Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vergi mükellefi olmanın zorluğu

Muharrem SARIKAYA

İki haftadır Ankara'daki vergi daireleri ve belediyelerde yaşananlar, Türkiye'de dürüst vergi mükellefi olmanın zorluğunun en iyi göstergesi.

Maliye Bakanlığı, bir süredir yaptığı yayınlarla vergi vermenin ne kadar ‘‘kutsal’’ bir görev olduğu bilincini topluma yerleştirdi.

Hedef, yıllardır kümeste yolunan tavukların yerine, yaban kazlarını doldurmak olarak gösterildi.

Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, ‘‘Vergi vermeyenler hapishane ile tanışacak’’ sözleriyle, siyasi kararlılığı ortaya koydu.

Birçok insan da ‘‘vatandaş olmanın’’ sorumluluğunun vergi vermekten geçtiği inancı içinde vergi dairelerinin yolunu tuttu.

Vergi dairelerinde karşılaşılan ise ortaya konulan kararlılıkta tezat oluşturuyordu.

Önce verginizi vermek için beyanname bulma zorunluluğu vardı. Ancak hangi kapıyı çalarsanız çalın, karşılaştığınız yanıt aynı oluyordu:

‘‘Kusura bakmayın beyanname kâğıdımız kalmadı...’’

Vergi dairesi yetkilisi bunları söylerken, kapının hemen yanında cebine yığınla beyanname kâğıdını sotalamış çocuk bağrıyordu:

‘‘Haydiii, 100 bin liraya beyanname kâğıdı...’’

Karaborsadan beyanname kağıdını almanızla iş bitmiyordu.

Bir de üzerine yapışacak 50 bin liralık resmi pul bulmanız gerekiyordu.

Ne hikmetse, vergi dairesinde pul da kalmamıştı.

Bir başka köşede, tezgâh açmış bir başka karaborsacının sesi duyuluyordu:

‘‘Haydi vatandaş bekleme, kuyruğa girip zaman harcama, pullar 100 bin lira...’’

Vergi dairesinde iki kez kuyruğa girip çıktıktan sonra, karaborsada bulduğunuz beyanname kâğıdı ve resmi pulu bütünleştirmenin sevinci içinde kolları sıvadığınızda karşılaştığınız vahamet daha da büyüktü.

Beyanname kâğıdının üzerinde yazılanları okumaya başladığınızda, aynı dili konuşmadığınız bir kişiyle karşılaşmanın duygusuna kapılmanız işten değildi.

Beyannameyi nasıl dolduracağınıza ilişkin kitapçık da vergi dairesinde ‘‘maalesef’’ kalmamıştı.

Ancak, karaborsada onun da çaresi bulunmuştu:

‘‘Dolduralım mı abi...’’

Saatler süren bekleyişin ardından, evrakınızı uzatmaktan başka çıkar yol yoktu. 1.5 milyon lira verip beyannamenin üzerindeki dilden anlayan kişiye teslim olmak en çıkar yoldu.

Devlet dairesinde girdiğiniz iki kuyruk sonunda, karaborsada işinizi çözümlemenizin sevinci içinde vergi dairesinin kapısından girdiğinizde ise mesai çoktan bitmişti.

Ertesi gün vergi dairesinde uzun kuyrukta bekledikten sonra verdiğiniz vergi miktarı, karaborsacılara verdiğinizin çok altındaydı.

Vergisini veren vatandaş olmanın zorluğu da burada yatıyordu.

Maliye Bakanlığı'nın ‘‘vatandaşa yaban kazı gözüyle’’ bakmasından kaynaklansa gerek, kümesin yolu tilkilerle doluydu.













X