Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: FP'nin demokratlığı!

Tufan TÜRENÇ

Demokratlığı kimseye bırakmayanların haline bakın. Onu bunu diktatörlükle, dayatmacılıkla suçlayanlar her türlü zorbalığa nasıl bir pervasızlık içindeler.

Önce ‘‘İmam’’ın baş yardımcısı, o muhteşem demokrat zat çıkıyor, Konya'da topladığı il başkanlarına Kuran'dan ayet okuyup ‘‘Bizim emrettiğimiz kişilere oy vermezseniz cehennemde yanarsınız’’ diyor.

Abdullah Gül ile arkadaşlarını bu toplantıya almıyor.

Sonra il başkanlarına ‘‘Kutan ile devam’’ deklarasyonu imzalatıyor.

Bu kesmiyor, bu kez ‘‘İmam’’ milletvekillerini Balgat'ta çağırıyor.

Onları açık açık tehdit ediyor:

‘‘Bizim töremiz, geleneğimiz var. Belirlenen isim tebliğ ediliyor, ona oy verilir. Kongreye iki listeyle gidilmesi yanlıştır. Herkes aklını başına toplamalıdır. Geleneği bozmayın, yeni ádet çıkarmayın’’ diyor.

Aynı gün gizlice tüzük değiştirilerek delegelerin imametin onayladığı listede beğenmedikleri isimleri çizip kendi adaylarını yazma olanağı ortadan kaldırılıyor.

Pazar günü yapılacak kongrenin dikensiz gül bahçesine döndürülmesi için akla hayale gelecek her türlü oyun tezgáhlanıyor.

Böylece ‘‘İmam’’ın emrine karşı çıkarak aday olan kişi ve onu destekleyenlerin elleri kolları bağlanıyor.

Bütün bu hokkabazlıklar da Türkiye'de demokrasi olmadığını, bir dayatma rejiminin yürütüldüğünü iddia edenler tarafından yapılıyor.

‘‘İmam’’ ve yardımcıları bunları yaparken takıyyeciliğin en ince hünerlerini ustaca kullanıyorlar.

Dini politikaya pervasızca alet ediyorlar.

* * *

Bu haksızlığa uğrayanlar ise çaresizlik içinde çırpınıp duruyorlar.

Ama elleri kolları ‘‘İmam’’ ve yardımcıları tarafından bağlandığı için belli sona doğru kurbanlık koyun gibi ilerliyorlar.

Onlar belki de yaşamlarında ilk kez dinin politikaya alet edilmesinin nasıl bir rezillik olduğunu görüyorlar.

Aynı kişiler, aynı yöntemler ‘‘İmam’’ tarafından seçim gezilerinde uygulanırken onun arkasında dikilip, gülücükler saçıyorlardı.

‘‘İmam’’ açıkhava toplantılarında başka partilere oy verenlerin dinden çıkacağını, cehennemde yanacağını söylerken ve oy toplamak için Kuran'ı bile kullanırken onu çılgınca alkışlıyorlardı.

Çünkü ‘‘İmam’’ın kendilerini de Meclis'e taşıyacağını bildikleri için bu yapılanlara yürekten katılıyorlardı.

Ama şimdi aynı silah kendilerine karşı kullanılınca acı gerçeği görüp isyan ediyorlar.

Haksızlığa uğradıklarını, kendilerine ‘‘Partiyi bölecekler’’ diye iftira edildiğini söylüyorlar.

‘‘İmam’’ ve yandaşlarının belden aşağı vurdukları yumruklardan canları fena halde yanıyor.

* * *

Fazilet Partisi, şeriat hükümlerinin geçerli olduğu teokratik bir devlet kurmak için yola çıkan hareketin son temsilcisidir.

Bu partinin içinde en ufak bir demokrasi motifi bile yoktur.

Ama ‘‘İmam’’ ve yandaşları yıllardan beri bunu saklayıp halkı yalanla, dolanla kandırdılar.

Yalnız halkı mı, bir sürü aklı başında insanının bile aklını çelme hünerini gösterdiler.

Ben gelenekçilerle yenilikçilerin aynı hamurun insanları olduğundan en ufak bir kuşku duymuyorum.

Bunların dünya görüşlerinin, çağdışılığa ve uygarlığa uzak kafalarının farklı olmadığını biliyorum.

Özde bu bir gelenekçi-yenilikçi savaşı değil, bu bir Erbakan-Erdoğan savaşıdır.

Abdullah Gül mü, Recai Kutan mı? Ne fark eder.

Sonuçta ikisi de emanetçi.

Fazilet Partisi ya çağa ayak uyduracak, ya da marjinaliteye sürüklenecek.

X