Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suriye'li göçmenlere eziyet çektiriyoruz...

Bir yandan Suriye halkını koruduğumuzu, bunu insanlık adına yaptığımızı söylüyoruz, öte yandan Esad yönetiminden kaçıp Türkiye'mize sığınan göçmenlere eziyet çektiriyoruz. Su yok, elektrik yok, insanlar perişan. Herkes uyarıyor, ancak henüz kimse elini uzatmış değil. Hiçbir iyileştirme yok.

Bu köşede kısa bir süre önce "Suriye'deki dehşetten kaçan göçmenlere gereken ilgiyi göstermiyoruz ve buraya geldiklerine pişman ediyoruz. Böyle giderse, adamları bize sığındıklarına bin pişman edeceğiz." demiştim. Amacım yetkililerin dikkatini çekmekti. Oysa, hiçbir şey değişmemiş.
 
Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş'ın kamp izlenimlerini okuduysanız, bu saptamaların ne kadar doğru olduğunu ve bürokrasimizin, kötü niyetten değil, ancak beceriksizliğinden dolayı, göçmenlerin kamplardaki hayatlarının bir işkenceye dönüştüğünü, böyle giderse, iyilik yapalım derken, ileride Suriye'de büyük Türk düşmanı bir lobi oluşturacağımızı anlarsınız.
 
Aslı, Kilis'deki kampları dolaşmış. İğrenç bir manzara çiziyor.
 
Düşünün, sıcaklık 45 derecelerde ve kamplarda su yok. Günde veya birkaç günde bir su geliyor ve tabii kimseye yetmiyor. Göçmenler kendi aralarında organize olmuşlar, uzaktaki bir çiftlikten çocuklarına su taşıtıyorlar.
 
Marketler kurulmuş ve çok modern bir sistemle-para yerine-parmak basıp alış veriş yapılıyor. Okullar, bilgisayar kursları kurulmuş. Ancak ne market ne de diğerleri çalışıyor, zira elektrik yok. Daha doğrusu o kadar sık ve uzun süreli kesiliyor ki, yok demek gerekiyor.
 
Anlayacağınız, devlet büyük para harcayıp alt yapıyı tamamlamış. Ancak beceriksiz bürokrasi bir türlü çalıştıramıyor. Devletimizi küçük düşürüyor.
 
Aslı ile konuştum, Urfa'daki durumun daha da kötü olduğunu anlattı. Ayrıca ilginç bir fikir ortaya attı. "Bölgede binlerce boşta bekleyen öğretmen var. Bari onları okullara geçici olarak yollasalar da, çocuklara biraz Türkçe öğretilebilse" dedi.
 
Milli Eğitim Bakanı Ergin 'e duyurulur.
 
Başlarda bu kamplar, Erdoğan'ı yücelten, Türkiye'ye dua eden insanlarla doluydu. Her gidenden aynı yankıları alırdık. Emin olun, şu sıralarda hiçbir Türk bakanının bu kamplara gitmesi söz konusu olamaz. Ya yuhalanır veya domates yağmuruna tutulur.
 
Yazık değil mi?
 
Neden kendi kendimize zarar veriyoruz?
 
Neden bu kampları yöneten, söz sahibi olan (kaymakam-vali ) kim varsa görevden almıyor ve yerlerine doğru dürüst çalışanları atamıyoruz?

BAŞKAN, KEŞKE BUNLARI DAHA ÖNCE SÖYLESEYDİ...
 
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, keşke Alevilerle ilgili açıklamalarını daha önce yapmış olsaydı. Biliyorum, daima ılımlı yaklaşmış ve Alevi vatandaşları korumuştur, ancak görülen o ki, yetmiyor.
 
Malatya'daki olay çok simgeseldir.
 
Uzun yıllardır süren bir kampanyanın, bir birikiminin sonucudur.
 
Alevi evlerinin işaretlenmesi, geçmişte yaşanmış olayları akla getirmiş ve hepimizi korkutmuştur. Görmez'e de "Gerekirse o evlerin önünde beklerim" dedirten de budur...
 
Bu iktidar, Alevi vatandaşlarımıza genel yaklaşımını bir türlü ayarlayamadı. Bir ara çok olumlu gelişmeler yaşandı, sonra sanki vazgeçilmiş gibi bir tutum takınıldı.
 
Yani, bir ileri bir geri...
 
Oysa onlara güven verecek, kollarını açacak olanlar iktidardakilerdir.
 
Görmez' in açıklamalarını şimdi de Başbakan ve bakanlarından bekliyoruz.

KÜRTAJ TURİZMİ BAŞLADI!
 
Radikal Gazetesinde Dilek Kösedağı imzalı haberi okuyunca "Tamam, başladı işte..." dedim. Bekliyordum da, bu kadar erken olacağını sanmamıştım.
 
Baracuda isimli turizm şirketi, “Kürtaj turizmini” hemen başlatmış. Kimsenin diyecek bir sözü yok. Neyi yasaklarsanız yasaklayın, su mutlaka yolunu bulur. Baracuda Turizm de isteyeni Kırım'a taşıyor. 3 gece 4 gün, Kürtaj dahil 299€(660 TL). Eğer İngiltere'yi isterseniz, 1200 pound (2500 TL)
 
Bunlar daha ilk adımlar. Yakında gazete ilanları artacaktır.
 
"...Hem eğlen, hem kürtaj ol..."
 
"...Tatil ile kürtajı bir araya getir, ucuza çıkart..."
 
Bu şirketleri fırsatçılıkla suçlamamak gerekir. Siz, gereksiz kısıtlama veya yasaklamalar getirirseniz, ihtiyacı olanlar daima bir yolunu bulurlar. Parası olanlar kendilerini kurtarır da, asıl beni düşündüren, parası olmayıp kendi kürtajlarını kendileri yapanlar...

TSK'DA YENİ BİR DÖNEM...
 
Bu yılki Askeri Şura toplantısında, bundan önceki yılların bir bilançosu yapılacak. TSK için yepyeni bir süreç başlayacak. Yeni kadrolar ve yeni yaklaşımlar görev başına gelecek.
 
Şu anda TSK'nın 404 muvaffaz personeli yargılanıyor.
 
Ordumuzun 362 General ve Amirali'nin 68'i de cezaevinde.
 
Bu rakamlar son derece önemlidir.
 
Önemli olmasının nedeni de, terfileri ne kadar dondurulursa dondurulsun, bu görevler artık alttan gelenler tarafından dolduruluyor. Şura sonrasında durum daha net şekilde görülecek. Büyük olasılıkla, ceza görmeyip beraat edecek olanlar dahil, önümüzdeki dönemde tekrar aktif hayata dönemeyecekler. Terfi yarışında artık geride kalacaklar.
 
Bu açıdan, 2012 Şura'sını çok önemsiyorum...

 

X