Yüzde kaç oyla ne kadar yolsuzluk yapabilirsin?

ANAYASA ve Seçim Kanunu, ülkemizdeki seçimlerin hangi sonuçları doğurabileceğine ilişkin hükümler içeriyor.

Haberin Devamı

Kim ülkeyi yönetmek üzere hükümet kurabilir, kim belediye başkanı ya da cumhurbaşkanı olabilir, kimler meclislerde görev alabilir vs.
Başbakan ve AKP ise yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarından kurtulmak için “sandığı” işaret ediyorlar.
Bu ay sonunda yapılacak seçimlerde yüzde şu kadar oy alabilirlerse kendi düşüncelerine göre aklanmış olacaklar, ısrarla bunu söylüyorlar.
Bir arkadaşım geçen gün sohbet arasında “Yüzde kaç oy alınırsa yolsuzluk yapmak serbesttir” diye sordu.
Hükümetin olaya bakışını esas alırsak yerinde bir soru.
Acaba vatandaşların kafasındaki bu tür sorulara yanıt verecek bir Anayasa değişikliği gündeme getirilebilir mi?
Mesela, “Yüzde 38 oy alırsan kamu ihalelerine fesat karıştırmak serbesttir” ya da “Yüzde 47 oy alırsan iki milyar dolara kadar yolsuzluk yapılabilir” gibi.
Tabii eli yükseltmek de mümkün: “Yüzde 65 oy alırsan protesto göstericilerinden 20’sini öldürebilirsin” gibi.
Elbette daha çok insanı öldürmek istiyorsan daha yüksek oy oranına ulaşmalısın gibi bir sonuç da çıkıyor bundan.
Örneğin yüzde 90 oy alabilen bir lider, kaç muhalifini yok edebilir?
Hükümet, böyle bir tarife yayınlasa da hepimiz öğrensek, iyi olmaz mı?

Haberin Devamı

Hayır, herkes çalmıyor!

DÜN kendi mini anketimden söz ederken AKP’ye oy vereceğini söyleyen tanıdıklarımdan “Hepsi çalıyor” itirazını sıkça duyduğumdan söz etmiştim.
Bugün kaldığımız yerden devam edelim.
Yolsuzluk iddialarının ortalığa dökülmesinden beri bunu sıkça duyuyoruz: “Bunlardan öncekiler de çalıyordu, zaten hepsi çalıyor, çalıyorlar ama iş de yapıyorlar.”
Önce şunu hatırlatmak isterim ki hayır hepsi çalmıyor, çalmayanlar da bu memlekette çok oldu.
Eski başbakanların, bakanların önemli bölümünün bugünkü hayatlarına bakarsanız bunu kolayca görebilirsiniz.
Çok sayıda eski bakan ve belediye başkanı var ki bugün zor geçiniyorlar.
Öte yandan halen “iktidarda” olan örnekler de var.
İzmir’de Belediye Başkanı’nı hapse tıkmak için yapmadığınızı bırakmadınız, elinize ne geçti?
“Sıfırlanan paralar”
mı var, yolsuzluk yaparken dinlemeye takılmış mı, çocuklarına vakıflar kurdurup, imar izinleri karşılığında vakfa para mı toplamış?
Bodrum’da da, Eskişehir’de de aynı senaryoyu uygulamaya sokmaya çalıştınız, elinizde ne var?
Bir ara muhalif partilerin belediye başkanlarına yaptığınız seri operasyonlardan elinize hangi kanıtlar geçti?
Kocaman bir hiç!
Çünkü iktidar gücünü eline geçiren herkes hırsız değil, gayet başarılı işler de yapıyorlar ama çalmıyorlar!
Haksızlık etmek istemem, bugünkü hükümette de, AKP’li belediyelerde de bu işlere bulaşmamış, temiz insanların sayısının kirli olanlardan fazla olduğuna inanırım.
İktidar gücü insanı bozar ama bu kadar bozabilmesi için insanın kişiliğinin de buna uygun olması gerekir ki her kesimden siyasetçi içinde kişiliği böyle işlere uygun olmayan çok insan vardır.
“Başkaları da çalıyor” gerekçesi, hırsızlığı mazur göstermez, sadece o kişilerin benzer kişilik bozuklukları içinde olduğunu gösterir.

Haberin Devamı

Önce fişekleri nasıl atacaklarını öğretin

POLİSİN attığı gaz fişeği kapsülü ile öldürülen Berkin Elvan’ın cenaze töreninden sonra çıkan olaylarda iki kişi daha gaz fişeği kapsülü ile vuruldu.
65 yaşındaki İbrahim Yaman halen yoğun bakımda tutuluyor.
20 yaşındaki İsa Karaman ise kafasının arkasından ve boynundan iki gaz fişeği ile vuruldu, iki gün yoğun bakımda kaldı, halen Şişli Etfal’de tedavisi sürüyor.
İsa Karaman
’ın öyküsünü dün Taraf’ta Billur Özgür yazdı.
Karaman, fal bakılan bir kahvede çalışıyormuş. Görevi fal afişi taşıyarak kafeye müşteri çekmek. Kalacak bir yeri olmadığı için çalıştığı kafede kalıyormuş.
11 Mart akşamı patronu İsa’ya kafeyi erken kapatacaklarını söyleyerek günlük yevmiyesini vermiş.
İsa yakındaki bir internet kafeye gitmek için dışarı çıkınca polisten kaçarak kendisine doğru gelen kalabalık bir grup ile karşılaşmış.
O sırada bir TOMA’nın sıktığı basınçlı su nedeniyle ayağı kayıp yere düşmüş.
Sonrasını şöyle anlatıyor:
“Düştükten sonra başımın arka tarafını bir gaz fişeği sıyırdı. Ben tam polislere ‘Yapmayın benim olayla alakam yok derken’ yakın mesafeden başka bir gaz fişeği yüzümün ortasına geldi. Sonrasında ise iyice yere yığıldım. Gözlerim kapalıydı. Polisler geçerken omzumda bir acı hissetim ve hâlâ omzum çok acıyor. Biri omzuma basmış olabilir. O sokakta beni bulan üç kadın, ambulans çağırarak hastaneye yetiştirmişler.”
İsa Karaman
’ın hayatta kalabilmiş olması tamamen onun şansı ile açıklanabilir.
Son gösterilerde de gördük ki polisin gaz fişeği atarkenki tutumunda; iki kişinin ölmesine, birçok kişinin gözünü kaybetmesine rağmen bir değişiklik yok.
Dün Habertürk’te “polise güven ve cesaret eğitimi” verileceğine ilişkin bir haber vardı.
Polisin korkularını yenmesini sağlayacak, vatandaşın azalan güvenini artıracak bir eğitim verilecekmiş.
Merak ediyorum, gaz fişeğini nasıl atacakları konusunda doğru dürüst eğitilemedikleri belli olan polisler, vatandaşın azalan güvenini nasıl yeniden kazanacaklar?

Yazarın Tüm Yazıları