Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tutanaklardan tahliye reddi

TÜBİTAK’a yazı yazılacak, oradan bilgisayar ve hard disk üzerinde uzmanlaşmış beş kişilik liste istenecek.

Önümde Odatv davasının önceki gün yapılan duruşmasına ait tutanaklar var. O tutanaklardan devam ediyorum.
Mahkeme heyeti beş kişilik listeden üç kişiyi belirleyecek. O üç kişi, bilirkişi heyeti olacak. Bilirkişi heyeti dijital veriler üzerinden Odatv davasında yargılanmakta olan sanıkların bilgisayarlarını inceleyecek.  
Neden inceleyecek? Çünkü, sanık avukatları sanıkların bilgisayarlarına “dışarıdan virüs gönderildiğini” öne sürüyor. Bu önemli, çünkü Odatv davasında bilgisayarlardaki bilgiler suç kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Eğer, virüsler iddia edildiği gibi, dışarıdan gönderilmiş ise, mahkeme on bir aydır tutuklu bulunan sanıklar aleyhindeki kanıtları yeniden değerlendirecek. Mahkeme, bilgisayar uzmanı bilirkişi heyetine o nedenle başvuruyor.
ÜÇ AYRI RAPOR
Buna karşılık, avukatların elinde aynı konuda üç ayrı rapor var.
“Bilgisayarlara virüsler dışarıdan gönderilmiştir” iddiasını sunan avukatlar ellerindeki üç ayrı rapordan birini Boğaziçi Üniversitesinden, ikincisini Yıldız Teknik Üniversitesinden, üçüncüsünü konunun uzmanı bir Amerikan şirketinden alıyor.
Mahkeme üç ayrı yerden verilen raporlara itibar etmiyor. Bilgisayarları TÜBİTAK’tan gelecek bilirkişi heyetinin incelemesini istiyor.
Tahliye talebinin geri çevrilmesinde bu önemli bir nokta. Ama, tahliyenin geri çevrilmesinde başka nedenler de var.
RET GEREKÇELERİ
Yine mahkeme tutanaklarından devam edelim.
“- Sanıklar üzerine atılı suçların vasıf ve  mahiyeti, sanıkların evlerinde ve iş yerlerinde yapılan yasal arama sonucu elde edilen doküman, dijital veri ve diğer delillerin içeriği, iletişim tespiti tutanakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması,
- Delillerin henüz toplanamamış olması,
- Sanık savunmalarının henüz tamamen alınamamış olması,
- Sanıklar hakkında isnat edilen suçların yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları değerlendirildiğinde, diğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağı,
- Sanıklar ve müdafilerinin dilekçelerinde ve duruşmada ileri sürdükleri gerekçeler de dikkate alınarak, dosyaya sunulan dijital veriler üzerinde dosyaya sunulan görüş yazılarının hukuk tekniği açısından bilirkişi raporu olarak kabul edilemeyeceği,
- Mahkememizce de henüz dijital verilerle ilgili bilirkişi raporu alınmamış olması,
- Ve dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde,
Tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddi ile sanıkların tutukluluk halinin devamına...
Odatv davasında yargılanan meslektaşlarımızın tahliye istemlerinin geri çevrilmesi ve tutukluluk hallerinin devamıyla ilgili haberleri TV’lerde izliyorum, gazetelere bakıyorum, hiç birinde bu ayrıntıları göremiyorum. Oysa, neden salıverilmediler, o gerekçeler önemli.
Buraya aktarmamın nedeni bu. Bir sonraki duruşma 23 Ocak’ta.

Alkışlar TGC’ye

BUNCA gazeteci tutuklanıyor. Mahkeme önüne çıkmadan aylarca hapiste yatıyor. Mahkemeye çıkanların ise, tutukluluk hali yine devam ediyor.
Ayrıca, pek çok gazetecinin işine son veriliyor.
Türk Basını böyle bir bunalımı elli, altmış yıldır ilk kez yaşıyor.
Bu kıskaca karşı basının kendi içinde güçlü bir dayanışmasından söz etmek zor. Tam, her koyun kendi bacağından asılır, hali. Zavallı bir durum.
İşte, böyle bir ortamda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) olanca gücü ile ortaya çıkıyor. Bir işe yaramaz, etliye sütlüye dokunmaz, bıkkın, yorgun, emekli kahvesi denilen TGC son birkaç yıldır, hele de gazeteci tutuklamaları ve işten atılmaları karşısında elinden gelen her türlü direnişi gösteriyor. Meslektaşlarını bir ve beraber olmaya çağırıyor. Sürekli bilgi veriyor, ciddi dayanışma örneği veriyor. İçerde ve dışarda basın özgürlüğü için yoğun çaba harcıyor.
TGC Başkanı Orhan Erinç hiçbir olayı ıskalamadan, meslektaşları arasında en küçük ayrım gözetmeden, TGC üyesi olsun olmasın, yeter ki gazeteci olsun, hepsiyle ilgileniyor.
Orhan Erinç başkanlığında TGC alkışları çoktan hak ediyor.

Van’da çadır demirleri iade

DEPREMDEN hemen sonra bir kişi Van’da yaşayan arkadaşına özel olarak çadır gönderiyor. PTT kargoyla.
Çadırı ara ki, bulasın. Aradan günler geçiyor, çadır filan yok. Kaybolan çadırın öyküsünü ben yazıyorum. Yazı çıkınca, PTT Van’a müfettiş gönderiyor. Sonra ne oluyor?
Çadır hâlâ bulunmuş değil. Ama, çadırın demirleri bulunuyor. Demirler çadırı gönderen kişiye iade ediliyor. PTT hâlâ çadırı arıyor.
Van ve çadır öyküleri bitecek gibi değil.

 

X