Yalçın Bayer: Çiftçi yandı kafasına balyoz yedi

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gürol Ergin, buğday fiyatlarının açıklandığı 9 Haziran'ı çiftçinin 'kara günü' olarak nitelendiriyor. Ergin'le üreticinin sorunlarını konuşuyoruz.

- Yansız gözle bakarsak üreticinin durumu nedir?

- Yandı, kafasına balyoz yedi... Artık üreticinin bu durumda üretim yapması mümkün değil.

- Taban fiyatlarına büyük tepkiler var ama Türkiye'nin durumu da ortada.

- Çok üzgünüm... 9 Haziran çiftçinin kara günüdür. Türk tarımının geleceği ne olacak diye endişe ediyorum. Tamam işçiye, memura zam vermeyebilirsiniz, ama çiftçiye vermezseniz onu üretimden uzaklaştırırsınız. Türkiye'yi büyük bir maliyete, sıkıntıya sokarsınız. Tarlasını ekemezse yerinden yurdundan edersiniz, büyük şehirlere göç olgusunu yeniden patlatırsınız.

- Enflasyon...

- Ortada yanlış bir hesap var. Eğer tek amaç enflasyonu önlemekse, uygulamalar doğrudur. Çiftçiye aynen memur gibi zam verilirse enflasyon belirli bir düzeyde tutulur, ama eksilen üretimden dolayı enflasyon bir süre sonra çok daha hızlı yükselir. Daha büyük sıkıntılar başlar. Bu politikalar yanlıştır. Siz bugün birçok ilde insanların tarlasını işlemekten vazgeçtiklerini biliyor musunuz? Çünkü getirisi yok artık, dolayısıyla üretimden kaçıyor. Bu konuda çok ciddi araştırmalar yapmamız lazım.

- Dışardan tarım ürünleri ithalatının yapılması için ne diyorsunuz?

- Bu yolla fiyatları dizginlerim, ithalatı terbiye ederim derseniz ardından fiyatlar kudurur. Memur-işçi ile çiftçiyi aç bırakmak aynı şey değildir, çünkü çiftçi gelecek yıl tarlasını işleyecektir.

POLİTİKALAR YUTTURMACA

- Buğdayda yeni bir uygulama yapıldığını söylüyor Tarım Bakanı...

- Tarım politikalarında yutturmaca yapılıyor. Deniliyor ki, buğdaya neredeyse peşin ödeme yapılacak, 15 günde bir de bin lira verilecek. Geçen yıl da yarısı peşin, kalanı 45 günde ödenecekti. Ayda da 2 bin lira verilecekti. Hükümet geçen yıl sözünü tutmadı ki bu yıl tutsun... Yeni düzenleme gibi sunuluyor, ama öyle bir şey yok.

- Üretici örgütleri ne yapıyor?

- Türkiye'de en büyük sorun, yapay bir çiftçi örgütlenmesinin olmasıdır. Ziraat Odaları var; sanki sanal bir örgüt gibi çalışıyor. Çiftçinin varlığı yok bizde... Fransız çiftçileri, bundan bir süre önce haklarını almak için Paris'in ünlü Champs Elysee meydanına yığılarak haklarını aradılar, istekleri konusunda hükümet de geriledi... Bakın, çiftçinin varlığı, ne zaman Kızılay Meydanı'na yığılırsa o zaman hissedilebilir. Bu konuda sıkıntımız var, ama bunu er veya geç yapacağız.

- Üreticiler bunu neden yapmıyor?

- Henüz canının yandığının farkında değil. Daha ayçiçeği, pamuk, üzüm fiyatları açıklanacak. Çaya yüzde 25 zam yapıldı, Batı Karadeniz kaynıyor. Fındık ayrı, çünkü orada fiyattan öte gittikçe plansız genişleyen ekim alanları sorunu var.

- Tarımda milli gelir düşüyor değil mi?

- Türkiye'de milli gelir 2800-3000 olmasına rağmen tarımda 1000 doların bile altındadır. Bu da tarım politikalarının Türkiye'yi nereye sürüklediğinin açık göstergesidir. Ancak medyada biz değil de, sözde 'tarım sözcüleri' konuşuyor. Mahfi Eğilmez'ler, Deniz Gökçe'ler ve Ahmet Altan'lar... Önerdikleri politika, yalnızca ekonomik ve mali açıdan... Ama bir tarımsal üretim politikamız olmak zorunda. İşte bunu gözden kaçırıyorlar.

- Bakanı tanır mısınız?

- Erzurum'dan fakülte arkadaşımdır. Yaptıklarını yanlış da bulmuyorum. Ancak Türkiye öyle bir noktaya geldi ki, bakanın veya bakanlığın da görüşü hiçbir şey ifade etmiyor. Ne oldu; IMF ne dediyse ya da ne söz verildiyse aynen öyle oluyor. Çünkü bakanlığın kendi maliyet hesaplarına göre buğdaya en az 120 bin lira verilmesi gerekiyordu. Etkisi hiç oldu. Yani bakanın bir şey bilip bilmediğinin hiçbir anlamı yok. Çünkü, direksiyonun başında hükümet değil IMF bulunuyor.

