Çekin dilinizi o insanın üzerinden

SİYASETTEN sıtkımın fena halde sıyrıldığı bir dönemimdeyim.

Haberin Devamı

Cesare Pavese’nin, “Artık söyleyecek sözüm kalmadı” dediği noktadayım.
Bamtelime fena halde basılmadığı takdirde, siyaset orucumu bozmak niyetinde değilim...
Ama bamtelime basıldı...
Hem de vicdanımın, Türklüğümün, Müslümanlığımın, insanlığımın bamteline basıldı...
Bazı AK Parti yöneticilerinin, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Profesör Ekmeleddin İhsanoğlu’na yaptıkları haksızlığı, vicdansızlığı görünce kendimi de tutamadım, kendime verdiğim sözü de...

***

Ekmeleddin Bey’i şahsen tanıma şansına erişmiş insanlardan biriyim.
Bir gün kendi zihniyet tarihimi yazacak olursam, baş köşeye koyacağım insanlardan biridir.
Sartre’ın yanına, Camus’nün yanına...
Şerif Mardin
hocamın yanına...
Doğan Hızlan’ın yanına...
Rahmetli Sabri Ülgener’in yanına...
Sadece bana anlattıklarıyla değil.
Dünyaya, İslam âlemine anlattıklarıyla...
Sadece anlattıklarıyla değil.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başında yaptığı olağanüstü işlerle...
Sadece yaptığı işlerle değil, herkesin diliyle, eliyle birbirinin gırtlağına sarıldığı bir Türkiye’de, üslup denen ve şehvete her an kölelik yapmaya hazır silahı, insanları döven değil, seven, okşayan bir kadifeye çevirdiği için.
Yani sadece söyledikleriyle değil, söyleme biçimiyle de...

***

Haberin Devamı

Bakıyorum, AK Parti’nin bazı yöneticileri, onu tam da oradan vurmaya çalışıyorlar.
Yani dilini güvercine çevirmiş bir insanın üzerine, dikene çevrilmiş bir dille gidiyorlar.
Demediklerini bırakmıyorlar.
Etmediklerini bırakmıyorlar.
Türkiye’nin övünç kaynağı, ender bir aydının üzerine hoyratlığı bile aratan bir hınçla, öfkeyle, intikam duygusuyla gidiyorlar.
Belli ki eskiden kalmış, kapanmamış bir kan davaları var.

***

Beyler...
Size iki çift lafım var.
Sizler ve bizler...
Öldüğümüzde geriye, varsa, aile kabristanımızda mütevazı bir mezar taşından başka bir şey bırakmayacağız...
O insan, Ekmeleddin Bey, bilin ki daha şimdiden geriye çok ama çok şey bıraktı...
Üslubun şehvetine kapılmış sizler...
Daha şimdiden kaybolmaya mahkûmsunuz...
O ise daha şimdiden müebbet bir şerefle yaşamaya mahkûm...
O istemese de, o mütevazı davransa da...
Vicdanlı Müslümanlar onu hatırlayacak...
Yaşatacak...
Siyasetin günlük dili, ancak Pinokyo’nun burnu kadar uzağa gidebilir...
İnsanlığın, eserlerin, medeniyetin, aydınlığın ise günlük siyasetin diline zerre kadar ihtiyacı yoktur.
Çekin lütfen dilinizi o aziz insanın üzerinden...

Haberin Devamı

İtibarlı yalnızlar kimlerdir tanıyalım

TÜRKİYE, bugün tarihinde hiç olmadığı kadar yalnızdır.
O yalnızlık içinde bir oraya bir buraya çatıp maraza çıkaran bir devlet haline dönüşmüştür.
“Stratejik derinlik” ve “komşularla sıfır sorun” politikaları duvara toslayıp tuz buz oldu.
Türkiye yapayalnız kaldı...
Şimdi o yalnızlığa da yeni bir bahane bulundu...
“Değerli yalnızlık...”
Mış...
Danışmanlar öyle diyor....
Bu dâhiyane kavramı uyduran arkadaşlara bir çift söz edeyim ki, söylediklerini kulakları da duysun.
Yakın tarih iki yalnız ülkeyi yazar.
Biir: Arnavutluk...
İkii: Kuzey Kore....
İkisinin yöneticileri de kendi gözlerinde ve partilerinin silahşorlarının gözünde “muteber yalnızlardı...”
Tarih her iki yalnızı da, “yapayalnız diktatörler” olarak kayda geçirdi.
Bilin ki, yalnız olan sadece sizsiniz...
Türkiye halkı değil...

Haberin Devamı

Bu kan matematiğini izah edebilen var mı

ASKERİ darbelerin sadece kötülükler getirdiğini biliyorum...
Yaşayarak öğrendim...
Ama hayat bana bir başka şeyi daha da öğretti...
Seçimle gelen herkes ille de demokrat olmayabiliyor...
Vesayetin askerini de sivilini de yaşamış bir insan olarak Mısır’da olup biteni izliyorum...
Kanlı bir askeri darbenin insanlara neler yaptığını ibretle seyrediyorum...
Nasıl ki, “devrilen adamın” yüzde 24 oyla neler yapmaya cüret ettiğini ibretle seyretmişsem, aynen öyle...
Ama anlamıyorum...
-Darbeci Sisi, meydanlarda bine yakın insanı katlettiği halde, Mısır halkının neredeyse çoğunluğu neden sessizce duruyor?
-Biz, “değerli bir yalnızlığı” göze alıp bas bas bağırırken, Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin neden darbeci generali destekliyor?
Hadi onları bıraktım...
Gazze’deki Hamas bile neden tarafsız duruyor? Daha dün baharlarını yaşayan Tunus’tan, Libya’dan neden ses çıkmıyor?
-Hükümet ve destekleyenleri böylesine büyük tepkiler verirken, Türkiye halkının büyük çoğunluğuna hâkim sessizliğin anlamı nedir?
-Evet Mısır’ın başında şu an kanlı bir askeri diktatör var.
Peki, Mısır’ın hemen altındaki Sudan’ın başında kim var?
Ömer el Beşir...Darbeyle başa gelmiş dünyanın Hitler’den sonra en kanlı bir diktatörlerinden biri... Elinde 200 bine yakın insanın kanı var.
2 milyondan fazla insan evinden barkından koparıldı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi hakkında tutuklama kararı çıkardı.
Müslüman Kardeşler uğruna değerli yalnızlığı göze alan Ankara, bugüne kadar Sudan hakkında da bir şikâyette bulundu da biz mi duymadık?
Duyduğumuz, gördüğümüz tek şey, o adamın arada bir Türkiye’ye gelip, itibarlı bir devlet başkanı olarak ağırlandığı...
Herhalde Türkiye’nin o politikası da “değerli yalnızlıktı...”
Eee, ne de olsa, değerli yalnız, değerli yalnızın halinden anlıyor...
-Taksim’de 5 ölü vardı. Hükümetten, kendi halkından insanların ölümü üzerinde bir üzüntü ifadesi duymadık.
Kahire’de ölen insan sayısı 1000...
Aradaki fark 995.
Türk hükümeti haklı olarak dünyayı ayağa kaldırdı.
-Sudan’da darbeci El Beşir 200 bin kişiyi öldürdü.
Kahire ile arasındaki fark 199 bin...
Türk hükümeti gıkını çıkarmadı... Üstüne üstlük, adamı değerli bir yalnız olarak bağrına bastı.
Bu kan matematiğini bize anlatabilecek değerli bir yalnızımız var mı...

Yazarın Tüm Yazıları