"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Egemen’in, Muammer’in Zafer’in yerinde olsam

BEN Egemen Bağış’ın, Muammer Güler’in, Zafer Çağlayan’ın ve Erdoğan Bayraktar’ın yerinde olsam...

Şunları yaparım:

*

BİR: Soruşturma Komisyonu’nun toplantı yaptığı odanın karşısına üzerinde “Ben Yüce Divan’da yargılanıp aklanmak istiyorum... Beni Yüce Divan’a gönderin... Göndermezseniz iki elim yakanızdadır” yazılı pankart asıp eylem yaparım.

*

İKİ: Soruşturma Komisyonu’nun tüm üyelerine “Siz ne hakla benim koluma taktığım saatin hesabını yargı önünde vermeme engel olursunuz? Siz ne hakla benim Reza denilen şahıstan rüşvet almaya tenezzül ettiğim iddiasını yıkmama fırsat vermezsiniz?” konulu çıkışlar yaparım.

*

ÜÇ: Günde en az sekiz televizyon kanalına çıkar, “Bana gelen hediye çikolata paketinin içinde para yoktu kardeşim, bunu kanıtlamak için Yüce Divan’da yargılanmak istiyorum, göndersinler beni Yüce Divan’a” diye haykırırım.

*

DÖRT: Her gün en az 19 köşe yazarına mektup yazar, mektubumda “Oğlumun kazandığı paranın tek kör kuruşu bile haram değildir, hepsi helal kazançtır... Bunu kanıtlamak için Yüce Divan’da yargılanmak istiyorum” mesajını veririm.

*

BEŞ: Meclis Genel Kurulu’nda bulduğum her fırsatta kürsüye çıkar, “Ey Meclis! Gönder beni Yüce Divan’a” diyerek talepte bulunurum.

*

ALTI: Kendi partimden tüm milletvekillerine kulis yapar, “Etmeyin, eylemeyin... N’olur beni Yüce Divan’a gönderin... Gönderin ki misler gibi tertemiz aklanıp paklanarak çıkayım” diye yalvar yakar olurum.

*

YEDİ: Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile Başbakanlık binasının önlerinde çadırlar kurarım... Çadırlarımın üstüne “Ben Yüce Divan’a gitmek istiyorum” pankartını asarım... Ve hatta açlık grevine bile başlarım...

Avrupa’da ırkçılık alıp başını gidiyor mu?

ALMANYA’nın Dresden kentinde İslam düşmanları büyük bir miting yapınca...
Gazetelerimizin çoğu bu gelişmeyi şu başlıklarla duyurdular:
Almanya’da ırkçı tehlike...
Avrupa’da İslam karşıtlığı...
İslam karşıtı mitinge 17 bin kişi katıldı.

*

Oysa olayın bir de şu tarafı var:
Dresden’deki ırkçı mitinge karşı binlerce Alman’ın katıldığı “Irkçılık karşıtı” bir miting yapıldı.
Alman basını, İslam karşıtı ırkçılara yönelik çok ağır eleştirilere yer verdi.
Alman politikacıların büyük bir çoğunluğu İslam karşıtlığına itiraz etti.

*

Müslümanların tümünü “El Kaideci” ve “Terörist” olarak gören anlayışa itiraz etmiyor muyduk?
O halde neden Avrupa’nın tümünü “İslam karşıtı” ve “ırkçı” gören bir anlayışa sahip olalım ki?

*

“Irkçı Avrupa, İslam düşmanı Avrupa” falan diyerek genellemeler yapmak yerine...
Avrupa’da İslam karşıtı yükselişe karşı canla başla çalışarak “dur” demeye çalışan Avrupalılarla dayanışma içinde olmayı denesek daha doğru bir iş yapmış olmaz mıyız?

Süreç mekaniği

SIRRI Süreyya Önder, “Bir darbe mekaniği var” demişti.

*

“Darbe mekaniği”ni bilemiyorum ama artık kesinlikle anlaşılmıştır ki...
“Bir süreç mekaniği var.”

*

“Süreç mekaniği”, aşağı yukarı şöyle işliyor:
Önce HDP’den bir yetkili “Süreç gayet iyi gidiyor” açıklaması yapıyor.
Ardından Kandil’den “O kadar da iyi gitmiyor” açıklaması geliyor.
En son Yalçın Akdoğan’dan Kandil’e ayar veren açıklama geliyor.

Trileçe

“EN iyi trileçe nerede yenir” tartışması bütün hızıyla sürüyor.

*

Etiler’deki “Boşnjak” adlı restoranın sahibi Mithat Erdem, “Bizim trileçe ‘iyiye yakın’ denilerek geçiştirilemez, haksızlık etmişsin” dedi.
Teşvikiye’de bizim evin tam karşısında “Petifür” adlı sütlü tatlılar cenneti var. Orada da başarılı trileçe var... Nasıl oldu da atlamışım. Hay bin kunduz!
Turgut Kazan aradı... “Askoroz” adlı salaş Beyoğlu balıkçısının trileçesinden söz etmeyen her trileçe listesinin eksik kalmaya mahkûm olduğunu söyledi ve telefonu kapattı.
MUDO, yani Mustafa Taviloğlu ise ilginç bir tez attı ortaya... Bu teze göre en iyi trileçe Florence Nightingale Hastanesi’nin kantininde yenirmiş... Çünkü hastanenin ünlü doktoru Azmi Hamzaoğlu bu tatlıya pek bir meraklıymış...
Yoldan geçerken okurlarımdan biri “Aslı Börek’in trileçesini nasıl atlarsınız Ahmet Bey” diye çıkıştı.
Ve en sonunda ta LİMAK Kosova Priştine Uluslararası Havalimanı Genel Müdürü Haldun Köktürk, havalimanındaki arkadaşlarıyla karar verip bana ta Kosova’dan bir tepsi trileçe göndermiş. Herkese ikram ettim ve yiyen herkes “Tartışma bitmiştir” dedi.

Bu hekime kimse emanet edilemez

ADI: Tuncay Delibaşı... Mesleği: Tıp profesörü...
Bu profesör, Fethullah Gülen’i bir kez muayene etmiş...
Ve tutmuş Yeni Şafak gazetesine röportaj vererek Gü-len’in hastalıklarını anlatmış...
En küçük bir sansüre bile lüzum görmeden.

*

En önemli etik kuralıdır: Hekimler hastalarının mahremiyetine saygı göstermek durumundadır. O hasta en azılı düşman bile olsa...

Helal olsun bu kızlara

ÇALIŞAN kadınlara hoş gözle bakmayan Tuğrul İnançer’in kızı, iş hayatında çok başarılı bir çalışan kadınmış.
Öğrenci değişim programı olan “Erasmus”a ağır hakaretler eden Yusuf Kaplan’ın kızının, Erasmus programıyla Paris’e gittiği iddia edilmiş.

*

“Helal olsun bu kızlara” diyelim, başka da bir şey demeyelim.

Şişli’yi yönetemeyen CHP Türkiye’yi nasıl yönetecek?

ŞÖYLE yönetebilir:

*

Bulur bir Cemaat, verir ona polisi ve yargıyı...
10 yıl idare ettirir.
Sonra bir maraza çıkar.
“Safmışız, yanılmışız” der.
Hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eder.

X