"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Ya atık havuzu olsaydı?

Doğal felaketlerin faturası 2011 yılında rekor seviyeye ulaştı. Van depremi tuz biber ekti. Neyse ki Erciş’te bir atık havuzu yok. Olsaydı, felaketi felaketle sıvardı. Erciş’te yok ama Batı Anadolu’da dolu...

2011’in başından itibaren dünyanın çok huzurlu bir yer olduğunu söylemek pek mümkün değil. Bu yılın ilk yarısında 355 doğal felaket oldu. Küresel fatura ilk altı ayda 255 milyar doları buldu. Katrina kasırgasının patlak verdiği 2005’in tamamında bu rakam 220 milyar dolardı. ‘Doğal felaketlerin en masraflı yılı’ rekoru da kırılmış oldu.
2011’in doğal felaketler nedenli zararı, son 10 yılın ortalamasının beş kat üzerinde, 2010’un 130 milyarlık zararının beş katı civarında.
Ocak ve şubat aylarında dünyanın pek çok yerini 5-7 şiddetinde sarsan depremler Japonya’da gerçekleşen 9 şiddetindeki sarsılmayla taçlandı.
Şöyle dönüp bakacak olursak...
? 1-31 Ocak tarihleri arasında Arjantin, Şili, İran, Pakistan, Tacikistan ve Tonga sallandı. Avustralya yağmur nedenli sellerin kurbanı oldu. Seller Avustralya’nın 7.3 milyar dolarlık ekonomik kaybıyla sonuçlandı. Brezilya’daki seller 800 kişinin canını aldı, 14 bin kişiyi yersiz yurtsuz bıraktı.
Deprem bunların ardından, 4-21 Şubat tarihleri arasında Burma, Solomon Adaları, Tonga, Sulawesi, Fiji ve Yeni Zelanda’yı vurdu. Yeni Zelanda’daki depremde 181 kişi öldü, ekonomik kayıp 20 milyar doları buldu.
Malum, 11 Mart’ta da tsunami eşliğindeki deprem Japonya’nın Sendai şehrini sildi süpürdü. 15 binden fazla insanın hayatını kaybettiği ve 7 bin üzerinde kişinin kaybolduğu 11 Mart 2011, Japonya tarihine ‘Kara Cuma’ olarak girdi. Japonya’nın Pasifik kıyılarından 20 ülkeye deprem nedenli tsunami uyarısı yapıldı. 10 metre yüksekliğindeki dalgalar karada 10 kilometreye kadar çarptı. Yollar, fabrikalar, binalar, demiryolları, hepsini unutun... Bir de üstüne, bir dolu yerde yangın...
İki nükleer santralde basıncın yükselmesiyle felaket tavan yaptı, Fukuşima santrallerinin 10 kilometre mesafesinde yaşayan insanlar başka yerlere taşındı. Ekonomik kayıp: 210 milyar dolar.
Nisan sonu, ABD’nin güneydoğusu en ölümcül hortumlardan birine sahne oldu, 280 kişi hayatını kaybetti, hasar beş eyalete yayıldı. 7.5 milyar dolarlık masraf çıktı. 2011’in ilk yarısında kötü hava koşulları nedenli felaketler ülkenin 23.5 milyar dolarına mal oldu. Yangınlar da cabası... Teksas’ta 3 milyon dönüm arazi yandı, 200 ev ve işyeri kül oldu.
Bunların üzerine en son Van depremi...
Kısacası, 2011 gibi doğal felaketlerle süslü bir yıl görülmedi. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok felaket...
Peki bu felaketlere daha da büyük felaket katan ne olabilir derseniz... Hiç unutmamamız gereken bir konu var.
Nasıl Japonya’daki depremde depremin verdiği hasardan çok nükleer santrallerin sızıntı yapması riski baş gösterdi... Aynı sorun bizim ülkemizde de var. Neyse ki bu Van için geçerli değil. Ama ya Batı Anadolu?
Prof. Dr. Murat Türkeş diyor ki, “Çevreyi kirlettiğinizde, atık barajları oluşturduğunuzda (siyanürle altın aramada kullanılan atık havuzları mesela) depremle bunlar da yıkılır.”
Yani deprem felaketinin üzerine bir de çevre felaketi yaşanır.
Erciş’te bir atık barajı olsaydı halkın hali nice olurdu düşünsenize. Erciş’te yok ama birinci sınıf birçok deprem bölgesinde var bunlardan.
Uşak Eşme, Bergama... Biga Yarımadası...
Bence Van’a üzülürken biraz da bunları düşünelim.
Bir kez olsun başımıza geldiğinde vahlanmak yerine başımıza gelebilecekleri tasavvur edip önlem alalım, gerekirse karşısında duralım.
Yardımsever millet olduğumuza şüphe yok ama biraz da dereyi görmeden paçayı sıvayalım.

X