"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Siz niye bir türlü yatışamıyorsunuz ki?

TAMAM, muhterem.

“Milletin adamı”, ilk turda seçimi kazanacak.


*


Tamam, kardeş.
“Milli irade”, ilk turda “yüzde 55” alamazsa dişini kırarsın, anladık.


*


Tamam, birader.
Ekmeleddin Bey tutmadı.


*


Tamam, muhterem.
Ekmeleddin Bey’in hiç şansı yok.


*


Tamam, kardeş.
Ezip geçeceksiniz.


*


Hepsine tamam.
Ama anlamadığım nokta şu:
Madem durum bu...
O zaman bu telaş, bu abanma, bu hırs, bu öfke niye?


*


Niye kazanma şansı sıfır olan bir adaya abandıkça abanıyorsunuz ki?
Neden elinize geçen ya da geçmeyen her fırsatı Ekmeleddin Bey’e vurmak, çakmak, bitirmek, ezmek için kullanıyorsunuz ki?


*


-Memleketin bütün binaları sizin afişlerle dolu...
-Milletin üstüne boca etmediğiniz pankart kalmadı.
-Bütün anketler sizin türkünüzü çığırıyor.
-Bütün ekranlarda siz varsınız.
-Zaten sizde para gani... Bir de bağışın en büyüğü size akmış.
-Bülent’inden Orhan’ına... Bütün san’at camiası sizden yana.
-Devlet, bütün gücüyle “Milletin Adamı”nı seçtirmek için çabalıyor.
-IŞİD bile size çalışıyor. Bakın: Ellerindeki rehineleri bayram öncesi değil de seçim öncesi bırakacak gibi.


*


Durum böyle olduğu halde...
-Ne diye azıcık yatışmıyorsunuz?
-Ne diye en küçük bir tatmin duygusu sizi sarıp sarmalamıyor?
-Ne diye öfkeleniyorsunuz, ne diye bağırıyorsunuz, ne diye saldırıyorsunuz?


*


Bir insan nasıl olur da bütün bir kampanya boyunca efendiliğini zerre kadar bozmamış ve kaybedeceği kesin olan bir adaya karşı bu derece kin ve nefretle dolu olabilir ki?
Ne ara birikti bunca öfke ve kin?
Nasıl başardınız bunu?


*


Soruyorum size:
Siz ne zaman yatışacaksınız?
Nasıl bir gelişme yaşanacak da birazcık tatmin olacaksınız?
Azıcık kinsiz ve öfkesiz olabilmeniz için neyin olması gerekiyor muhteremler?


*


Yine soruyorum:
Kazanılması bu denli garantili bir seçimde bile bu kadar saldırganlaşıp çirkinleşiyorsanız...
Kazanma şansınızın birazcık azaldığı herhangi bir seçimde haliniz nice olacak?


Neredesin Kadir abi

BARAJLAR kurudu, “susuzluk tehlikesi” kapıda.
Kadir Abi ortada yok.
Tek bir kelime bile etmiyorsun bu konuda.


*


“Halk otobüsleri faciası” diye bir mesele var, belediye otobüsleri de faciaya ortak çıkıyor.
Kadir Abi ortada yok.
Gül cemalini görene aşkolsun.


*


Birazcık şiddetli yağmur yağdığında İstanbul adeta bir Venedik oluyor, İstiklal Caddesi “Kanal İstanbul” halini alıyor.
Kadir Abi ortada yok.
Ara ki bulasın.


*


Anladık.
Her yer Tayyip Bey, her şey Tayyip Bey.


*


Ama hiç değilse görüntüyü kurtar Kadir Abi.
-“Büyük otorite”yi sarsmayacak kıvamda kafayı çıkar.
-“Milli İrade”yi rahatsız etmeyecek ölçüde varlığını hissettir.
-“Tayyip Bey’in yanında ben neyim ki” görüntüsünü bozmayacak şekilde ortalığa çık.
Hadi Kadir Abi.
Yes, you can.


Buradan mı yol alınacak?

EKMEL Bey, İstiklal Marşı’nı bilmiyormuş.
İyi de...
Sen de bir toplantıda İstiklal Marşı’nı yanlış okumuştun. Üstelik gözün “promter” denilen cihazda olduğu halde.


*


Ekmel Bey kıta ile beyit arasındaki farkı bilmiyormuş.
İyi de...
Sen de alkol alan ile alkolik arasındaki farkı bilmiyorsun. Üstelik bunu bilmediğin için de canlı yayında “Bütün alkol alanlar alkoliktir, AK Parti’ye oy verenler hariç” demek durumuna düşmüştün.


*


Ekmel Bey Atatürk’ün “Yurtta sulh/ Cihanda sulh” sözünü bir çırpıda söyleyememiş.
İyi de...
Sen de “Ben evlatlarıma helal lokma yedirmedim” demiştin. Üstelik tam da “helal” ile “haram” meselesinin ayyuka çıktığı bir dönemde.


*


Ekmel Bey çark ediyormuş.
İyi de...
“Bir Başbakan/ İki Erdoğan” başlıklı videolarda senin de on numara beş yıldız süper çarkların var.


*


Ekmel Bey sürekli gaf yapıyormuş.
İyi de...
Sen de Falih Rıkfı’nın “Zeytindağı” adlı kitabını Yakup Kadri’nin yazdığını söyleyerek gaf yapmıştın. Üstelik camdan okuduğun halde...


*


İnsanız.
Hepimiz hata yaparız.
Bazen çok iyi bildiğimiz bir şeyi unuturuz, bazen bir cümleyi yanlış kurarız, bazen hata yaparız, bazen yaptığımız hatanın farkına bile varmayız, bazen bilgi hatası yaparız, bazen bilmediğimiz alanlara gireriz, bazen dilimiz sürçer, bazen attan düşeriz, bazen merdivene ters bineriz, bazen komik duruma düşeriz, bazen şaşırırız, bazen karıştırırız.


*


Bütün bunlar normaldir, doğaldır.
Normal ve doğal olmayan bütün bunların siyaset meydanında ergenlere özgü bir dil ve eda ile tepe tepe kullanılmasıdır.

Artık şunları anladım

-BAYRAMDA İstanbul dışına çıkılmazmış.
-Operasyon yapmakta, iddianame yazmakta, dava açmakta usta olan “Cemaat” imiş, “Hükümet” bu konularda fena acemiymiş.
-Asena Erkin’in “direk” açıklamasını bile bilebilen Bülent Arınç, benden çok daha iyi bir magazin okuruymuş.
-Anadolu’nun dört bir tarafı tam “instagram’lık” imiş.
-Taş sert, su insanı boğar, ateş de yakarmış.
-Her doğan gün bir dert imiş...

X