Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Nazlı Hanım'dan beklenen

Tufan TÜRENÇ

Nazlı Ilıcak kendisi ile ilgili ‘‘Kötü niyetli bir şovmen’’ başlıklı yazıma bir yanıt gönderdi. Yanıt şöyle: ‘‘Beni hedef alan yazınız, şahsıma karşı, sebebini anlayamadığım bir hınçla dolu.

Bugün Türkiye'de 4 yıldızlı veyahut 5 yıldızlı bir demokrasiden söz edilebilir mi? Milletin kürsüsünde malumu ilan etmekten neden vazgeçeyim? Bana göre ve milletimizin önemli bir bölümüne göre, Tükiye'de McCarthy'cilik hákim. Gazetelerde yazılıp çizilen, televizyonlarda ifade edilen bu gerçeği, niçin Meclis'teki kürsüden konuşmayayım?

Mevcut hükümetin kuruluşundan, ‘İrtica yasalarının' birbiri ardına gündeme gelişine, Kuran kurslarındaki yaş sınırlamasına kadar her şey, ‘üstün iradenin' veyahut ‘4 yıldızlı' iradenin mahsulü gibi görünüyor. İsterseniz buna, 5 yıldızlı irade diyelim!

Her düşünce, tezadıyla bir bütündür. Bilhassa sizin gibi uzun yıllar bu meslekte bulunmuş bir gazetecinin, farklı fikirlere tahammül gösterebilmesi gerekir. Ama maalesef düşüncelerime fikirle mukabele edeceğinize, meseleyi hakaret düzeyine indiriyorsunuz. Size aynı şekilde mukabele etmeyi doğrusu kendime yakıştıramadığım için, sadece, bir açıklama göndermekle yetiniyorum.

Makalenizde maddi hatalar da var. DSP'li milletvekilinin laf atması üzerine tartışma çıkmadı. ‘4 yıldızlı irade' sözünü tavzih etmek üzere ve şahsım adına 5 dakikalık konuşma hakkım olduğu için, Başkan tarafından kürsüye 2'inci defa davet edildim. DSP'li milletvekili, o ikinci konuşma sırasında laf attı. ‘Asker kaçağı oğlunu getir' de demedi. İlişikteki tutanakta da göreceğiniz gibi, DSP'li milletvekili Ahmet Güzel ‘Sen oğlunun yanına git' dedi.’’

* * *

Nazlı Hanım mektubunun bundan sonraki bölümünde beni ilgilendirmeyen, zaten yazımda da konu etmediğim oğlu Mehmet Ali Ilıcak'ı savunuyor.

Bu nedenle mektubun bundan sonrasını yayınlamıyorum.

Öncelikle şunu belirteyim. Benim Nazlı Hanım'a hiçbir hıncım yok.

Ben politikacı Nazlı Ilıcak'ın yanlış bulduğum davranışlarını ve sözlerini eleştiriyorum.

Nazlı Hanım istediği kişiye ve kuruma karşı olabilir.

Ama şov için ülkeyi karıştırmayı amaçlarsa ben bunu eleştiririm.

Laik, demokratik cumhuriyetin yerine çağdışı bir rejimi getirmeyi hedefleyen bir siyasi misyona hizmet etmeye kalkarsa bunu kınarım.

Durup dururken milletin kürsüsünden Türk Silahlı Kuvvetleri'ni tahrik etmek, sorumluluk taşıyan bir milletvekiline yakışmaz

Milletvekilliğinin kendisine yakışmadığını da bu nedenle yazdım.

Nazlı Hanım bu sorumsuzlukları sergilediği sürece de kendisini eleştirmem doğaldır.

* * *

Nazlı Hanım, ‘‘DSP'li milletvekili bana, asker kaçağı oğlunu getir demedi. Sen oğlunun yanına git dedi’’ diyor.

Gazetelerde bu ayrıntı benim yazdığım gibi çıktı. Zabıtlara geçmemiş ya da Nazlı Ilıcak duymamış olabilir.

Çünkü kendisine bir kişi değil birçok kişi laf attı.

Ama dediğim gibi Nazlı Hanım'ın oğlu beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.

Bana okumam için gönderdiği zabıtlardan Nazlı Hanım'ın yazımda eleştirdiğim konuşmasının daha da tahrik edici olduğunu gördüm.

Eğer sessiz bir köşeye çekilir, elini vicdanına koyarak tutanakları okursa kendisi de gerçeği görür.

Meclis'i ve bazı kurumları tahrik etmek, ortalığı karıştırmak için ne kadar gayret sarf ettiğini de...

Nazlı Hanım'a önemli bir noktayı anımsatmak istiyorum.

Bu millet kendisini kavga çıkarsın, devlete meydan okumaya kalkan türbanlıya amigoluk yapsın diye Meclis'e göndermedi.

Bu ülkenin çocuğu olmanın yükümlülüğünü yüreğinde duyarak hizmet etsin diye gönderdi.



X