"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

Erdoğan’dan sonra kim başkan?

TÜRK tipi başkanlık modelinde Erdoğan’ın değil de bir başkasının o koltukta oturduğunu hayal edin, yine ister misiniz?

Dünkü yazısında Mehmet Yılmaz bunu soruyor. Daha doğrusu bir fikir egzersizine, bir senaryo çalışmasına davet ediyor.

 

Şöyle bir şey: Partinin de devletin de hükümetin de başı aynı kişi diyelim. Ve bu, hasbelkader Cumhurbaşkanı Erdoğan değil. Bir başkası...

 

Başlayalım mı tahayyülüne?

 

* * *

 

Madem ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Başbakan Davutoğlu da ısrarla kişilerden bağımsız tartışılmasını savunuyor.

 

Madem ki Erdoğan da kendi şahsı için değil, çift başlılığı ortadan kaldırmak için başkanlığı önerdiğini tekrar tekrar vurguluyor.

 

Öyleyse Mehmet Yılmaz’ın çağrısı çok yerindedir.

 

Sistem tartışmasını, sadece Erdoğan’ın başkan olduğu seçenekle birlikte tasavvur etmek sağlıklı sonuç vermeyecektir.

 

Çağrıya uyup bir de Erdoğan’sız düşünelim. Bakalım kulağa nasıl geliyor.

 

* * *

 

Bir an için düşünün, bir an için canlandırın hayalinizde.

 

Türkiye’ye partili cumhurbaşkanlığı sistemi gelmiş.

 

Seçime gidiliyor ve sandıktan Kemal Kılıçdaroğlu çıkıyor.

 

Bir gün Beştepe’de MGK’yı topluyor.

 

Ertesi gün Beştepe’de kabineye başkanlık yapıyor.

 

Sonraki gün de CHP genel merkezinde Parti Meclisi toplantısını yönetiyor.

 

Bütün makamlar onda birleşiyor.

 

Aynı anda hem devlet başkanı hem hükümet başkanı hem de parti genel başkanı.

 

Yeni sistemin kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler uyumuna dayandığını da farz edin üstüne.

 

Partili cumhurbaşkanı devlet, hükümet ve partinin yanı sıra yargının da başı haline geliyor.

 

Yetkileri buna göre düzenlenmiş.

 

Mehmet Yılmaz’ın tahayyül etmemizi istediği şey tam olarak işte bu.

 

* * *

 

Erdoğan’ı çok yakıştırdığı için gözü kapalı başkanlıktan yana olanlar, Erdoğan’sız başkanlığa oy verir mi?

 

Yoksa alternatif senaryoların hayaline bile tahammülde zorlanırlar mı?

 

Her şeye hâkim bir CHP’li başkan fikri dünyalarını karartır mı, hayata küstürür mü onları, kara bulutlar çöker mi üstlerine?

 

Farkındayım, bu soruların doğru cevabını bulmak için başka verilere de ihtiyaç var.

 

Partili cumhurbaşkanını kim, nasıl denetleyecek, mesela.

 

Süper yetkilerine karşılık kime karşı, nasıl sorumlu olacak?

 

Sadece 5 yılda bir sandıkta halka ve ahirette Allah’a mı hesap verecek?

 

Yoksa ‘milli irade sandığı’ dışında hesap verdiği herhangi bir dünyevi kanun mercii de bulunacak mı?

 

Çapraz senaryolarını çalışalım çalışmasına da halli gereken çetrefilsiz bir sorunumuz var. Materyal eksik, bazı temel girdilerden yoksunuz.

 

Daha partili mi, yarı başkanlık mı, başkanlık mı; bu 3 iskeletten hangisinin esas alınacağını dahi bilmiyoruz.

 

Nerede kaldı, tanzim edilirken nasıl giydirileceklerini, neyle donatılacaklarını kestirip ona göre görüş bildirmek.

 

* * *

 

Yüzde 50’den bir fazla oyu alamayan başkan olamayacağına göre, başkanın partisi de Meclis’te çoğunluğu elinde tutacaktır büyük ihtimalle.

 

Bu varsayımda başkan, yürütme ve yargının başı olmanın yanında yasama organı Meclis’e de mi hükmedecek?

 

Bütün erklerin şöyle ya da böyle bağlanacağı, gücün tek elde toplanacağı bir model olarak tasarlanıp tasarlanmadığını da bilmiyoruz.

 

Başkan neleri kontrol edecek, başkanı hangi mekanizmalar kontrol edecek, çok belirleyici.

 

Türk tipi başkanlık modelinin neye benzeyeceği hakkında somut bir teklif sunulmadı henüz.

 

Oysa bunlar, karara doğrudan etki edecek değişkenler.

 

Erdoğan’lı ya da Erdoğan’sız olması kadar, modelin kendisi de tayin edici.

 

Şu haliyle ne dense erken, ne dense önyargılı, ne dense boş. Havanda su dövüyoruz.

 

* * *

 

Erdoğan’a gönül verenler, sistemin merkezine başka bir parti başkanını koyduklarında hâlâ başkanlığı isterler mi?

 

Sanmam. Kâbusları olur hatta, akıllarına bile getirmek istemezler.

 

O halde nasıl bir başkanlıktan söz ettiğiniz daha da önem kazanıyor.

 

Kişiler geçici, sistem kalıcıdır çünkü.

 

Erdoğan’ın kendisi de bu nedenle kendisinden bağımsız, yani Erdoğan’sız düşünülerek başkanlığın tartışılmasını beklemiyor mu?

 

Davutoğlu da söylüyor, şahıslar bugün var yarın yok, sistem bizlerle kaim değil, kişiye özel sistem düzenlenemez diye.

 

E başkanlığa en yakın aday bile ‘benden sonrası tufan’ demediğine göre, onu seçecekler haydi haydi sonrasını hesaba katacaktır.

 

Ara sonucu veriyorum; acele etmesek, önce modeli görüp sonra başkanın hayalini kursak olmaz mı?

X