Savaş ve spor

AMERİKAN yönetimi 11 Eylül olayından henüz daha bir saat bile geçmeden bunun bir ‘‘savaş’’ olduğunu açıkladı.

‘‘Amerika artık savaştadır’’ denildi.

Denildi de olayın sıcağı sıcağına yapılmış olan bu tespitin ne anlama geldiği uzun süre anlaşılamadı.

Aradan zaman geçtikçe bunun bundan önceki bütün savaşlardan farklı olacağı söylendi bu kez.

Farklılığın ne olacağı konusunda tartışmalar başladı gayet tabii ki.

Bu yeni savaşın uzun süreceği, istihbarat savaşı olacağı, ‘‘kirli’’ olacağı, bazen elde edilen başarıların dahi açıklanmayacak kadar gizlilikte olacağı birbiri ardına söylendi.

Ben son zamanlarda okuduğum en güzel analizlerden bir tanesini bu konuyu incelerken gördüm.

Maalesef orijinal fikrin kime ait olduğunu not almamışım çünkü aşağıda vereceğim benzetme uzun bir yazıda sadece bir cümleydi.

Ben onu okuyup geçtim, sonra üzerinde düşündükçe bunun güzel bir saptama olduğunu anlayıp kullanmaya karar verdim. Ancak bu sefer de o makaleyi bir türlü bulamıyorum.

Bu nedenle kaynak veremiyorum, özür dilerim.

***

Amerikan futbolu ile bizim bildiğimiz futbol oyunu tamamen değişik kavramlara dayanırlar.

Amerikan futbolu son derece planlı, işi şansa bırakmamaya çalışan bir oyundur.

Sahada oyun kurucu (quarterback) kulağındaki mikrofondan sürekli olarak sahanın yanındaki antrenörden talimat alır.

Antrenör de statta oyunu yukardan izlemekte olan adamlarıyla sürekli irtibat halindedir.

Her oyun önceden planlanmıştır. Rakibin alacağı olası pozisyonlar önceden düşünülmüş hatta oyunlara numaralar bile verilmiştir.

Oyunun gelişmesine göre antrenör oyun kurucuya bir rakam söyler.

Oyun kurucu arkadaşlarını yanına çağırır, hangi stratejiyle akına başlayacaklarını kararlaştırırlar.

Oyun kurucu topu eline alıncaya kadar her oyuncu statta önceden belirlenmiş yerlerine koşarlar.

Top onlara atılmasa da oraya giderler, aslında oyun kurucunun topu kime atacağı önceden bilinmektedir ama onlar da karşı takımı şaşırtmak için sanki top kendilerine gelecekmiş gibi hareketlenirler.

Topun atılacağı adam hangi noktada havalanacağını da bilir ve tam o anda zıplar.

Zamanlama koordineli olduğu takdirde oyun mükemmel olur ve sayıya doğru gidilebilir.

Amerikan futbolunda da sürpriz unsuru vardır ama oyunun bütün kurgusu sürpriz faktörünün en aza indirilmesi üzerine kurulmuştur.

***

Bizim futbolu anlatmama tabii ki gerek yok.

Tek vurgulamak istediğim şey bizim oyunda şans faktörünün ve sürprizlerin çok daha yoğun olarak yaşandığıdır.

89'uncu dakikaya kadar galip götürülen maçların bir anda hezimete dönüşmesi futbolun cilvesi ve güzelliğidir.

Futbolda önceden ne kadar planlama yapılırsa yapılsın, ne kadar oyun kurulursa kurulsun her şeyin birden bozulabilmesi de kuraldır.

***

Körfez Savaşı Amerikan futboluna benziyordu.

Amerika altı ay boyunca hazırlandı bu savaşa. Bir anlamda oyun kurucu da Amerikan yönetimiydi.

Öyle ki ilk bomba atıldığı anda o güne kadar oluşturulan bütün müttefik gücünün alanın neresinde yer alacağı önceden biliniyordu.

O savaş tamamen Amerika kontrolünde geçti, sürprizler az oldu, oyun kurucu stratejisini tam uyguladı, tesadüflere yer bırakmadı. Kontrolü kaybetmedi.

***

Bugün girilen savaş ise bizim futbola benziyor.

Sürprizler çok olacak bu savaşta. Tabii ki önceden planlar yapıldı, stratejiler çıkarıldı ama öyle beklenmeyen gelişmeler olabilir ki her şey birden tersine de dönebilir.

Tam zafer kazanıldı derken mağlubiyet de olabilir. Çünkü bilinmeyenler çok ve bu nedenle de yeni savaş bundan önceki bütün savaşlardan çok daha tehlikeli.

Kimsenin ne olacağını tam bilemediği bir döneme girmiş durumdayız.

İşte bu nedenle de Amerikan yönetimi çok temkinli.
Yazarın Tüm Yazıları