Yüksel Yalova'ya mektup

Kim bu bürokrat?

SAYIN Bakanım, devlet memurlarının maddi açıdan zor durumda olduğunu iddia eden yalan söylüyor! İnanmayan gitsin, Özelleştirme İdaresi'nde bazılarına baksın. Bugünlük bir tek örnek verelim.

Bu İdare, her yıl yabancı danışman firmalara milyonlarca dolar para öder. İlgili Daire'nin başında bulunan, yabancı danışman firmaları seçip işleri kotaran Bayan A.C. ise çok güzel bir hayat yaşar.

Aileden gelmiş bir varlığı yoktur. İdare'ye girdiğinde basma elbiseyle gelirdi. Birdenbire palazlandı.

Önce Alfa Romeo'su vardı. Sonra 250 bin dolarlık cip aldı. Bu cipi bir ay önce kardeşine hediye etti ve şimdi son model BMW sahibi oldu.

Kolundaki 5 milyarlık saatleri, parmağındaki yüzükleri ve yaşadığı tatlı hayatı gördükçe, İdare'nin çalışanları olarak dehşete kapılıyoruz. Artık Avrupa ve Türkiye'nin en ünlü butiklerinden giyiniyor.

Bunlar 430 milyon maaşla olacak şeyler midir?

Kayıtlardan bakabilirsiniz. Bayan A.C. iki günün birinde yurtdışı gezilerde... Danışman firmalarla içli dışlı. Her yıl milyonlarca dolar ödenen bu yabancı firmalarla Özelleştirme İdaresi'nin ilişkilerini o götürüyor.

Sayın Yalova, size duyurmayı görev bildiğimiz bu hususlar İdare'de herkes tarafından biliniyor. İş herkesin ağzında. Bu yazdıklarımızı yönetim de biliyor, ama bir türlü gereğini yapamıyor. Bayan A.C.'nin dokunulmaz olduğu söyleniyor.

Konuyu daha fazla büyütmeden önce, durumu ilginize ve bilginize sunuyoruz.

Özelleştirme İdaresi çalışanlarından bir grup

ANKARA

Iğdır'a üç

müfettiş gitti

IĞDIR'ın Dilucu gümrük kapısından yapılan hayali ihracat oyunlarını sergilediğimiz ‘‘Patlıcan Diye Şeker Sokuldu’’ (10.6.2000) yazımız üzerine İçişleri Bakanlığı'nın talebiyle üç müfettiş Iğdır'a gitti.

Mülkiye, Gümrük ve Jandarma'dan üç müfettiş, özellikle mazot ve şeker ticaretinde gerçekleştirilen yolsuzlukları mercek altına alacak.

Dilucu kapısı sanki yolgeçen hanı olmuş. Pislikler dizboyu...

Bakalım neler ortaya çıkacak?

ŞEKERBANK çalışanlarından: Çalışan ve emekliler olarak ciddi bir sağlık sorunuyla karşı karşıyayız. Doktor seçme hakkımız elimizden alındı, Ankara Atatürk Bulvarı'ndaki bir apartman dairesinde oluşturulan sağlık merkezine gitme zorunluluğu getirildi. Tüm tanı ve tedaviler burada nasıl yapılır? En basit bir muayene için 1-2 hafta sonraya randevu veriliyor. Bankada her türlü tasarruf yapıldı da sıra sağlığa mı geldi?

OSMAN Durmuş'a... Samsun'daki göreve yükselme mülakatına başvurusu kabul edilmeyen sağlık memuru S.D. nasıl oldu da mülakata alındı. Yoksa bu kişi 'törelere saygılı' bir kişinin yakını mı?

METİN Bostancıoğlu'na... Taşımalı eğitim hizmeti verenler hálá paralarını alamıyor. Maliye Bakanlığı'nın ödeme emri göndermemesi üzerine paralarını alamayan sürücü esnafı, ‘‘Off-shore'zedeler gibi kendimizi mi yakalım?’’ diye sesleniyorlar.

‘‘ZORUNLU tasarrufumu istiyorum arkadaş’’ diyor Demiryolları Personel Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı İsmail İleri: ‘‘Bunları alırken ekonomiyi bahane etmiştiniz. Şimdi toptan geri ödeme yapamıyorsanız, iyi káğıtlardan, örneğin yakında halka arz edileceği bidirilen Telekom hisse senetlerinden verin.’’

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Hırsızın, sahtekárın, namussuzun MHP'lisi, ülkücüsü, devrimcisi olmaz. Hırsız hırsızdır.’’

(MHP Genel Başkan Yardımcısı

Bülent Yahnici)

Yazarın Tüm Yazıları