Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yatırımcı İzmir’den kaçıyor, limanları açalım

İzmir’e geldiğim günden beri, DHA’nın başarılı, sevilen muhabirlerinden Mehmet Kurt, “Cumba” diye bir yeri önerdi… Bir türlü gidemedim. Aslında mazisi eski. İzmirlilerin bir kısmı, iyi biliyor. Bir kısmı ise, adını hiç duymamış. Birkaç kez de şu an emekliliğinin tadını çıkaran, sevgili Ebru Ertamay söz etmişti. Sonunda, şeytanın bacağını kırdım. Hafta arası gittim. Şoke oldum. Muhteşem bir manzara. Kendinizden geçiyorsunuz. İzmir’in, ne kadar üst düzeyde yöneticisi, bürokratı, sanayici ve işadamı varsa, hepsi aileleriyle geliyorlarmış. Yalnız onlar mı? Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan ve aileleri, Bülent Ersoy, Cemil İpekçi, Tarık Akan, Sezen Aksu, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, daha kimler kimler. Vehbi Güldoğan ve Can Ortabaş’a ait. İkisini de kutlarım. Dünya standardında bir yer yapmışlar. Zaten, dünyanın sayılı et restoranları arasında yer alıyor Cumba.

Zengin bir kav ve harika etler

Alsancak’tan toplam 17 dakikada aldık yolu. Manisa yolu üzerinde. Bornova sapağından çıkışta. Bir benzin istasyonu var. Hemen yanından giriyorsunuz. Ayrıca, burada harika da bir cafe var. Buranın da manzarası ömür. Bir şarap mahzeni var.  Çok zengin... Genelde, Can Ortabaş’ın ürettiği çeşitler ağırlıkta. Ama dünya markaları da mevcut. Aşçıbaşı Abdullah Sever ve personel kusursuz. İşin başında, bu işi hobi olarak gören, eşi de kendisi de bir gurme olan, işadamı Vehbi Güldoğan duruyor, genelde.  Tanıştık... İzmir’i çok sevdiğini, konuşmalarından hemen anladım. Müthiş bir yatırım yapılmış Cumba’ya. Yazın cennet sanırım. Kışında ayrı bir havası var...

Yat turizmi geliştirilmeli

Yemek yerken, Vehbi Bey’le sohbet ettik. Çok dolu, kültürlü, yemek kadar yapmayı da seven bir işadamı. “İzmir’de turizmin önünü açmamız gerek. Çok seçenek var. Örneğin; sağlık turizmi. Termal var. Ama değerlendiremiyoruz.  Keza, limanları açabiliriz. Yat turizmini geliştirebiliriz...” diyor heyecanla. Ben de çok mutlu oldum. İzmir’i konuştuğumuz için. “Başka?” diyorum. Ve başlıyor anlatmaya Güldoğan, buyurun; “Burnumuzun dibinde Selçuk var. Nasıl canlandıramıyoruz?  Nasıl, İzmir’e faydası olmuyor. Turist Kuşadası’na, İzmir’e geliyor.  Pıtır pıtır geldiği gibi gidiyor. Biz bunu neden değerlendiremiyoruz? Tarih... Agora ve niceleri var...  Kiliseler... İzmirliler olarak biz bunu niye değerlendiremiyoruz ki? Niye canlandıramıyoruz?”

Emekli kenti olmaktan bıktık

İzmir’in, artık bir emekli kenti olmaktan çıkarılma zamanının, çoktan geçtiğini, öfkeyle dile getiren Vehbi Güldoğan’ın, sözlerine, gerçek İzmirliler, lütfen kulak ve değer verin...
“Vestel İstanbul’da yer aldı, yatırım yapıyor. Pek çok İzmirli marka, yemek sektöründen kuyruğa giriyor, burada yer almak için. Peki arkadaş,  burada dükkan var, açalım mı, açmayalım mı? hesabını yapıyoruz. Alsancak’tan burası 7- 8 km, gelirken düşünen, yolu gözünde büyüten dostlarımız var. Tembeliz. İzmir’in bu şekli, İzmirli yatırımcıyı bile kaçırıyor. Gidip İstanbul’da yatırım yapıyor. Karşıyaka yolu üzerine, bakın bir sürü alan var. Değerlendirme yok. Haklı, batacak çünkü...”
Ette, Türkiye’de en iyi ilk beş restoranından biri bence, Cumba. Muhteşem…  Yediğimiz her şey çok özeldi. Saray Kebap, Padişahların kebabı. Dana kaburga, Mori mantar soslu bonfile, Hint usulü kuzu pirzola… Aslen Kebapçı değiller. Ama ette rakipsizler , kimse de kusura bakmasın. En kısa sürede Cumba’ya ailemle gideceğim, et yemenin keyfini yaşayacağım. Telefon: 0.232.388.37.73


