Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yasal dinlemeden korkmam ama endişeleri gidereceğiz

TELEFON dinlemeleriyle ilgili kamuoyunda öyle bir hava yaratıldı ki “kimin eli kimin kulağında” belli değil. <br><br>Peki gerçekten de öyle mi?

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e göre bütün mesele “algılarla olguların” karıştırılmasından kaynaklanıyor.

Algı ne?

Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın santral telefonları bile dinleniyorsa bizimkisi haydi haydi dinleniyordur.

Peki ya olgu?

Dün bir grup gazete yöneticisiyle bir araya gelen Adalet Bakanı Sadullah Ergin çok net konuştu: “Vatandaşlarımızın bilgi eksikliğinden kaynaklanan endişelerini anlıyorum fakat yargının dinlenmesiyle ilgili oluşan algı kesinlikle yanlış.”

Algı yanlışsa doğru ne? İşte Sadullah Ergin’in aktardığı olgular.

DİNLENEN HÂKİM VE SAVCI %1 BİLE DEĞİL

Türkiye’de 11 bin 211 hâkim ve savcı var. Son beş yılda dinlenme izni verilen hâkim ve savcıların sayısı ise 69. Bunların 56’sı Ergenekon davası kapsamında, 13’ü ise rüşvet dahil birtakım dava dosyalarıyla ilgili. Yani son beş yılda Adalet Bakanlığı’nın izniyle dinlenen hâkim ve savcıların oranı %1 bile değil. Dolayısıyla yürütmenin yargıyı kuşatma girişimi, yargının sindirilmesi, savunma pozisyonuna sokulması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlali ve yargı bağımsızlığının yok edildiği iddiaları tamamıyla yanlış.

DİNLEMELER YASAL MI?

Bizim açımızdan kanunsuz ya da usulsüz hiçbir dinleme söz konusu değil. Hâkim ve savcıların görev sırasında işledikleri suçları, sıfat ve görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları nedeniyle haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Adalet Bakanı inceleme ve soruşturmayı adalet müfettişleri veya kıdemli hâkim ve savcı eliyle yaptırır. Yargıtay Cumhuriyet Savcıları dahil tüm dinleme izinleri 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu doğrultusunda verildi.

YARGITAY’IN İZNİ OLMADAN SANTRALI DİNLENDİ Mİ?

Yargıtay’ın santralı ya da bir üyesi kesinlikle dinlenmiş değil. Burada kafa karışıklığı Yargıtay üyesi olmayıp, Yargıtay binasında çalışan hâkim ve savcıların 2802 sayılı kanuna göre dinlendiğinin dikkatten kaçması. Ömer Eminağaoğlu ile ilgili dinleme bu kapsamda yapıldı. Unutmayalım ki geçmişte bir Yargıtay Cumhuriyet savcısının Yargıtay binası içerisindeki telefon ve faks kayıtları incelenmiş, soruşturma yürütülmüş ve bu soruşturma sonucunda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca meslekten çıkarma cezası verilmiştir.

YARGI MENSUPLARI BASKI ALTINDA MI?

Müfettişlerin yetkileri nedeniyle, hâkimlerin onlardan gelecek talepleri reddedemeyecekleri söyleniyor. Kesinlikle doğru değil. Bakanlığımız müfettişlerinin işlemleri aleyhine hâkim ve savcılar tarafından 2005 yılından 2009 yılı Kasım ayına kadar toplam 217 adet dava açılmış olup, bunlardan bir kısmı iptalle sonuçlanmıştır. Bu da hâkim ve savcıların müfettiş işlemleri aleyhine dava açabildiğini, yine hâkimlerin Bakanlık aleyhine özgürce karar verebildiklerini göstermektedir.

GEREKSİZ SORUŞTURMALAR BASKI YARATMIYOR MU?

Hâkim ve savcılar üzerinde gerekli gereksiz soruşturmalar yapılarak teşkilatın tedirgin edildiği, çok sayıda dinleme kararlarıyla sindirilmeye çalışıldığı iddialarını istatistikler yalanlamaktadır. Son 10 yılda şikâyet sayısı 1636’dan 4530’a çıkmış. Buna karşılık 2005 yılında yaptığımız düzenlemenin de etkisiyle şikâyetlerin işleme konma oranı dramatik bir biçimde düşmüş. Gelen şikâyetlerin yarıya yakını ilk incelemede elenmiş. Bu da Bakanlığımızın hâkim ve savcıların tedirgin edilmemesi hususundaki dikkat ve hassasiyetini gösteriyor.

MÜFETTİŞLERİNBAKANA BAĞLI OLMASI YANLIŞ DEĞİL Mİ?

Geçen yıl hazırladığımız “Yargı Reformu Strateji Belgesi”nde müfettişlerin HSYK’ya bağlanmasını biz önerdik. Mevcut durum 1982 Anayasası’ndan kalma, bizim eserimiz değil. Günlük kaygılara bağlı kalmadan yargının geleceğini düşünerek bağımsızlığı ve tarafsızlığı güçlendirilmiş bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun oluşturulması için hep birlikte samimiyetle çalışmaya hazırız.

