Uçak kazasından kim sorumlu?

AMSTERDAM’daki uçak kazasından b-e-n sorumluyum!

Evet evet, kendinizi uluslararası sivil havacılık ajansı uzmanı yerine koyarak, yok pilotaj hatası, yok motor arızası, yok forteks türbülansı diye spekülasyon yapmayı bırakın. Çünkü "sanık" (!) bellidir ve THY "Boeing"inin Hollanda tarlasına saplanmasından sonra "suçlu" (!) sandalyesine oturtulacak yegáne kişi, bu satırlar yazarıdır.

***

NİTEKİM, kazanın duyulduğu andan beri elektronik posta kutum bu yönde yazılmış mektuplarla dolup taşıyor. Yarı şaka, yarı ciddi, "nazar değdirmek"le (!) itham ediliyorum.

Eh, tam olayın gerçekleştiği gün burada, THY’nın filo ve hacim itibariyle Avrupa’daki yedinci büyük havayolu şirketine dönüşmesini övmüştüm ya, vay sen misin bunu diyen!

Aynı THY’ye ait uçak aynı sabah düşünce, kabak naçiz kulunuzun başına patladı.

Yağan sayısız iletide ne "şom ağızlı" olduğum, ne "kem gözlü" baktığım kaldı.

Belki dobra dobra, "o iblis nefesinle üfleyip, sen yere çaktın" diyemiyorlar ama, çağrışımla ve dolaylı yönden, Amsterdam’daki kazadan beni sorumlu tutuyorlar.

Fesüphanallah, keşke elim kırılsaydı da iki çift methiye satırını karalamasaydım.

En azından, sütuna bir muska fotoğrafı, bir nazar boncuğu resmi, ne bileyim ben, bir "elem terefiş, kem gözlere şiş" levhası yerleştirileseydi de, makale öyle yayınlansaydı.

Böylelikle, her türlü "nazar" iddiasına karşı baştan tedbir almış olurdum.

***

İMDİİ, yukarıda musluğunu kasten fayrap açtığım soğuk şaka duşu bir yana, en önce, elim kazada hayatını yitirmiş olanlara Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum.

Buradan itibaren de hemen sadede gelip şunu söylemek istiyorum.

İnsani bir metafizik boyut içeren "nazar değdirmek", "kem gözle bakmak", "şom ağızlı olmak" inançlarını zaten tartışmıyorum ama, THY’nın ni-ce-lik gelişmesini övmek ve bunu Türkiye modernitesinde bir mihenk taşı olarak bellemek bir şeydir; buradan yola çıkarak söz konusu THY’nın çok ciddi ni-te-lik zaaflarını görmezden gelmek, bambaşka bir şeydir!

Ve, Halep oradaysa arşiv buradadır, o zaaflar da bu sütunda defalarca vurgulanmıştır.

***

ÇÜNKÜ söz konusu THY aynı zamanda, tüm milli Avrupa kumpanyaları arasında, katedilen milyon kilometrede en çok ölü sayısına sahip olan ya birinci, ya ikinci şirkettir!

Başka bir deyişle, bugün "nicelik" itibariyle gelişme rekormeni olduğu ölçüde, madalyonun öteki yüzünde de, "nitelik" itibariyle "kaza rekortmeni"dir!

Hadi, "verilmiş sadakamız varmış" diye geçiştirilen binbir "vakka-ı ádiye"yi (!) hesaba katmayalım ama, dile kolay, THY son kırk yılda tam o-n ayrı felaketin aktörü oldu.

Üstelik, 1974 Paris’i hariç hepsi ya pilotaj hatasından, ya teknik arızadan kaynaklandı.

Yani, her defasında sorumluluk sandalyesine "insan alargalığı" oturdu!

Van kulesi "inme" dedi "gözüpek" (!) pilot indi. Veya Toros zirvesini Antalya alanı sandı. Yahut pistin ışıkları söndü diye Marmara’ya daldı. Ya da Ankara dağını görmedi.

Ve buna rağmen, inanılmayacak şey, otorite addedilen başka bir emekli pilot o THY’nın ne kadar "güvenli" (!) olduğunu ispatlamak için, Amsterdam sonrası spekülasyon arayan bir tv istasyonunun uzattığı mikrofona ciddi ciddi, "dokuz yıldır kaza yapmadık" diyebildi.

***

BREH breh breh, sanki kelle koltukta otobüs şirketidir de; sanki ölüm oranı "rekoru" (!) yalandır da; sanki upuzun tarihlerinde bir elin parmaklarından bile az fire vermiş şirketler orada durmamaktadır da, dokuz yıl boyunca kaza yapmamak "övünç" (!) kaynağı olmaktadır.

Eh o halde, gerçekten de tek çare olarak "nazar değmesin" demek kalıyor ki, bundan böyle THY uçağına binerken ne muskamı unutacağım, ne de "şom ağızlı" yazı yazacağım.
Yazarın Tüm Yazıları