Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vicdani red için yeni düzenleme gerekli

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) hafta içinde “zorunlu askerlik” konusunda verdiği karar hafife alınmamalı. Aslında, AİHM, Türkiye’nin koşullarını gözeten bir karar aldı. Ancak, şimdiden harekete geçilmezse ilerde başımıza dert alabiliriz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) hafta içinde “zorunlu askerlik” konusunda verdiği karar hafife alınmamalı.

 

Aslında,AİHM, Türkiye’nin koşullarını gözeten bir karar aldı. Ancak, şimdiden harekete geçilmezse ilerde başımıza dert alabiliriz.

 

Vicdani Red, bireyin ahlakı, tercihleri, dini inanç ya da politik nedenlerleaskere gitmeyi reddetmesidir.

 

AİHM’ne başvuran Mehmet Tarhan, geçen kasım ayında Vicdani Red başvurusunda bulunmuş, eylem (açlık grevi) yapmış, ancak Askeri Ceza Kanununun 88 inci maddesi uyarınca (emre itaatsizlik) hakkında arka arkaya iki dava açılmış ve 4 yıl hapse mahkum olmuş.

 

AİHM’ne açtığı davada “zorunluk askerliği ve kendine yapılan kötü muameleyi” şikayet etmiş.

 

Verilen kararda AİHM, “zorunlu Askerliği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı”bulmuyor. Buna karşılık, Mehmet Tarhan’a arka arkaya hapis cezası verilmesini “kötü muamele” gerekçesiyle cezalandırıyor.

 

Karar iyi okunduğunda, uzun vadede, Türkiye’nin zorunlu askerlik sistemi için bir sorun görünmüyor.

 

Sorun, her önüne gelenin Vicdani Red gerekçesiyle askere gitmek istemesini engellemek için konulan hapis cezalarından çıkacak gibi görünüyor.

 

AİHM yargıcı Rıza Türmen’in önerisi çok mantıklı görünüyor. İlerde başımıza gelebilecek ve o zaman çözümü çok daha güçleşecek. Şimdiden önlem alınamazsa, ilerde AİHM’ne boyun eğmişiz gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.

 

Ne yapılabilir?

 

AİHM kararında herhangi bir öneride bulunmadı.Alternatif çözümden söz etmedi. Ancak , bu tip davalar ilerde artabilir. Bunu önlemek için, Vicdani Redkonusunda Avrupa ülkelerindeki uygulamalara bakmakta , hapis cezası yerine , alternatif Çözüm üretmekte çok yarar var.

 

Herşeydan önce, Vicdani Red’cilerin belirli bir yaşam tarzına uymaları , sürekli aynı ilkelerle hareket ettiklerini kanıtlamaları gerekiyor. Her aklına gelen “Ben Vicdanen Askerliği reddediyorum” diyememeli.

 

İkinci unsur da, Askerden muaf tutulan kişiye gösterilecek Alternatif Çözüm üretilmelidir. Avrupadaki bazı ülkeler gibiAskere vicdani nedenlerle gitmeyecek kişiye, askerlik süresinden fazla zorunlu hizmek verilmelidir. Yeteneklerine göre, kimine öğretmenlik, kimine kamu işletmelerinde görev gibi...

 

Eğer MilliSavunma Bakanlığı, bu hazırlıkları zamanındayapabilirse, Türkiye AİHM’den yol kazalarına uğramaz. Aksihaldebaşımız çok ağrır...


TÜRK-RUS DOSTLUĞU

 

Türkiye ile Rusya arasında dostluk ilişkilerinin önemini anlayanlar da var. Şarık Tara’nın onursal başkanlığında ve İlber Ortaylı ile Vahap Küçük’üntaşıdığı RUTİD (Rusya-Türkiye iş ve dostluk derneği) son 8 yıldır bu ilişkileri besliyor. Bir çok alanda ödüller veriyor ve kamuoylarının dikkatini çekiyor.

