Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Amerikan valisine teessüf ediyorum

ABD’de polis, 18 yaşındaki silahsız bir zenciyi elleri havadayken vurup öldürürse ne olur? Kıyamet kopar...

Missouri Eyalet valisi Jay Nixon da, Ferguson’da kopuveren kıyameti durdurmak için olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Bunu yaparken ‘bir avuç çapulcunun, halkın güvenliğini tehlikeye atmasına izin vermeyeceklerini’ söylediği için değil yalnız teessüfüm.
Sokağa çıkma yasağı ilan ederek Amerikan küresel düzenine yanlış mesaj gönderdiği ve çok kötü örnek olduğu için de değil...

***

Öyleyse, bir toplumsal kıpraşmada sarıldığı ilk şey yasak koymak olduğu için midir Vali Bey’e bu teessüflerim?...
Kendi halkından, Hüsnü Mübarek’in Tahrir Meydanı’ndaki Mısırlılardan korktuğu gibi korktuğu için mi yani?...
Sokak olaylarını, hemen eskilerin zecri tedbir dediği sert önlemlerle bastırmaya kalkıştığı için mi?...
İtirazı olan bireylere, zulme başkaldıran muhaliflere karşı devletin gücünü, Şark devletlerindeki gibi görgüsüzce göstermeye yeltendiği için mi?...
Amerika’dan dünyaya sakil bir Ortadoğu manzarasının yansımasına fırsat verdiği için mi?...
Sokak hareketlerine en fazla bir hafta dayanabildiği, hemen höt zöte, devlet şiddetine, kamu gücüne ve kaba kuvvete abandığı için mi ya da?...
Yoksa her muhalifi terörist, her protestocuyu çapulcu, her eylemciyi potansiyel düşman yerine koyduğu için mi?...
Demokratik protesto hakkını acılı ve öfkeli insanların elinden aldığı, barışçıl gösteri ve yürüyüşleri fiilen imkânsızlaştırdığı, düşünce ve ifade hürriyetini fütursuzca askıya aldığı için mi?...
Seçilmiş zorbalık eğilimi sergilediği, sivil diktatörlük kurma özlemlerini dışavurduğu, otoriterleşme temayülünü ayyuka çıkardığı için mi peki?...
Ülkesinin resmi söylemleri ve her seferinde başkalarının gözüne soktuğu demokratik değerleriyle ters düştüğü için mi?...
Seyahat özgürlüğünü hiçe saydığı, bu çağda vatandaşlarını eve hapsettiği için mi?...
‘Demek ki imamın dediğini yapacaksın ama yaptığını asla yapmayacaksın’ sözünü, en azından Amerika’yı imam belleyenler açısından haklı çıkardığı için mi?...
Gezi şamatası sırasında Beyaz Saray ve Dışişleri bakanlıklarının art arda yayımladığı ‘Demokratik muhalefeti susturmayın beyler’ temalı en az 18 uyarı, ikaz ve ihtarı şimdi nereye koyacağı sorusunu şak diye kendi alnının çatına bir serlevha gibi yapıştırdığı için mi?...
Hayır, hiçbiri değil Amerikalı valiyi esefle kınama sebebim.

***

Çok daha basit bir gerekçesi var.
AK Parti iktidarına karşı yürüttükleri mücadelenin bütün ahlaki meşruiyetini, Amerikalıların resmi ağızlarından dökülecek iki kırık cümleye bağlayan Türkiye’deki sokak muhalefetini nasıl iyot gibi açığa düşürüp ortada bırakacağını hesaba katmadığı için...
Bu çifte standart, bu tutarsızlık, bu çelişkiler karşısında, vaziyeti kurtarmaya çalışırken kıvranan bedbahtları ne gülünç zorluklara maruz bırakacağını öngöremediği için...
Obama’ya, aynen Tayyip Erdoğan gibi “Polise mukavemetin de, çapulculuk ve vandallığın da mazereti olamaz” dedirterek yandaşlarına kıvırma payı bırakmadığı için...
Ankara’daki bir Amerikan Büyükelçisi’nin, bundan sonra sokak olaylarına hangi yüzle koltuk çıkacağını düşünmeden hareket ettiği için...
ABD’nin lafına güvenerek kendi hükümetlerine kafa tutan dünyanın her yerindeki muhaliflerin ayağının altındaki referans halısını hoyratça çekip aldığı için...
Kısacası, ‘Demokratik protesto hakkına saygı bekliyoruz, barışçıl gösterilere müdahaleyi kaygı ve endişeyle izliyoruz, bütün devletleri zorbalık ve ceberutluktan uzak durmaya çağırıyoruz’ türü teraneler eşliğinde çok güzel çalıp durdukları Amerikan zurnası, ne zaman ucu kendilerine dokunsa orada acı acı zırt dediği için...
İşte bunun için kendilerine en kalbi teessüflerimi bildiriyorum.

X