Biraz da magazin

Süper Star’ın İzmir kaçamağı

Süper Star Ajda Pekkan, bu aralar çok sık İzmir’e geliyor. Eskiden sıkı bir dostluğumuz vardı. Ama araya mesafeler girince, eriyip gitti. Ben, çok ailemle içli, dışlı olmaya, 34 yıllık özlemimi gidermeye,  aradaki mesafeyi kapatmaya çalıştığımdan, biraz da suçluyum aslında. Yoksa sevdiğim ve de değer verdiğim bir isimdir hep. Ayrıcalıklıdır da. Ama bir gerçek de Ajda Pekkan’ ın yaşamında, dostluklar hep devre devredir. Evreler geçirir... Neyse...14 Şubat, yani Sevgililer Günü’nde, Süper Star, yakın dostu, sevgili Çiçom’a (Besim Kazado) gelmiş. Birkaç yakın arkadaşı ile birlikte kaçamak yapmış. Hem Sevgililer Günü’nü, hem de 12 Şubat olan doğum gününü kutlamış. Urla’daki gözde balıkçım, Mythos’da... Kuşlar haber verdiler... Bu arada, özellikle Seferihisar ve Urla taraflarında da bir arsa alıp, çiftlik yapmayı yıllardır düşünüyordu. Sanırım, bu isteği gide-gele gerçek olacak...


Gülben önce pot kırdı, sonra şakaya vurdu


Sabah programlarını öyle muntazam izleyemiyorum. Çünkü, artık işim değil. HaberTürk, CNN Türk daha ilgi alanım. Ama yine de spor yaparken, “eski arkadaşlar, dostlar ne yapıyor” diye merak ediyorum. TRT-1’de sanırım 16 Şubat Çarşamba günüydü. Gülben Ergen’in programında, Şebnem Bozoklu vardı. Oyunculuğunu, pratik zekasını çok beğenirim. Özellikle ATV’deki, ‘Canım Ailem’ dizisini de hiç kaçırmadım. Meliha karakteri ile muhteşemdi. Neyse, Gülben, çiçeği burnunda evliler kervanına katılan, Şebnem Bozoklu’ya, evliliğini sordu. Bozoklu da iç mimar olan eşi Emre İzer’i,  ballandıra ballandıra anlattı. Çok mutlu olduklarını söyledi. Sonra, Gülben’e, “Ama sen bu işleri daha iyi bilirsin. Benden tecrübelisin... İleride de her şey umarım aynı gider. Sonra değişir mi, bilemem... Ha ne dersin Gülben?” dedi. Gülben da gayet rahat, “A... Şebnem, tam adamına sordun bu soruyu... Ben bu soruya en iyisi cevap vermeyeyim...” dedi. Amma, sonra da işi gırgıra vurdu... Anlaşılan, sevgili Gülben’in, tabiri caiz ise ağzı, evlendikten sonra, Mustafa Hoca’dan (Erdoğan) yana hayli yanmış. Bakalım bu işin sonu nereye varacak...

Dikkat!
Nazan, 12 kilo verdi...

Keçi mi? Eşşek mi? bilemem... Bildiğim, bu gribin, fena halde insanları, yatağa düşürdüğü ve halsiz bıraktığı. Köşemin tasarımını yapan, sevgili Sedam (Kınacı), zor ayağa kalktı. Kuaförüm Mis Şerife’den, Göktürk, tam dokuz kilo verdi. Görünce şaşırdım. En son da Alsancak Nevval -Salih İşgören Hastanesi’nin, Başhekim Yardımcısı, sevgili arkadaşım, Nazan Pedükcoşkun’da şaşkınlığım daha da arttı. O da on iki gün içinde, 12 kilo vermiş. Yani şaka gibi... Eşi Serdar, Arnavutluk Tiran’da, çok başarılı bir ortopedist. “Ne o Nazan, Serdar’a özlem mi, seni bu hale getirdi?” deyince, patladı zavallı. Dudaklarındaki uçuklar, hala geçmemiş. Yüksek ateş... Hiçbir şey yememiş... Aman dikkat. Sık sık ellerinizi yıkayın ve mümkünse de kimse ile öpüşmeyin.

 

 

 

 

 


 

X