Televizyon dersleri

Televizyonlarımızda türlü adlar altında yayınlanan sohbet, tartışma, açık oturum gibi stüdyo programlarına ilişkin bazı kurallardan söz edeceğim.

Bu tür programlar a) Yapım (Production), b) Yönetim (Réalisation), c) Sunucular bakımından değerlendirilebilir. Burada, yapımı atlayıp yönetmenin kamera yönetimi ile sunucudan söz etmekle yetineceğim.

*

Yönetmenin göreneklere ve kurallara uygun çalışacağını dikkate alarak kamera sayısını kendisine bırakılım. Önemli olan kamerayı nasıl kullanacağı. Bizde geçerli değil, ama iki kişilik söyleşi programlarında TV'yi temsil eden sunucunun başlangıçta ekranda görünmesi, daha sonra sorularını dış sesle ('off') sorması ve konuğun sürekli olarak görüntüde kalması önemli bir ilkedir. Öğrenmek istediklerimiz konuğun ağzından çıkacağı için sunucunun ekranda olmasının gereği yoktur.

Televizyonu temsil eden sunucular, cevapları 'Evet' ya da 'Hayır' olacak soruları kesinlikle sormazlar. Programa davet edilen kişi konunun uzmanı sayıldığı için, söyleşi konusuna iyi hazırlanmış sunucu sadece can alıcı soruları açık-seçik ve çok kısa sorar.Kendi görüşlerini uzun uzun açıklamaz ve olur-olmaz yerlerde konuğun sözünü kesmez.

Konuğa, 'Birkaç kelimeyle kısaca cevap veriniz,' dedikten sonra, laf ebeliği yapıp ekranda kalmak, ciddi televizyonlarda işten atılma gerekçesi olabilir. Ancak, sunucuyu bu konuda eğitmek yapımcının, ekranda görüntü adaleti sağlamak ise yönetmenin görevidir. Yönetmen görevini iyi yapamıyorsa, söz gene yapımcıya düşer.

*

Yukarda sözünü ettiğim stüdyo yapımlarının ilgi alanına girmeyen konu yok gibidir, politikadan edebiyata, havacılıktan dalgıçlığa, din bilgisinden dağcılığa kadar yüzlerce konu. Marifet, konuk seçimindedir.

Bu yapımlara özgü kuralların pek uygulanmadığı söze dayalı 'eğlencelik' stüdyo programları da vardır. Sunucu bir 'showman' ise, güldürü sanatçısı (gagman) ise, programın ağırlık merkezi kendisi olacağı için görüntü ve söz dengesi onun lehine bozulabilir. Ancak, 'eğlencelik' olmayan programların (fikir, bilgi ve kişilik söyleşileri) sunucuları da ona (onlara) öykünmeye kalkışırsa işin tadı kaçar. Çünkü görüntü ve ses odağı kendisi değil, söyleşi yapılan konuktur.

*

Televizyonlarımızda, bu sözünü ettiğim kurallara uyuluyor mu? Bu sorunun yanıtını okurlara bırakıyorum. Durup dururken bazı TV. kurallarını yazı konusu yaptığıma göre, kuşkusuz, yazım 'eleştiri'yi de içeriyor. Ancak eleştiri hedefim herhangi bir program ve belli bir sunucu değil. Hedef bireşimsel bir prototip.

Mümkün olsaydı, 25 yıl önce sinemalarda 'Şebeke' adıyla gösterilen (geçenlerde Digitürk'te de gördüm) 'Network' adlı filmi 'hizmet içi eğitim' dersi olarak gösterirdim. Bu film seyirci eğitiminde de kullanılabilir.

Sözünü ettiğim temel kurallar bütün sunuculu söz programları (tartışma, açık oturum,vb.) için geçerlidir.

*

Televizyon iyi yönetilmezse yozlaştırır, yozlaştırırken kendisi de yozlaşır. Bu, mesleğin doğasında vardır. Bu nedenle, ekranlarımızda karşılaştığımız tuhaflık bir tane değil.

Genç hatun(lar) moda ya da adı (ne hikmetse) İngilizce olan bir programın sunucusu.

Ağzının içinde sanki çakıl taşı var ya da ağzında iki akide şeker eritirken bir yandan da konuşuyor. Çok dikkat etsem de dediğini anlamam mümkün değil. Çünkü hem sözcükleri alışılmadık bir 'ses'le söylüyor, hem vurguları kent Türkçesinin vurgusu değil. Fransızca ya da İngilizce vurguyla konuşsa biraz anlama şansım var, ama bazen Surinam bazen de Eskimo vurgusu öne çıkıyor.

Çeviri Türkçeleri çok kötüdür ama 'National Geographic', 'Discovery' gibi uzman kanalların belgesellerinde, sunucu jenerikten sonra şöyle bir görünür, ardından belgeselin nesnesi ekrana gelir ve sunucunun dış (off) sesi açıklamayı sürdürür. Ama bizde böyle olmuyor. Genç hatun, diyelim ki, Bodrum belgeseli sunuyor: 'Saint-Jean Şövalyeleri tarafından Mausoleion'un taş blokları kullanılarak yaptırılan Bodrum kalesi' derken, görüntüye Bodrum kalesi gelmiyor, ekranı genç hatunun bel çekimi görüntüsü dolduruyor. Ya da, 'Bej ve mor renklerin hakim olduğu Kara Kedi lokantasında beyaz-kırmızı kareli masa örtüleri dikkatleri çekiyor' derken, sunucu hatunun baş çekimini görüyoruz ekranda.

Dışardan 'havaî' gibi görünse de, Televizyon temel kuralları açısından tutucudur. Elektronik araçlar durmadan yenilenir ama bu kurallar hiç değişmez. Mesleğin alfabesidir. Sözünü ettiğim kurallar onlarca yıllık deneyimlerin sonunda benimsenmiş temel kurallardır. Trafik kurallarına benzerler. Kurallara uyulursa, yapım en azından çekim açısından kusursuz olur. Uyulmadığı zaman televizyon canavarlaşır.
Yazarın Tüm Yazıları