Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

RTÜK'ten yanıt benden soru!

Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun çiftlik gibi yönetildiğini yazmış ve alınan gayrimenkullerin niye alındığını sormuştum.

RTÜK'ten yanıt geldi.

Şöyle başlıyor:

‘‘Radyo Televizyon Üst Kurulu, kurulduğu günden bu yana, gerek merkez, gerek taşra teşkilatının ihtiyacı olduğu hizmet binalarının tümünü, kamu kurum ve kuruluşlardan, ihtiyacın gereğine uygun olarak almıştır.’’

Cümle bozuklukları bana ait değil. RTÜK aynen böyle yazmış.

Bunlar ki, televizyonlarda doğru Türkçe konuşulmasını istiyorlar.

Bir ara kendileri de öğrenseler iyi olacak.

Mesele Türkçe değil. Uzatmıyorum..

Ve özetle şöyle devam etmişler:

‘‘Didim'de villa veya herhangi bir gayrimenkul almadık.... İstanbul Bölge Müdürlüğümüze Vakıfbank'tan Kanlıca'da iki daire aldığımız doğrudur. Bunları dolar bazında değil, TL bazında aldık. İkisi için ödenen para 237 milyar 500 milyon Türk lirasıdır.’’

Didim'deki villalar için özür dilerim. Almamışlar.

Peki ya Kanlıca'daki Boğaz manzaralı daireler.

İstanbul'da televizyon kuruluşlarına Kanlıca'dan daha uzak bir yer olamaz.

Ayrıca Kanlıca'da başka bir devlet kuruluşu ya da işyeri de yok.

İstanbul'un en şık, en pahalı semti. Boğaz kıyısında bir yer.

RTÜK'ün hizmet binası ihtiyacı da hoş doğrusu. Herhalde, televizyonlarımızın içinde bulunduğu duruma üzülüp, Boğaz manzaralı yerde içmek için oradan almışlar.

Fiyat dolar bazında değilmiş.

Özür dilerim.

Zaten bazında değil, karşılığı demiştim.

Siz de hesaplarsanız, iki daireye yaklaşık 1 milyon dolar verildiği ortaya çıkıyor ki, ben de öyle yazdım.

Gelelim bir başka konuya.

Şu RTÜK'ün Ankara Kavaklıdere'de aldığı bina ne oluyor.

Milyarlar hatta trilyon ödeyerek aldığı bina.

İhtiyaçtan mı alındı?

Peki ihtiyaçtan alındı ise niye RTÜK orada değil.

Meclis'e benim yazıdan hareketle bir soru önergesi verilmiş.

Bu Kavaklıdere'de alınan binayı da bir ekleyiversin önergeyi veren DTP milletvekili Müjdat Koç...

Hakemlerden intikam alıyor

ERMAN Toroğlu, kin duyarak bıraktığı hakemlik müessesesinden intikam alıyor. Ama o arada olan Türk futboluna oluyor. İşler çığırından çıkıyor.

Pazar akşamları Erman Toroğlu ekranda hakemleri yargılıyor ve infaz ediyor.

Erman Toroğlu bu işi yapmaya başladığından beri de, Türk futbolu giderek karışıyor.

Maçta yarım saniyede verilen kararlar, bir ileri bir geri, 15 dakikada izlenip yorumlanıyor.

Üstüne bir de ahkam kesiliyor.

İyi de, hakem sahada bunu nasıl yapacak. Cebinde video taşıyıp, ona göre mi karar verecek.

Sonra hakem hatalarından şikâyet.

Dünyanın her yerinde hakem hatası oluyor.

Ama dünyanın hiçbir yerinde hakemler böyle insafsızca yargılanmıyor.

Kulüpler ve hakemler böyle birbirine girmiyor..

Bir televizyon programının bu bölümü sporu çığırından çıkarıyor.

Ayıptır ve yazıktır.

Tamam, eğitici olarak kimi pozisyonlar yorumlanabilir ama her pozisyon yargılanamaz..

Değil mi Sevgili Şansal Büyüka.

Vakıflar Genel Müdürlüğü irticanın emrinde mi?

TÜRKİYE'de irtica tehdidinin en önemli araçlarından biri vakıflar...

İrtica sürekli vakıf adı altında örgütleniyor.

Buralarda hem insan kaynağı buluyor, hem parasal işlerini gizlilik içinde yürütüp, yasal kılıflar buluyor.

Durum böyle olunca, irtica açısından en önemli noktalardan biri de, Vakıflar Genel Müdürlüğü oluyor.

İrtica ile mücadele planında bu genel müdürlüğün adının geçmemesi ilginç.

Çok değil, birkaç yıl önce Vakıflar Genel Müdürü Fadıl Ünver'in istifa ederken yaptığı açıklama, gazete arşivlerinde hâlâ duruyor:

‘‘Genel Müdürlük Milli Gençlik Vakfı'na peşkeş çekiliyor.’’

Bir genel müdür, kendine bağlı kurumdaki peşkeşi önleyemiyor ve istifa ediyor...

Milli Gençlik Vakfı ise, RP'nin gençlik kolu gibi çalışan bir vakıf...

Nedense kimse bu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün üzerine gitmiyor.

Bu konuda da ille askerin mi uyarıda bulunması gerekiyor?..

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Şahsi kaprislerimizi, başkalarının geleceğiyle oynama aracı yapmadığımız zaman.













X