Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaşananlar






Dursun GÜNDOĞDU

GİZLİ KAMERA

Orhan Tolunay, bizim meslektendir. Gazetesi vardır, kuyumculuk yapar. Ama, herkes onu Antalya Esnaf Odaları Birliği Başkanı sıfatıyla tanır. Aynı zamanda, Antalya Ticaret Odası Meclis Başkanı'dır.

Dost acı söyler misali, en çok eleştirdiğim insanlardan biridir Tolunay... Bakan, genel müdür, kimi görse ağlar... Kendisine, sorun değil, çözüm üretmesi gerektiğini söylemekten dilimde tüy bitmiştir.

Geçenlerde ziyaretime geldi. Konuştukça açıldı, açıldıkça ağzından bal damladı. İnanın, birara, ‘‘Yahu, bu Tolunay kılığına girmiş başka biri olabilir mi?’’ diye tereddüt bile ettim. Çünkü, artık ağlamıyor, gülüyordu... Mendili bırakmıştı... Sorun değil, çözüm getiriyordu. ‘‘Çözüm, çözüm diyordun, al sana istemediğin kadar çözüm’’ der gibiydi...

İlk çözümü hanutçulara karşı geliştirmiş sevgili Tolunay... Hani, turistleri yaka paça dükkanlara sokup, esnaftan komisyon alanlar var ya, işte, onlara karşı bir çözüm üretmiş. Sisteme göre, önümüzdeki nisan ayından itibaren Antalya sokaklarında gizli kameralı, sivil zabıta ekipleri dolaşacak. Tıpkı Alanya'da, Kemer'de yapılan türden... Kamera, turisti rahatsız eden, onları zorla alış verişe zorlayanları tek tek tespit edecek. Hanutçuların komisyon aldığı esnaf, yandı gülüm, keten helva vaziyeti yapılacak. Dükkanı en az bir hafta kapanacak.

Tolunay, ‘‘Bu işi sürekli yapan bildiğimiz 50 esnaf var’’ diyor. ‘‘Biliyorsanız gereğini neden yapmıyorsunuz?’’ diye soruyorum. Cevabı şöyle oluyor; ‘‘İyi de, bizim oda olarak bunu belgelememiz zor. Belgelesek bile yaptırım gücümüz yok. Onun için Muratpaşa Belediyesi'nden yardım istedik. Kamera ile tespit edip, onlara bir anlamda suçüstü yapacağız.’’

Hanutçu işi tamam... Sıra geliyor, fiyat karmaşasına... Üç kuruşluk malı, beş kuruşa satan, turistte güvensizlik yaratan meseleye... Onun çözümünü de bulmuşlar. Birlik ve oda olarak, fiyat etiketleri bastırmışlar. Esnafa bu etiketleri dağıtacaklar. ‘‘Etiketim yok, onun için koyamadım’’ hikayesi bitecek. Amaaa, ben bu konuda, Tolunay kadar pek iyimser değilim. Bu fiyat işi esnafın vicdanıyla doğru orantılı... Esnaf, etikete üç kuruş yazdığı malı, içeride beş kuruşa satar, turist alırsa, kim ne yapabilir?..

Diğer bir çözüm de, tanıtım için üretmişler. Anlaşılan, benim, ‘‘Esnaf odaları olarak, tanıtım için ne yapıyorsunuz ki, ne bekliyorsunuz?’’ çıkışlarımdan bıkmışlar. Ve, 3-4 milyon kadar mini broşür hazırlamışlar. Onları, Antalya'ya gelen her turistin pasaportunun arasına koyacaklar. Ücretsiz, ‘‘Alo turist’’ hattı numaralarının bulunduğu bu broşürde, bir de şehir planı var. Kısaca; mini, şık ve sevimli bir broşür...

Demek ki, esnafa sahip çıkmanın yolu, çözüm üretmekten geçiyormuş.

Elde mendil, iki göz, iki çeşme ağlamaktan değil...