 

Çarşamba günü, Dolmabahçe Sarayında ve yılın ödülleri dağıtıldı. “Türkiye’nin Rusya ile ne işi var. Orta Asya Cumhuriyetlerine ağırlık vermiliyiz” diyenlerin kulaklarını çınlattım. Belki farkında değiller ancak Türkiye ve Rusya, Tabii Gaz sayesindestratejik işbirliği, stratejik bir yakınlaşma içindeler. RUTİD, ne yazık ki tek başına, bu gerçeği beslemeye, kamuoyuna anlatmaya çalışıyor.

 
ERMENİASILLI OLMAK, FARKLI MI?

 

Bilmem dikkatinizi çekiyır mu, bazı haberlerde sık sık “ermeni asıllı kuyumcu soyuldu” veya “Yahudi asıllı fabrika sahibi dövüldü” gibi tanımlamalara rastlanıyor.

 

Yeni değil, eskiden beri böyle.

 

Kişinin soyulması, dövülmesi veya öldürülmesi mi önemli, yoksa ermeni veya Yahudi asıllıolması mı? Daha doğrusu, ne asıllı olduğu bu kadar önemli mi? Türk vatandaşı olması yeterli değil mi? Ermeni veya Yahudi oldukları için mi soyuluyor veya dövülüyor veya öldürülüyorlar?

 

Belki de bu haberleri yazanlar farkında değiller, ancak bu farkıvurgulayarak ayrımcılık yapıyorlar.

 

Kürt asıllı, Arnavut asıllı, Ermeni asıllı...

 

Hepimiz Türk değil miyiz?

 

Medya ne yaptığını pek bilmiyor galiba...

HARP ALANLARINI NEDEN BİLMİYORUZ?

 

Belçika'da otururken hafta sonlarında Birinci ve İkinci Dünya Savaşının alanlarını elimizde haritalarla gezerdik, Belçika'da Ypres, Fransa'da Verdun, Beaumont Hamel, Somme nehri, Normandiya'nın bütün tepelerini gezmiş, mezarlıklarını ziyaret etmiştik. Biz gezerken okul çocuklarıda öğretmenleriyle aynı yerleri gezerler, mezarlara çiçek koyarlardı.

 

Hangi kumandan nereden hucum etti, hangi siperler nerede bilirdik. Biz bildiğimiz gibi İngiltere'den de “Holt Tours” denilen bir acenta Fransa ve İngiltere'ye savaş alanı turları düzenlerdi

 

Bugün Holt Tours hala var. Turgut Özakman'ınŞu Çılgın Tütrkler “kitabını okurken aklıma geldi: Acaba bu müthiş kitabı okuyan kaç kişi Mangal dağına gitti? Kaç kişi Dua tepeyi bilir? Acaba meraklılara turlar var mı?Yoksa burayıda mı ,Gelibolu'da olduğu gibi Yunan turistlerin keşfetmesinden sonra mı biz keşfedeceğiz?


30 YAŞINDAKİ KAMYON YOLLARDA DOLAŞMAMALI

 

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 30 yaşın üstünde olan yaklaşık 247 bin kamyonun yenilenmesi, başka bir deyişle yollardan uzaklaştırılması gerektiğini açıkladı ve bir fırtına koptu.

 

Aman efendim olurmuymuş böyle şey?

 

Kamyoncular ne yapacaklarmış?

 

Çok özür dileriz, ancak Avrupada 30 yaşın üstünde olup dökülen, her an kaza yapmaya hazır, egzosundan kapkara zehir  fışkırtan bu canavarlara yollarda yer olmamalı.

 

Ulaştırma Bakanı haklıdır. Yaşlı kamyonlar artık devre dışı almalıdır.

 

Bizim korkumuz, Bakan’ın oy kaygısıyla ve yaşlı kamyoncuların çıkardıklari gürültüden korkup geri adım atmasıdır. Bunu yapmadıkça, bizlerden destek bulacaktır.


TÜRKİYE’YE
FRANSIZCA BİR BAKIŞ

Günümüz Türkiye’sini çok iyi anlatan Fransızca bir kitap var elimde.

 

Adı “la Turquie” evet, “Türkiye”.

 

Fayard ve CERI ( Uluslararası Eğitim ve Araştırma Merkezi) tarafından yayınlanan “Türkiye” adlı kitap Avrupalı kitapçılarda yerini aldı. “Doğu Akdeniz ve Türk-İran Dünyası Çalışmaları Merkezi” nin başkanlığını yapan Semih Vaner bu çalışmanın da editörlüğünü yapıyor.

 

Fransa’dan ve Türkiye’den alanında uzman 21 kişi günümüz Türkiyesini, tarihsel boyutu da gözden kaçırmadan bu kitapta irdeliyor. Dış kaynaklarda “AB’nin kapısındaki Türkiye ile ilgili bir kitap” olarak anılan veFransa’da da ilgi gören kitap, Avrupa’da “ hasta adam” olarak gösterilen Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntıları üzerinde yükselen modern bir ülkenin panoramasını çiziyor.

Bu ortak çalışmaları için hepsini tek tek yürekten kutluyorum. Kitabın, özellikle Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde Türkiye’nin imajının doğru oluşumunda önemli bir kilometre taşı olacağınıdüşünüyorum.

Elinize ve emeğinize sağlık.

HAMAS’IN ZAFERİ HERKESİ DÜŞÜNDÜRDÜ

Filistin Seçimlerinde Hamas’ın başarı kazanacağı bekleniyordu, ancak farkın bu kadar büyük olacağı tahmin edilmiyordu.

 

Hamas, terörle özdeşleştirilmiş, canlı intihar suikastçileriyle anılmış bir örgüttü. Ardından siyasallaştı ve bugünkü durumuna girdi. Halkın gönlünü kazandı, bundan sonra da Filistin’i yönetecek. ABD, İsrail ve Avrupa için terörist olarak nitelenen Hamas’ı, Filistin halkı demek ki terörist olarak görmemiş. Bu çok düşündürücü bir gelişme. Dersler alınması gereken bir olay.

 

Göreceksiniz, bir süre sonra Hamas, eski tutumunu bırakacak, terörden uzaklaşacak. İsrail de, reddettiği bu grup ile masayaoturacak.

 

Ne kadar ilginç bir dünya’da yaşıyoruz. İsrail, Hamas’ı yıllar önce El Fetih’i kızdırmak için el altından desteklemişti. Bugün karşısına çıktı. Hatırlayın, ABD de Afganistan’da El Kaide ve Taliban’ı Rusları kızdırmak için desteklemiş ve başına dert açmıştı.

 

Galiba en doğrusu, gerçekleri görmek ve yapay önlemlerden kaçınmaktır.

SIR

 

İlk kez 1991’de Kurt Seyt&Shura adlı romanıyla okurla buluşmuştu Nermin Bezmen..Titiz karakter tahlilleriyle okuyucu yakaldı ve sürüklemeye başladı…

 

Nermin Bezmen, Remzi Kitabevi’nden çıkan ( 0212 520 00 52) yeni romanı SIR’da, I. Balkan Savaşı öncesi İstanbul, Londra, ve New York’ta yaşanan çalkantılı, gerilimli günleri bu üç şehirde yaşanan bir aşkla ustaca harmanlamış.

 

Bir kadın gözüyle bir başka kadın ve erkeğin sırları”nı anlattığı roman, gerçekten bir sırlar ağı oluşturuyor okuyucunun zihninde… Tarihten bugüne uzanıyor ve okuyucunun özel yaşamına dokunup, kafasında soru işaretleri bırakıyor yaşama, aşka ve ilişkilere dair….

 

Romanı beğendim ama yine de aklımda kalan bir soru işareti kaldı, Nermin Bezmen bu kadar yoğun cinsellik kullanmasa olmaz mıydı?

X