Yargı tarihinde iki yargıç

ADALET tarihimizden iki hâkim örneği: Biri ihtilal mahkemesinin başkanı Salim Başol, öbürü ihtilal dönemindeki Yargıtay Başkanı Recai Seçkin...

Haberin Devamı

27 Mayıs 1960, darbe olmuştur.
Menderes ve arkadaşları yargılanacaksa, bu yargılamanın Yüce Divan sıfatıyla Yargıtay’da yapılması gerekirdi. Fakat öyle olmadı. Bugün utançtan isimlerini burada zikretmeyeceğim “hukuk profesörleri” yargılamanın normal Yüce Divan’da değil, özel olarak kurulacak ihtilal mahkemesinde yapılması için fetva verdiler! Menderes ve arkadaşlarını cezalandırma amacıyla geçmişe yürüyen kanun çıkarılması için de fetva verdiler!
Hukuka uyulsaydı Menderes ve arkadaşlarını mahkûm etmek mümkün olmayacaktı.
Yassıada’da darbe yanlısı seçme hâkimlerden oluşan ihtilal mahkemesini kurdular. Adil yargılama görüntüsü vermek için Yargıtay Başkanı Recai Seçkin’i mahkeme başkanı yapmak istediler. Recai Seçkin bunu kabul etmedi. Çünkü ihtilal mahkemesi “tabii hâkim” ilkesine aykırı olarak, hukukun temel ilkelerini çiğneyerek kurulmuştu.

Haberin Devamı

SALİM BAŞOL...

27 Mayıs’ı destekleyen kalabalıkların ve basının alkışları arasında bu görevi Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı Salim Başol kabul etti.
Adnan Menderes Yassıada mahkemesinde adil yargılanma hakkının nasıl ihlal edildiğini anlatmaya başladığında Salim Başol onun sözünü kesti:
“Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor!”
Sonra idamla yargılanan sanıklar savunma yaparken Başol yine müdahale etti:
“Fazla konuşmayın, savunmanızı yazılı verin!”
İleride Yassıada evrakı açıldığında görüldü ki, sanıkların yazılı savunmalarını mahkeme okumamıştı, hüküm baştan verilmişti!
Böyle “mürettep”, yani tertiplenmiş bir mahkemenin, “tabii hâkim” ilkesini çiğneyerek kurulmuş bir ihtilal mahkemesinin başkanlığını kabul etmek utanç vericidir. Salim Başol’un yargılamayı yönetme tarzı da, verilen kararlar da adalet tarihimizin yüz karasıdır.
Darbeciler Başol’u Anayasa Mahkemesi üyesi yaparak ödüllendirdiler!
Bu, Anayasa Mahkemesi’nin o zaman nasıl bir kadroyla kurulduğu hakkında da bir fikir verir.

RECAİ SEÇKİN...

Darbecilerin teklif ettiği ihtilal mahkemesi reisliğini reddeden Yargıtay Başkanı Recai Seçkin, 6 Eylül 1960 günü Yargıtay’da yaptığı adli yıl açış konuşmasında darbeyi övmedi, ağzına bile almadı. 27 Mayıs şekavetini “devrim” diye öven Yargıtay başkanları, Recai Seçkin’den sonra, bilhassa İmran Öktem’le başlayacaktır.
Merhum Recai Seçkin, darbenin lideri “Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel”in huzurunda yaptığı 6 Eylül 1960 günlü adli yıl konuşmasında şunları söyledi:
“Ülkenin temeli olan adaletin, gereği gibi dağıtılması için ilk şart, mahkemelerin tarafsız olması yani hüküm veren hâkimin, dosyadaki delillerin, kendi hukuk ve kanun anlayışının ve nihayet vicdanının etkisinden başka hiçbir şeyin etkisi altında olmaksızın karar vermesidir. Buna ‘yargı bağımsızlığı’ denilmektedir.
Hâkim, hukuk esasları ve vicdanı yerine idare adamlarının veya davada ilgisi olanlardan birisinin etkisi altında kalarak karar verirse, verdiği karar, özünde adaletle ilgisi bulunmayan bir belge, daha açıkçası bir zulüm belgesinden ibaret kalır. Bu durum haksızlığa uğraya­nın olduğu kadar bütün toplumun gönül rahatlığını bozar. Zira yurttaş haklı olarak aynı felaketin bir gün kendi başına da geleceğini düşünür...”
Merhum Seçkin’in bu sözleri adalet tarihimize şerefle yazılmıştır.

Haberin Devamı

İKİSİNDEN HANGİSİ?

Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri çıkardıkları dergi için benden bir makale istediklerinde Salim Başol’u ve Recai Seçkin’i anlatan uzun bir yazı yazdım. İstedim ki, hukuk öğrencileri bu iki hâkimi de tanısınlar...
Her zaman izlenmesi gereken örnek, elbette Recai Seçkin’dir.
Hukuk tarihimizdeki bu iki yargıcı bugün de Hürriyet okurlarına ve tüm hukuk camiasına sunmak istedim.
Adalet tarihimizde şerefli bir yere sahip olan, merhum Recai Seçkin’i rahmetle anıyorum, aziz hatırası karşısında derin bir saygıyla eğiliyorum.

Yazarın Tüm Yazıları