Sporda kardeşliğin derbisi oynanıyor

SEZON başından beri şike iddialarının gölgesinde oynatılmaya çalışılan, Süper Lig’i bu yıl kime sorsanız “Tadı tuzu kalmadı” diyor.

Hal böyleyken, Ankaragücü’nün küme düşme potasına girmesi de hepimizin canını sıkıyor. Ancak, Türk futbolunda güzel şeyler de oluyor. Bugün, sizi futbolun güzelliklerini görebileceğiniz bir maça davet etmek istiyorum. Bu akşam 19 Mayıs Stadı’nda oynanacak Ankaragücü-Bursaspor maçından bahsediyorum. Puan tablosuna baktığınızda her iki takım için de ligdeki hedefleri açısından hayati bir maç. Ankaragücü kaybederse umutlar iyice tükenecek. Bursaspor kaybederse “şampiyon takım” kimliğini Ankara’da bırakarak evine dönecek. Fakat tüm bu iddialar, bu hedefler iki takımın taraftarının da holiganizme teslim olması için yeterli sebep olmuyor.
Bu maç Türk futbolunda kardeşliğin derbisi. Bu maçta İstanbul derbilerindeki gibi gerginlik, hırçınlık, holiganizm, tribünde karşılıklı küfürleşme hiçbiri yok.
Dünkü İstanbul derbisinde rakip takımın seyircisi stadın yanına dahi yaklaştırılmazken, bu maçta iki taraftar grubu kol kola maçı izliyor.
İKİ EZELİ DOST
Bu maçın skor tabelası dışında kazananı kaybedeni olmuyor. Maç hangi skorla biterse bitsin, tribünlerdeki kardeşlik duygusu zedelenmiyor. Tribünde öyle bir kardeşlik rüzgarı esiyor ki, bazı maçlardan sonra futbolcular tribündeki atmosferin kendilerine yansımasından ve hırslı oynayamamaktan şikayetçi oluyor. Her maç böyle mi oynanmalı? Tabi ki de hayır. Tabi ki rekabet olmazsa futbolun ruhu kaybolur. Ancak, şike, teşvik primi, şiddet, kavga, seyirci yasakları sarmalının içinde debelenen Türk futbolunun böyle maçlara da ihtiyacı var. Siz en iyisi gelin bu akşamki iki “ezeli dost” kulübün maçını tribünde izleyin, futbolu sevseniz de sevmeseniz de...

Eric Cantona Ankara’ya gelseydi

FUTBOL efsanesi Eric Cantona Fransız Canal+ televizyonunun Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle ilgili hazırlayacağı belgesel için dün İstanbul’daydı. Cantona derbimizin dünyanın üçüncü derbisi olduğuna tanıklık etmek için gelmişti. Cantona, belgeseli izleyen her Fransız’a “Bu derbiyi İstanbul’a gidip mutlaka izlemeliyim” dedirtmek istediğini de açıkladı.
Ama Cantona, aynı zamanda rakip seyircinin tribüne sokulmadığı, maç izleme hakkının elinden alındığı bir derbiye de tanıklık etmiş oldu.
Bunu belgeselde nasıl yansıtırlar şimdiden bilemeyiz ama, hazır Türkiye’ye gelmişken Cantona’ya bugünkü maçı da izletmeliydik. Tüm Türkiye, yıllardır sporda kardeşliğin en güzel örneklerinin sunulduğu Bursa Ankara dostluğuna Fransız kalırken, belki Cantona bu kardeşliğin dramatik hikayesini Fransızlar’a izletmek isterdi.

TeleFERİK

KÜMES hayvanının civcivlikten yeni çıkmışına “ferik” denir. Ankara’nın her projesi de, son ortaya atılan TeleFERİK gibidir. Yurt dışına çıkan Melih Gökçek, bir proje beğenir. Kafasında tasarladığı proje henüz “yumurta” evresindedir. Uçak yolculuğunda detaylandırır, büyümeye başlayan civciv gibidir. Ankara’ya indiğinde sıra gelir projeyi açıklamaya; çünkü proje artık civcivlikten çıkmış “Ferik” olmuştur. Proje duyurulduğunda da, ortaya TeleFERİK çıkar. Ama o projelerin bir çoğu planlı programlı olmadığı için, büyüme evresini tamamlayıp “ferik”likten öteye gidememiştir. Sonra ne mi olur? Yıllarca atıl kalan Samanyolu Evleri olur, ekmek büfesine dönüştürülen Gökkuşağı Projesi olur, Demir Kafes olur, mahkemelerin planlarını iptal ettiği alt geçitler, kavşaklar olur. Senelerce bitirilemeyen metrolar olur. Trafik sıkıntısını çözecek teleferik de belki toplu taşımaya çare olur...
Yazarın Tüm Yazıları