Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ha bir ha üç hâkim demeyin

TÜRKİYE’yi çalkalayan telekulak skandallarının hesabı görülmemişken daha, telefon dinlemelerinde eskiye dönüş haberleri çıkmaya başladı.

Dünkü Hürriyet’te vardı biri.


Terör olaylarını önlemek için polisin elinin nasıl güçlendirileceği, istihbarat zafiyetinin hangi tedbirlerle giderileceği gibi hususlar üzerinde çalışılıyormuş.


Bu çerçevede, zafiyetin nedenlerinden biri de polisin dinleme yetkilerinin kısıtlanması olarak tespit edilmiş.


‘Ha bir ha üç hâkim’ dediğim mevzu bu.

 

* * *

 

17-25 Aralık operasyonlarından sonra emniyetteki paralel kulakların karıştırdığı haltlar, bir dizi tedbire yöneltmişti hani hükümeti.


Onların başında da mahkemeden istihbari dinleme kararı almanın zorlaştırılması geliyordu.


İşte o düzenleme fazla sıkı gelmiş, polisin bağlanan elini rahatlatmak için gevşetilmesi, hatta geri alınması düşünülüyor şimdi.


Ankara’daki intihar saldırısından sonra, güvenlik zirvesi toplanmıştı malum.


O toplantıda Başbakan Davutoğlu’na sunulan öneriler arasında buna dair bir talebin de yer aldığı söyleniyor. Bir telefonun dinlenmesine, ancak 3 ağır ceza hâkimi oybirliğiyle karar verebiliyordu.


Bu şart kaldırılacak, eskiden olduğu gibi yine bir hâkimin lalettayin kararı yeterli olacakmış.


Veren bir hâkim olunca karar hemen gelişigüzel olmuyor tabii.


Gelişigüzel diyorum, çünkü karar için somut delil ve kuvvetli şüphe aramaktan da vazgeçilecekmiş.


Polisin, artık önleyici dinleme talebini ön kanıtlarla desteklemesi gerekmeyecek. Güvenlik riski endişesi, karara dayanak oluşturmaya yetecek yani.


İlaveten, acil durumlarda sulh ceza hâkimlikleriyle nöbetçi hâkimlerden de dinleme kararı çıkarılabilecek.


Şöyle bakmak da mümkün bittabii; ha ağır ceza ha sulh ceza, ha bir hâkimin kararı ha üç hâkim vermiş kararı, ne fark eder?

 

* * *

 

Ne gibi şeylerin fark edeceğini görmek isterseniz, örnek çok, bulmakta zorluk çekmezsiniz.


Halen devam eden çok sayıda yasadışı dinleme soruşturması olduğunu unutmayın.


Bazılarının iddianamesi savcılıklarda hazırlanıyor hâlâ, bazılarının yazımı tamamlandı, davaları açıldı, ilk duruşmaları bile yapıldı.


Bu davalarda mağdur ve müşteki sıfatıyla yer alanların uzun listesi, ne fark edeceğini başka söze ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta size anlatacaktır. Yasadışı dinleme soruşturması ya da davası denmesi sizi yanıltmasın yalnız. Adı yasadışı dinleme ama kendi değil, sonuna kadar yasal görünümlü, kanun kılıflı.


Dava konusu dinlemelerin hepsinde kanuni yetkiler kullanılmış. Düzmece ihbar, uydurma suç ve sahte isimle mahkemeden karar alınarak icra edilmiş operasyonlar.


Önleyici istihbarat topluyorum, örgütlü suçla mücadele ediyorum ayağıyla hayatlarına tasallut edilmiş insanların, mahremiyetlerine girilmiş, özellerine kulak sarkıtılmış.

 

* * *

 

Dosyalardan birinde benim adım da geçiyor.


Mesela ben, başka bir isimle organize suç örgütü üyesi gibi gösterilmişim.


Komşum Özkök terör örgütü elemanı mıydı ne. İran casusuydu galiba dosyaların bir diğerinde de.


Magazin âleminin filan şöhretli mankeni Acem ajanı, falan meşhur işadamı bilmem hangi uyduruk suç şebekesi üyesi kontenjanından dinlenmiş.


Paralel telekulakçıların suçlamaları ve isimlendirmeleri külliyen asparagastı, fakat mahkeme kararları gerçek. Şantaj ve tehdit amaçlı malzeme tedariki için yatak odası sırlarına kadar mahremine kulak kabartılan kişiler de gerçek.


Siyasetçisinden gazetecisine kimler yoktu ki listede. Haftalarca şu telekulak skandalı, bu yasadışı dinleme olayı diye çarşaf çarşaf isimler yayınlanmadı mı gazetelerde?


İşte o skandalların, o istihbarat amaçlı dinleme yetkisini kötüye kullanmaların, o yargıyı kanunsuzluğa alet etmelerin, o terörü önleme yasalarını suistimal etmelerin davası bile görülmedi daha.


Ne çabuk kapatıp hafıza arşivimize kaldırdık dosyalarını.

 

* * *

 

Önleyici istihbarat, Türkiye gibi birden fazla şer cephesinin terör tehdidi altındaki bir ülke için hayati mesele. Amenna; kabul ettik, onayladık, destekledik...


Zafiyet varsa, açık varsa elbette en kısa sürede giderilsin. Hepimizin can emniyeti buna bağlı.


Canlı bombaları kendilerini patlatmadan önce bulup durdurması, kötü adamları kötülüklerini saçmadan önce yakalaması için ne yetki lazımsa polise verilsin.


Fakat telekulakların bir daha mahremimize sarkmamasının teminatları da aynı düzenlemenin içine baştan konmak kaydıyla.


Yoksa yeni telekulak skandallarının eli kulağındadır, şüpheniz olmasın.

 

X