YASAL DİNLEMEDE TİB MİLATTIR

Bugün dinlemelerle ilgili eleştiri yapanların unutmaması gereken bir gerçek var, o da 2006 yılında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın faaliyete geçmesi. TİB’in kurulması adeta milattır, dinleme konusunu TİB’den önce TİB’den sonra diye ayırmak gerekir. 2006’dan önce Türkiye’de yasal dinlemeler konusunda tam bir başıboşluk vardı. Her kurum kendisi dinleme yapıyordu. Oysa 2005’te yaptığımız yasal düzenlemeyle TİB dışında hiçbir kurum dinleme yapamaz hale geldi. Ayrıca TİB denetiminde yapılmayan dinlemeler delil olmaktan çıktı, hatta suç olarak kabul edildi. Emniyet, Jandarma ya da MİT artık TİB üzerinden dinleme yapıyor.

PEKİ TİB NE KADAR GÜVENİLİR VE ŞEFFAF

Kendisini iyi anlatamamış olabilir ama TİB yüzlerce uzmandan oluşan çok güvenilir bir kurum. Yanlış anlaşılmasın TİB dinleme yapmıyor, TİB’in içerisinde dinleme yapan Emniyet, Jandarma ve MİT’in denetimini yapıyor. Bir de mahkeme kararıyla istenen yasal dinlemelerin tek elden koordine edilmesini sağlıyor. Eskiden önce dinleme yapılıp sonra mahkeme kararları alınıyordu. Ya da yasal kurumlar gerekli yasal izinleri almadan keyfi dinlemeler yapabiliyorlardı. Oysa TİB’le birlikte bu tür suiistimaller ortadan kalktı. Her türlü denetimden geçmiş, yasal izinleri alınmış talepler tamamen dijital ortamda kaydediliyor. TİB’deki uzmanlar bazı mahkeme kararlarını yeterli bulmayıp üst mahkemeye itiraz edebiliyor. Bu şekilde reddedilmiş onlarca dinleme talebi var. Öyle bir algı yaratıldı ki sanki herhangi bir mahkemeden dinleme kararı çıkaran herkes herkesi dinlermiş gibi. Böyle bir şey kesinlikle yok. Dinleme prosedürü çok sıkı tutuluyor.

HERKESTE DİNLENİYORUM KORKUSU VAR

Böyle bir şey kesinlikle yok. Şahsen ben yasal dinlemeden korkmuyorum.Hakkımda mahkeme kararıyla bir dinleme yapılmışsa bundan çekinmem. Ama kanun dışı yöntem ve yetkisi olmayanlarca yapılan girişimler elbette ki herkes gibi beni de tedirgin eder. Ben de bu ülkenin bir vatandaşıyım. Sizin hissettikleriniz ortalama duyguları bende hissederim. Burada korkulması gereken şey illegal yapılanmadır.

YASADIŞI DİNLEMELER NE OLACAK?

Ceza yasamızda 132 ve devamı maddeler hazırlanırken bu olaylar öngörülmüş ve bunları engelleyebilmek için frenleme yapılmış, ama görüyoruz ki bu cezalar bugün için caydırıcı değil. Ceza yasamızın genel mantalitesine uygun olarak belirli bir ceza limiti yapılmış ama görüyoruz ki bu caydırmıyor. Madde 132 diyor ki: Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse 6 aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Bu ihlal haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile, kişiler arasındaki haberleşme kayıtlarını hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse bilgisayara kayıt ederse suç, ifşa ederse ikinci bir suç, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 133. maddede kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayıt edilmesi burada 3. bir kişi giriyor devreye. Ötekiler de birbirini dinliyordu. Burada ikimiz konuşma yapıyoruz telefonda ve ortam dinlemesi yapılıyor. Biz konuşurken dışardan bizim toplanacağımızı duyan birisi herhangi bir yere cihaz atıyor ve kayıtları alıyor mesela. Bunu öngörmüş, buna ilişkin yaptırımlar koymuş.

FAKAT CAYDIRICI OLAMIYOR CEZALAR

Biz de bu yüzden bir çalışma yaptık ve dün Bakanlar Kurulu’na getirdik. Aralık sonunda kadar Meclis’ten çıkarabileceğimizi tahmin ediyorum. Toplumdaki haklı endişe ve korkuları gidermek için yasadışı dinleme ve bu dinlemeleri yayınlamayı iki kat daha ağır cezalandıracağız. Biliyorsunuz iki yıla kadar olan cezalar paraya çevrilebiliyor, oysa bu cezaları 4-6 yıla kadar çıkarıp hapis cezasının paraya dönüştürülmesini engelleyeceğiz, yani daha caydırıcı olacak. Bir de yasadışı dinlemelerde dinlenen kişinin şikayet etmesi gerekiyordu. Oysa yeni düzenlemede şikayet mekanizması gerekmeksizin savcıların kamu davası açmasının önünü açacağız. Burada tek endişemiz var yasadışı dinlenen kişi mahremiyeti tekrar zedeleneceği gerekçesiyle mahkemeye gitmek istemeyebilir. Bunu da yasadışı dinlenen kişinin kendisine bırakacak bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Yani siz şikayetçi olmasanız da savcı harekete geçebilir, fakat siz istemezseniz soruşturma durabilir.

ERGENEKON’DA SUÇLA ALAKASI OLMAYAN KONULAR DOSYAYA GİRMEDİ Mİ?

Üzerinde çalıştığımız paket bu endişelerin hepsini gidermeye dönük olacak. Çünkü bu konu en çok bizi üzüyor. Soruşturmanın gizliliği ve ihlal maddesi çok ciddi bir yaptırımla caydırıcı hale gelecek. Burada basın mensuplarının da bizlere yardımcı olmasını, bu konuda gereken özeni göstermesini bekliyoruz.

 

 

 

 

 

X