Ali Sürmeli’ye çağrı: Azıcık delikanlı ol

    ALİ Sürmeli...

    - Arkadaşlarını da yanına alıp savunmasız bir kadın oyuncuya gününü göstermeye gitmeyi biliyorsun.
    - Elindeki yumurtalarla sana karşı koyamayacak bir kadının suratına yumruğunu gömmeyi biliyorsun.
    - Elini kadının boğazına götürüp sıkmaya kalkışmayı biliyorsun.
    Ama yaptığın aşağılık eyleme “delikanlı gibi” sahip çıkmayı bilmiyorsun.

    * * *

    Savunmasız bir kadına saldırırken “aslan” kesiliyorsun ama sıra eleştirilere cevap vermeye gelince “pek kültürlü bir kedi” oluveriyorsun.
    Kendini kurtarmak için...
    “Sanat, pornografi, kültür, devrim, tiyatro, Nietzsche, edep” gibi sözcükleri üzerimize boca ediyorsun.
    Ali Sürmeli...
    Azıcık delikanlı ol da bari yaptığın aşağılık eyleme sahip çık.

    * * *

    Ali Sürmeli...
    - Sen savunmasız bir kadının üzerine yürüdün...
    - Sen bir kadına vurdun...
    - Sen bir kadına şiddet uyguladın...
    Darp ederken elinde yumurta olması seni “mektep bahçelerinden bakanlara yumurta atmaya çalışan masum devrimci talebe” konumuna yükseltmez.
    Devrimci öğrencilerin sırtına basarak kadına yönelik açık şiddetini meşrulaştırmaya çalışma...

    * * *

    Madem bize “Kurtlar Vadisi” havası falan basıyorsun...
    O zaman...
    En az o kadına vururken cesur olduğun kadar cesur olmayı dene...
    Çık, “Evet, vurdum” de...

    Eski bir kıyaslama

    YAKLAŞIK 10 yıl önceydi...
    Abdullah Gül, başbakanlık koltuğunu Tayyip Erdoğan’a bırakmıştı.
    O zamanlar yazdığım “Gelen ile Giden Arasındaki Farklar” yazımda Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ı kıyaslamıştım.

    * * *

    “Aile hayatları” başlıklı bölümün altına yazdığım cümle aynen şöyleydi:
    “Tayyip Erdoğan her ne kadar ‘sert erkek’ imajı çizse de eşinden biraz çekinir. Abdullah Gül her ne kadar ‘mutedil erkek’ imajı çizse de eşinden hiç çekinmez”.

    * * *

    Cumhurbaşkanı Gül’ün, Kral Abdullah’ı karşılama töreninde uzun topuklarıyla yürümekte zorluk çeken Hayrünnisa Gül’e inceden tepki gösterme görüntülerini izleyince...
    Yıllar önce yaptığım kıyaslama aklıma geldi.

    Asgari ücretle krallar gibi yaşamak

    DEMİŞ ki Bakan Faruk Çelik:
    “Asgari ücretle geçinilmez diye bir şey yok... Geçinirsiniz... Ona mahkûmsanız 8 yüz lira büyük paradır”.

    * * *

    Sayın Bakan çok haklıdır.
    - Ekmeğe biraz fazla abanırsan...
    - Üç çocuğu tartı aletleriyle sokaklara salarsan...
    - Ayda bir tavuk döner yersen.
    - Çaya şeker atmazsan...
    - CHP’nin karneyle ekmek sattığı dönemleri aklından çıkarmazsan...
    - Milli duruş sergilersen...
    - “Buna da şükür” demeye meyyalsen...
    - “Bakan maaşı kaç paradır acep” şeklinde gayrimilli sorular sormazsan...
    8 yüz lira büyük paradır ve o parayla krallar gibi yaşarsın.

    Chavez ve ikiyüzlülük

    CHAVEZ öldü.
    Ve ölümüyle bizim memleketteki ikiyüzlülükler silsilesine unutulmaz bir katkı sundu.

    * * *

    Olay şudur:
    - Buradaki sağ otoriterliğe karşı bir çift kelam etmekten imtina edenler, Chavez’in sol otoriterliğine karşı yalınkılıç saldırıya geçmiş durumdalar.
    - Buradaki sağ otoriterliğe karşı “Gün doğdu hep uyandık” diye direnişe geçenler, Chavez’in sol otoriterliğini allayıp pullamaya başlamış durumdalar.

    TUTTUM

    - Ali Bayramoğlu’nun Yeni Şafak gazetesinde yazdığı “İmralı Görüşme Notları, bırakın sürece zarar vermeyi, sürece olumlu katkı sağladı” vurgulu yazısını tuttum.

    TUTMADIM

    - Ömür Gedik’in Pazar Kelebek’te bir yeniyetme sanatçıyla yaptığı röportajda giydiği kıyafeti ve verdiği pozları tutmadım.

    Nusr-Et’ten nefretimin 7 sebebi

    BİR: Ete ve et yemeye tanrısal bir anlam katma çabası sebebiyle...
    İKİ: Her gün gazete sayfalarında bizleri elinde tuttuğu çiğ et görüntülerine maruz bırakması sebebiyle...
    ÜÇ: Altı üstü “fena pişirilmemiş et” yemek için kuyruklara girmenin normal sayılması gerektiğini beynimize kazıma gayreti sebebiyle...
    DÖRT: Medyada boy boy gözükmenin bedeli olarak “süper pahalı et” satma eylemine girişmesi sebebiyle...
    BEŞ: Bin türlü kibrin ayyuka çıktığı şu dönemde bizleri “kasap kibri” adı verilen bir kibir türüyle tanıştırması sebebiyle...
    ALTI: Bir insanın hayatını pekâlâ ete ve et pişirmeye adayabileceğini, bunun takdire şayan bir eylem olduğunu hepimize kabul ettirme çabası sebebiyle...
    YEDİ: “Etten anlama” denilen olguya filozofik bir çabadan daha üstün bir mevki biçilmesinin başaktörü olması sebebiyle...

    Ahmet HAKAN yazılarını takip edin!
    Yazarın Son Yazıları
    21 Ağustos 2014, Perşembe
    19 Ağustos 2014, Salı
    18 Ağustos 2014, Pazartesi
    17 Ağustos 2014, Pazar
    16 Ağustos 2014, Cumartesi
    14 Ağustos 2014, Perşembe
    12 Ağustos 2014, Salı
    10 Ağustos 2014, Pazar
    09 Ağustos 2014, Cumartesi
    08 Ağustos 2014, Cuma
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.