Çalma zevki

Hürrİyet'in internet sayfasında bir haber gördüm. Ertesi gün gazetelere baktım, tek satır yok. Ya, haberi atlamışlar, ya önemsememişler. Ama, hikaye bana ilginç geldi.

Haber aynen şöyleydi;

‘‘Dört kez üstüste süpermarketlerde hırsızlık yaparken yakalanan bir kadın, her alışverişe gittiğinde yakasına, ‘Ben bir süpermarket hırsızıyım' yazılı bir kart takmaya mahkum edildi.’’

Hangi ülkede olmuş derseniz, bilmiyorum. Çünkü haberde yazmamışlar. Büyük olasılıkla Amerika’dır...

Neyse, bu haberi okuyunca, aklıma, bizim Gültekin Gencer'in anlattığı benzer bir olay geldi. Gencer, GENPA süpermarketler zincirinin sahibi... Süpermarketleri, sadece Antalya değil, çevre il ve ilçelerde konuşlanmış durumda... Sayılarını tam hatırlamıyorum ama 20'ye yakındır sanırım...

VERDİĞİ İPUCU

Sevgili Gültekin, bir sohbetimizde, Antalya'da çok zengin bir işadamının eşinin çalma hastalığından bahsetti. İsim, cisim, eşkal vermeden anlattı. Verdiği tek ipucu, adamın süper zengin, eşinin de son model göze kamaştıracak kadar güzel bir arabası olduğu... Fakat, gelgelelim kadın çalma hastası... Cebindeki paranın haddi hesabı yok ama, süpermarketten bir ciklet veya bir gofret yürüttüğünde dünyalar onun oluyor. Bir kaç kez yakalanmış güvenliğe... Konu, kocasına kadar gitmiş. Sonra bir anlaşmaya varılmış... O kadın süpermarkete geldiğinde, güvenlik onu adım adım takip ediyor, ne yürüttüğü tespit ediliyor, parası ise kocadan alınıyormuş. Tabi, tüm operasyon kadına çaktırılmadan yapılıyormuş. Biliyorlar ki, kadın vaziyeti çaksa, o işten zevk almayacak.

Her koca, bu kadar anlayışlı olmuyor. Bazıları, bu yüzden yuva bile yıkıyor. Bunlardan biri de bir turizmci... İ.H.Ş adındaki bu turizmci, 1995 yılında evlendiği kadının çalma hastalığını bir yıl sonra farkedebilmiş. Bir, iki, üç derken, işin boyutları tahammül sınırlarını aşmış. Sonunda, boşanmışlar. Kadının şimdi, nerede, ne yaptığını bilmiyorum. Ama, zavallı adam, bir kaç gün önce, elinde sigara ile uyuyunca yangın çıkmış. Kurtulmak için dördüncü kattan atlayınca da kırılmadık yeri kalmamış. Şimdi hastanede...

BELKİ BOŞANMAYACAKTI

Eşinin çalma hastalığı olmasaydı, belki de boşanmayacaklardı. Eşi de, sigarayla uyumasına izin vermeyeceği için adam bu durumlara düşmeyecekti.

Bu da işin başka bir boyutu...

<ı>Dil kursu

İngilizce bilmiyor musunuz?.. O zaman öğretelim... Tek yapacağınız aşağıdaki ingilizce kelimeleri yüksek sesle okumanız.

Haydi, başlayın...

I run each teen me?

A wet each team

Catch bar duck each teen?

On bar duck each team

Wyh high one why!

Nasıl ama?..

Bülbül gibi ingilizce konuşuyorsunuz değil mi?.. Bunun için, bana değil, e-mail'i geçen sevgili Arzu Arat'a teşekkür edin...

Ünlü sözler

‘‘Bir bugün, iki yarına bedeldir.’’Franklin

dgundogdu@hurriyet.com.tr

TELEFON: (0242) 340 38 38

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI