Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

PKK Rusları bile korkutuyor

Önceki gün bir Rus tur operatörü aradı. 6 yıldır Türkiye'ye Rus turist getiren ve gayet güzel Türkçe konuşan bir hanım.

Moskova Spor Okulu'nun öğrencilerini 15 günlük bir kamp için Türkiye'ye getirmiş.

Ancak gelişlerinin üzerinden iki gün geçmeden okuldan, ‘‘Öğrencileri acilen geri getirin’’ mesajı almışlar.

Çünkü Rusya'da PKK sözcüleri Türkiye'yi kan gölüne çevireceklerini ve turistlerin de hedef olacağını açıklamışlar.

Rus gazeteleri de Rusların en önemli tatil yeri olan Antalya'da tankların yolları kestiğini yazıyormuş.

Bu haberler üzerine öğrencilerin aileleri okula başvurarak çocuklarının can güvenliklerinin sağlanması için geri getirilmelerini istemişler.

Her ne kadar ailelerine telefon açan çocuklar Türkiye'de büyük bir huzur olduğunu söyleseler de, PKK propagandasından gözü korkan aileler çocukların geri dönmesi için ısrarcı olmuşlar..

Aşağılık köpeklerin oluşturduğu bir örgüt bu kadar etkili propaganda yapıyor.

Koskoca Türkiye Devleti ise eli kolu bağlı oturuyor.

Turizmde, Körfez Krizi'nden beter kriz

Turizimci okurlardan ve dostlardan yükselen feryat inanılır gibi değil. PKK alçaklarının propagandası ve bizim de bu propagandaya karşılık vermememiz sonucunda, Türkiye turizmde tarihinin en büyük fiyaskosunu yaşamaya hazırlanıyor.

Batılı ülke televizyonları sürekli olarak Türkiye'de patlayan bomba, yanan çarşı, kundaklanan otomobil görüntüleri veriyor.

Gün yok ki, bir Avrupalı akşam televizyonunda Türkiye'den kanlı ve ateşli görüntüler izlemesin.

Bunların üzerine bir de PKK sözcülerinin demeçleri basına yansıyor:

‘‘Türkiye'ye gitmeyin. Türkiye'yi cehenneme çevireceğiz. Siz de yanarsınız.’’

Rezervasyon iptalleri peş peşe geliyor.

Şu ana kadar kesin bir rakam olmamakla beraber, nisan ve mayıs ayları için rezervasyonların yaklaşık yüzde yetmişi iptal edildi. Almanya'nın iki büyük tur operatörü TUİ ve Neckerman bu aylarda Türkiye'de rezervasyonu olan müşterilerini hiçbir fiyat farkı veya ceza almadan Yunanistan ve İspanya'ya kaydırıyor.

Charter şirketleri nisan ve mayıs aylarındaki slotlarını iptal ediyor.

Başta Almanya olmak üzere pek çok ülkenin iç ve dışişleri bakanlıkları Türkiye'yi terör sorunlu ülke kapsamına aldılar.

Belçika, Fransa ve İngiltere'de hükümet seyahat acentelerini Türkiye turlarında risk olabileceği konusunda resmen uyardı.

Yani durum parlak değil.

Önlem alınmazsa rezalete dönüşecek.

Türkiye'nin en büyük ve en kárlı sektörüyle ilgili bir kriz merkezi oluşturmak şart.

Turizm nasıl kurtarılabilir?

Turizmde durumun pek parlak olmadığını anlattık. Peki bu durumdan nasıl çıkacağız? Ya da çıkmak mümkün mü?

Gecikmeden önlem alınırsa mümkün.

Öncelikle yabancı basın kuruluşları üzerinde lobi faaliyeti yürütmek şart.

Almanya'da faaliyet gösteren ve bir süredir devlerin altında ezilen Türk tur operatörlerine Türkiye olarak finansal destek vermek gerekli.

Türkiye'ye turist getiren uçaklara, Körfez Krizi döneminde olduğu gibi maliyetine yakıt verilmeli.

Ayakbastı ücretleri düşürülmeli. Hatta mümkünse sıfırlanmalı.

Ve her şeyden önce kendi televizyonlarımızın yaygaracı yayınlara son vermesi gerekli.

Reyting uğruna eski görüntülerin sık sık yayınlanması ve olayların abartılması televizyona reyting getiriyor ama turisti de götürüyor.

Bütün bunların eşgüdümlü bir şekilde yapılabilmesi için acilen bir ‘‘Turizm Kriz Masası’’ oluşturulmalı.

Sevgili Ahmet Tan'ın bu konuya hassasiyetle eğileceğinden eminim.

Ordu aleyhtarları, orduya hak verdiler

Genelkurmay Başkanı'nın seçimlerin daha önce belirlenen tarihte yapılması ve TCK'nın 312. maddesine dokunulmamasına ilişkin fikir beyanı küskünler dışındaki siyasetçilerden büyük takdir topladı.

Her fırsatta orduyu siyasete karışmakla suçlayanlar, ordunun adına yapılan açıklama işlerine gelince ‘‘Paşa doğru söylüyor’’ dediler. Son dönemde siyaset yapmayı ordu aleyhtarı olmak zanneden ve her fırsatta 28 Şubat süreci diyen Tansu Çiller bile bu kez Paşa'nın açıklamasına alkış tuttu.

Siyasetçilerimiz her konuda olduğu gibi konuda da çifte standart güttüklerini bir kez daha gösterdiler..

Asıl dertlerinin demokrasinin yapranması değil, kendi aleyhlerine olan durumlar olduğunu, ucu kendilerine dokunmadıkça demokrasinin pek de umurlarında olmadığını kanıtladılar.

Kıvrıkoğlu'nun açıklaması bu ikiyüzlülüğü kanıtlaması bakımından da önemli hale geldi.

Sözde demokratların takkeleri düştü.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Korkularımız, doğrularımızı değiştirmediği zaman.



X