"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

‘Palu Ailesi’ne operasyon yapılırken sayıklamalarım

Ve işte sonunda bizim federaller, “Palu family”e canlı yayında, stüdyoda baskın verdi! Olur böyle vakalar, federaller yakalar!

Ama bizim federaller, neden hiçbir zaman Müge Anlı’dan önce davranmayı başaramıyorlar? Nedir bu işin sırrı? Ne yani? Bu muammayı da mı Müge Anlı çözecek?

Bu üç harflilerin Tuncer var ya... Bu adam tam bir psikopat... “Bana bir şey olmaz, ben her türlü çıkarım” diye korkunç kahkahalar atıyor adam! Umarım bunu kodeste cinler çarpar.

Yüzünde nurdan tek bir damla bile bulunmayan Havva da hesap verecek... İşte bunu düşünüp düşünüp yüzüme bir gülümseme yayılıyor.

Anadolumuzun Texas yöresine özgü bu karanlık dehşet içinde masum kalabilmiş tek kişi: Dede! Ona ne olacak acaba?

“Eski Türkiye” falan deyip duruyorsunuz! Söyleyin bakalım: “Eski Türkiye”de var mıydı böyle “Texas Katliamı 1/2/3” serisi gibi bir şey! Görüyorsunuz işte! Nereden nereye geldik!

‘Palu Ailesi’ne operasyon yapılırken sayıklamalarım

MOZART YAŞASAYDI RUTKAY AZİZ’E ŞÖYLE DERDİ

SEVGİLİ Rutkay Bey kardeşim...

Cumhurbaşkanınız Erdoğan için...

“Mozart dinlemek ona iyi gelir” demişsin.

İyi demişsin, güzel demişsin de Rutkay Bey kardeşim...

Şöyle bir sorunsal var:

Senin hiç de hazzetmediğin Abdülhamid var ya... Hani şu İkinci Abdülhamid...

Hah! İşte o, benim müziğimin tiryakisiydi.

Pek severdi benim müziğimi.

Rutkay Bey kardeşim...

Eğer sen Abdülhamit devrinin yaşayan bir aydını olsaydın...

Büyük bir ihtimalle...

“Mozart dinlemek bizim Abdülhamid’e hiç de iyi gelmedi, gelmiyor” diyecektin.

Rutkay Bey kardeşim...

Bu tür çelişkilere düşmemek için...

Bizim müziğimize boyundan büyük işlevler yükleme.

Ayrıca şunu da unutma:

Müzik türleri ile medeni olmak arasında doğrudan bir bağ yoktur.

İmza: Dostun Mozart...

‘Palu Ailesi’ne operasyon yapılırken sayıklamalarım

YUSUF GÜNEY’E TAVSİYE

ŞARKICI Yusuf Güney, bir kadına şiddet uygulamakla suçlanmış.

O da kendini savunmuş.

Yapmadım, etmedim, yalan, iftira” diyerek.

Buraya kadar her şey normal...

Tuhaf olan şurası:

Yusuf Güney, yalanlama yaparken araya şu cümleyi de sıkıştırıvermiş:

“Vatanını, milletini, polisini, askerini, kadını, hayvanı seven biriyim.”

Kendisine tavsiyem şudur: 

Sevgili Yusuf Güney!

Kadına şiddet meselesi söz konusu olduğunda bu saydığın kişisel özelliklerinin hiçbirinin bir önemi, değeri yok.

Çünkü...

Vatanını, milletini, polisini, askerini, kadını, hayvanı sevip de kadına şiddet uygulayan o kadar çok kişi var ki!

CEMAL SÜREYA OLMASAYDI

“Keşke yalnız bunun için sevseydim” kalıbı olmayacaktı.

“Hayat kısa, kuşlar uçuyor” diye bir şey olmayacaktı.

Kahvaltı ile mutluluk arasında bir bağ olmayacaktı.

“Yalnızlığın başkenti”, “Afrika dâhil” falan... Hiçbiri olmayacaktı.

“Mutsuzluğa da var mısın?” tarzı bir teklif olmayacaktı.

 ‘Palu Ailesi’ne operasyon yapılırken sayıklamalarım

MARİAM KAVAKÇI’YA DAİR BEŞ ŞEY SÖYLEYECEĞİM

MERVE Kavakçı’nın iki kızından biri olan Mariam Kavakçı, Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atandı.

İşte bu konuya dair söyleyeceğim beş şey:

BİR: Texas Üniversitesi’nden yüksek lisansı olan 29 yaşındaki genç bir kadının, Cumhurbaşkanı’na danışman olarak atanmasında liyakat açısından bir sorun yok. İşin bu kısmını zorlamamak lazım...

İKİ: Mariam Kavakçı’nın atanmasındaki tek sıkıntı şu: Önemli makamlara hep aynı soyadını taşıyan kişilerin atanıyor olduğu algısına katkı sunması... Buradan yola çıkılarak nepotizm eleştirisi yapılır... Ki yapılıyor!

ÜÇ: Mariam Kavakçı’nın sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar, zamane gençliğinin paylaştığı fotoğraflardan farklı değil... Bu tür fotoğraflar paylaşan bir gencin Cumhurbaşkanı’na danışman olması zararlı değil, tam tersine faydalıdır.

DÖRT: “Mariam” ismine takılıp kalmak ise tam anlamıyla abesle iştigal... Ha “Meryem”, ha “Mariam”... Bir fark yok ki...

BEŞ: Kavakçı Ailesi için... “Dehrin cefasını çektiler, sefasını sürecekler” falan diyenler oluyor... Pardon ama dehrin cefasını çekip de cefa çekmeye tam gaz devam eden o kadar çok kişi var ki! Niye onlara sıra gelmez?

 


CHP’Lİ VEKİLLERİN MAAŞIYLA KEMAL BEY’İN TAZMİNATI ÖDENECEK

ŞÖYLE formüle etmişler:

CHP’li her milletvekili, ocak maaşından 5 bin lira, nisan maaşından 5 bin lira verecekmiş.

Böylece ortaya çıkan 1 milyon 300 bin lira ile...

Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaretten verilen tazminat cezaları ödenecekmiş.

Kafama takılan iki husus var:

BİR: Kemal Bey, “Yazlığımı sattım, tazminatları ödedim” dememiş miydi? Ben mi yanlış hatırlıyorum?

İKİ: Yerel seçimden sonraki nisan ayında CHP’li milletvekilleri, Kemal Bey için maaşlarından 5 bin lira verirler mi?

X