Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

TSK, Milli iradeye saygı duyar...

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı büyük oranda kesinleştikten sonra, en çok sorulan “TSK’nın tepki gösterip göstermeyeceği” sorusudur. Şu sıralarda, Genelkurmay değerlendirmelerini yapıyor. Acaba askerin iç kararı nasıl olacaktır?

Abdullah Gül Çarşamba günü çıktı ve Cumhurbaşkanlığı adaylığının devam ettiğini açık seçik ortaya koydu.

 

Hemen ardından,Başbakan bu adaylığı desteklediğini gösteren bir konuşma yaptı.

 

Bunun üzerine hesaplama başladı.

 

Hangi parti girerse 367 rakamı tamamlanabilecekti. DTP’nin bağımsızları sayılırken, dün sabahki Milliyet’te, Bahçeli’nin açıklaması, sorunu temelden çözdü. MHP lideri, oturumu boykot etmeyeceklerini açıkladı.

 

Bu durumda, Gül’ün Cumhurbaşkanlığına seçilmesi -beklenmedik yeni bir unsur çıkmazsa- garantilenmiş oluyor.

 

İşte bu aşamada, ister istemez bazı kesimler “27/4 basın açıklaması ne olacak? Asker şimdi ne yapacak? Bildiri unutulacak mı?diye sormaya başladılar.

Bu sorulara yanıt ararken, bir kaç noktaya çok dikkat etmemiz gerekiyor:

 

    Türk Silahlı Kuvvetleri attığı bir adımı veya aldığı bir kararı unutmaz. Görmezden gelmez. Mutlaka izlemeye devam eder.27 Nisan basın açıklamasında, din istismarı kokan bazı eylemlere özellikle dikkat çekilmiş, Milli Eğitim alanındaki uygulamalar sert şekilde eleştirilmişti.Basın açıklaması herhangi bir kişiyi hedef almamış, laiklik konusundaki duyarlık vurgulanmıştı.TSK, laikliği ne pahasına olursa olsun korur, bu noktada ödün vermez.

 

Bu bildirinin yayınlandığı günlerin ardından bir seçim geçmiş ve bugünkü duruma gelinmiştir.

 

Türk halkı büyük bir çoğunlukla oyunu kullanmış ve çok bilinçli bir tercih yapmıştır.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en fazla önem verdiği konu da budur: Milli İrade...

 

TSK, halkın sürekli nabzını tutar. Türk toplumu üzerindeki saygınlığına gölge düşmemesi için büyük dikkat harcar.

 

12 Eylül müdahalesinin dahi, sırf “kamuoyu daha iyi hazırlansın” diye birkaç ay ertelendiğini bana bizzat Kenan Evren (bakınız: 12 Eylül Saat 04:00, Karacan yayınları) anlatmıştı.

TSK şimdi yüzde 46 oy oranıyla seçilmiş bir iktidarın Cumhurbaşkanı adayını, sırf eşi türbanlı diye engellemeye kalkmaz. Sorun çıkartmaz.

 

Bizim gibi, onlar da, Çankaya’ya oturacak first lady’nin türbanlı olmasından -özellikle dışarıda Türkiye’nin temsili ve görüntüsü açısından- rahatsızlık duyacaklardır. Olmamasını tercih edeceklerdir. Ancak TSK farklıdır.Güney Amerika orduları gibi tepki göstermez.

 

Buna karşılık, izlemeyi sürdürür.

 

Laik sistemi tehlikeye sokacak adımlar atılıp atılmadığına bakar. 27 Nisan bildirisinde saydığı durumların tekrar edip etmediğine gözler.

 

Gelişmenin genelini analiz eder.

 

Ancak milli iradeyi çiğnemez.

 

TSK, bizim göz bebeğimizdir.

                           *                               *                               *

 

27 NİSAN BASIN AÇIKLAMASI NE DEMİŞTİ?

 

27 Nisan gecesi, Genelkurmay İnternet sitesine konun bin basın açıklaması herkesi şaşırtmıştı. Uzun bir aradan sonra, TSK ilk defa “siyasete müdahale” anlamına gelecek bir adım atıyordu.

 

Bu açıklamayı tekrar okumakta yarar var. Açıklamanın büyük bölümünde, laikliğe aykırı ve bölücülük işaretleri veren örneklere yer verilmişti.

“...Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulu’nda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığı’nca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür...”

 

Basın açıklamasının son bölümünde ise, hem din istismarı hem de bölücülük konularında önemli bir uyarı vardı:

“...Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur...”

X