırayla önce “ben”.

Aklınızı, fikrinizi, kendinizi, sevginizi kanıtlamaya çalışmaktan yorulmadınız mı? 40’larda kanıt yok, çaba yok, eğilip, bükülmek yok, bencilliğe boyun eğmek yok! Olduğumuz gibi sevilmeyi göze almak var, cesaret var.

Bağlılıkları, bağımlılıkları hafifletin kanatlanıyoruz! Ev, iş, çocuklar her şey rayına oturmuş, bir düzen tutturmuş… Ekonomik kaygılar azalmış… Hayal değil, 40’lı yaşlarda gerçek! Kanatlanıyoruz dostlar, kendimize zaman ayırmak için fevkalade bir dönem.

Köklenip, çiçekleniyoruz! Belki artık daha az arkadaşımız var, daha az dostumuz var. 20’lerdeki, 30’lardaki gibi çılgın kalabalıklar içinde değiliz. Ama sanmayın ki azalıyoruz aksine çoğalıyoruz. Köklenip, çiçekleniyoruz. Uzun soluklu dostluklara kök salıyoruz, aileyle derinleşiyoruz, çocuklar boylarımıza yetişiyor… Müjde yaşam kuralları da gevşiyor, artık akşına bırakıyoruz.

Geçmiş otopsilerinin tam zamanı! Bir nevi en sevdiğimiz. Yatırıyoruz kişileri, ilişkileri masaya sabahtan akşam ne olmuştu, nasıl olmuştu, öyle mi olmuştu, böyle mi olmuştu… Kısa bir süreliğine de olsa geçmiş ile gelecek arasında kalıyoruz. Tazelenerek yola devam ediyoruz.

 “Her şeye rağmenlerden vazgeçiyoruz”. Çünkü ne 40 yaş ne de biz artık bahaneleri kaldırmıyoruz.

Sevginin fendi egoyu yendi! Egolarımızı lego yapıyoruz dostlar. Egolarımızın yerine sevgi koyuyoruz, değer koyuyoruz. Hayatımızdaki patinajlara “Dur!” diyoruz. Daha yumuşak, daha sade, daha biz oluyoruz. Artık kendimize dönüyoruz.

Ertelemek ne mümkün! Öyle ya da böyle hepimiz yaşanmamışlıklar arasında sıkıştık kaldık. Ertelenen hayatların, hayallerin, hedeflerin, ihmal edilenlerin, susup da söylenmeyenlerin… Ama 40’lı yaşlarda ertelemek ne mümkün! Artık tam olma, tamam olma vakti.

 

X