Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ülke güllük gülistanlık

ECZACILAR grevde. Bir günlük ihtar grevi.<br><br>Memurlar grevde. Bir günlük ihtar grevi.

İşçiler yürüyüşte. Bir günlük ihtar yürüyüşü.

Avukatlar yürüyüşte. Bir günlük ihtar yürüyüşü.

Arıcılar yürüyüşte. Bir günlük ihtar yürüyüşü.

PKK eylemleri yeniden ve pek çok yerde. Yakma, yıkma, taşlama ve devamı.

Domuz gribi aşısında karmaşa. Ölen sayısı her gün artıyor.

Yargıtay alışılmışın dışında, ortalama on beş günde bir, iktidar sahiplerine hukuk ve demokrasi dersi vermek zorunda kalıyor.

Büyük sermayeden çıt çıkmıyor. Zaten yatırım filan da yapmıyor.

Orada tersane işçileri, burada tekstil işçileri, öte tarafta çiftçiler, beri tarafta fındık üreticileri, şurada kadınlar, madenciler, sütçüler, engelliler.

Velhasıl milletin tamamı canından bezmiş, sokaklara dökülüyor, hakkını arıyor.

İktidarın aldığı kararlar hukuka çarpıp, geri dönüyor.

NEREYE GİDERSE GİTSİN


Bütün bunlar olurken, iktidarın tehditlerinden geçilmiyor:

“Greve giderseniz, sonuçlarına katlanırsınız.

Yürürseniz, hesabını verirsiniz.”


Kimsenin iplediği yok. Bütün o grevler, yürüyüşler, son otuz-kırk yılda kimsenin görmediği kadar en geniş katılımla gerçekleşiyor.

İnsanların canına tak etmiş, “varsın nereye giderse gitsin” feryatları arasında. Neden bütün bunlar?

1- İşsizlik.

2- Geçim derdi.

3- Haksızlık.

4- Kendi yandaşlarını kayırmak.

5- Hukuku kendine göre yorumlamak, kullanmak.

Bunlara farklı nedenlerle isyan eden farklı gelir ve meslek gurupları.

ARKADA PARTİ YOK


Burada çok çarpıcı bir olgu var.

Bu protestoların arkasında hiç bir siyasal parti yok. Hiç bir ideolojik yönlendirme, sapma, itme yok.

Herkes kendine göre hakkını aramak için sokaklara dökülüyor. Kendi gerçeğinden hareketle, AKP iktidarını hedef alıyor.

Bütün bunlar yaşanırken, Türkiye’de birileri bambaşka şeylerden söz ediyor.

Afganistan’a asker göndermek, AB ile ilişkiler, bitmek bilmeyen Kıbrıs, İran’ın uranyumu, Suriye’nin vizesi, IMF’nin notu, İsviçre’nin minaresi.

Bunlar var ve önemli ve devlet işi ve çözülmesi gereken sorunlar.

Ama, bunların hiç biri sokaklara dökülen insanların gerçeği değil.

NOBEL ÖDÜLÜ


Her gün yaşananlara bakınca, her şey ortada, burada yangın var.

Aaaa, öyle söyleme şekerim, her şey valla güllük gülistanlık, bundan iyisi can sağlığı. Dinlesene, sevgili Başbakanımız her fırsatta, “az zamanda büyük işler yaptık” diyor. Boşuna mı diyor? Baksana, eski solcular, hocalar sevgili Başbakanımızı boşuna mı destekliyor?

Siyaseten soy değiştirmiş Kültür Bakanı, sevgili Başbakanını Nobel Barış Ödülüne layık görüyor. Bak şekerim, boşuna mı bu tespit?

İşe yaramaz vaatler, sözler yerlerde boş çuval gibi sürünürken, ülkedeki yangın sahneleri Kültür Bakanının bu vodviliyle perdelerini indiriyor. 

X