Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yabancı dilde adam olmak

Mümtaz SOYSAL

Ayşe Kilimci yeni yayınladığı derlemeye ‘‘Anadilinde Çocuk Olmak‘‘ adını vermiş. 1989'da Tarsus öğretmenlerinden Yücel Özmen Karan'la yapılmış bir röportajı tekrarlayarak başlayıp, yabancı dilde öğretime ilişkin 300 küsur sayfalık gazete ve dergi yazısını toplayan kocaman bir kitap.

İnsan, iyi yabancı dil öğretiminin gerekliliği ile yabancı dilde öğretim yapmanın yanlışlığını vurgulayan ve bu ikisini birbirine karıştırmanın tehlikesine karşı toplumu uyaran bunca çabadan sonra, genç kuşaklara ille de yabancı dilde eğitimden geçirme tutkusunun hâlâ sürmekte oluşuna üzülüyor.

Şu günler, okullara kayıt günleridir. Binlerce aile, çocuklarını yabancı dilde öğretim yapan bir yerlere yazdırabilmenin telaşına kapılıp, milyonlar, hatta milyarlar akıtacak. Çünkü, yabancı dilde öğretim yapan moda üniversitelere hazırlık sınıfı okumadan giriş ancak böyle oluyor. Birçok aile, iyi yabancı dil öğrenmenin ancak yabancı dilde öğretimle mümkün olabileceğine ya da, yabancı dille üniversite öğretiminin daha ciddi olduğuna inanmakta.

Safça, bilgisizce.

İsterseniz, yabancı dilde yüksek öğretimin Türkiye koşullarınca nasıl uygulandığını, Hacettepe Üniversitesi'nin İngilizce öğretim yapan bir fakültesindeki öğrencinin vaktiyle yazdığı şu satırlardan öğrenin: ‘‘Derslerin İngilizce işlendiği, öğrencinin İngilizce düşünmeye ve öğrenmeye zorlandığı bir eğitim yapay bir ortam yaratmakta, öğretim yavaşlayıp verim düşmektedir. Kendi İngilizce düzeyleri de yeterli olmayan hocaların öğretme yöntemleri sürekli yazdırmaya ve not tutturmaya dönüşmüş, yabancı dilde not tutmanın güçlüğü yüzünden ders çıkışında ilk koşulan yer not tutabilenlerin notlarını çoğaltan fotokopiciler olmuştur.’’

Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra ODTÜ'ye giden bir öğrencinin bu yıl yazdığı mektupta da şunlar var: ‘‘Doğrusunu isterseniz, 7 yıl boyunca Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nde matematik ve fen derslerini hocalara mümkün olduğunca Türkçe anlattırdık. Ayrıca, pek çok hoca İngilizce bilmiyordu. Şu anda üniversitedeyim. Ve dersler anlaşılmaz şekilde yine İngilizce. Matematik ve fizik gibi evrensel sembollerle okutulan derslerin İngilizce anlatılmaları gerçekten ilginç. Hele, hoca da, siz de Türk olunca komik oluyor.’’

Bilin ki, böyle yetişen kuşakların dili, artık ‘‘Türkilizce’’dir.

Türkçe ve İngilizce karışımı sözcüklerden oluşan, ancak belirli bir çevrenin tam olarak anladığı, örneklerine ‘‘konuşan Türkiye’’nin ‘‘Ef-Em’’ radyolarında ve geç saatlerin televizyon programlarında rastladığınız.

Gençlere iyi yabancı dil öğretmenin başka yolları varken, öğretimin kendisini yabancı dilde yapma gibi saçma bir yolu seçmek, orta ve yüksek öğrenime ayrılan paraların akıllıca harcanması açısından da zararlı olmuştur. Yabancı dilde öğretim sevdasına giden paralar, öğretimi genel olarak düzeltmeye ayrılsaydı, hem küçük derslikli ve bol olanaklı kurumlarda öğretim genel olarak daha ciddi yapılır, hem de iyi yabancı dil öğretilebilirdi.

Üstelik, gençleri yabancı dilde öğretimde adam etme uğruna anadilde çocuk olma zevkinden yoksun bırakmadan.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI