Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Soykırım geriliminde son virajdayız

Türkiye tam 94 yıldır uyudu. Ermeniler Soykırım Ermeniler Soykırım iddialarını dünyaya kabul ettirirken, biz başımızı kuma gömdük. Bugün yumurta kapıya dayandı, soykırım iddialarının çığ gibi üstümüze yığılmasına bir adım kala, Obama’yı suçluyoruz. Bu korkunç iddia, başımızın üstünde Demoklesin Kılıcı gibi sallanıyor. Artık lafı bırakıp, akılcı yaklaşımlar üretelim.

Başkalarına kızmayalım, suçlamayalım.

 

Asıl sorumlu bizleriz.

 

Ermeni Soykırım iddialarını 94 yıldır görmezden gledik. Adamlar, arı gibi çalıştı, kendilerine petek yarattı koca bir kovan kurdular.

 

Biz ise sadece seyrettik. Başımızı kuma gömdük ve vaktimizi lafla geçirdik.

 

Bugün bir de baktık ki, büyük Soykırım mücadelesinde son devreye girmişiz vekaybetmekle karşı karşıyayız.

 

Üstelik, kilidi açacaklar Erivan ve Ermeni Diasporası da değil. Washington’un anahtarı beline taktığını ve bu defa ciddi adım atmaya hazırlandığını da ilk defa farketmiş gibiyiz.Oysa yıllardır işi pek ciddiye almazdık.

 

Amerikan yönetimlerinin “Soykırım” kelimesini kullanıp kullanmayacağının spekülasyonuna girer Beyaz Saray’dakim oturuyorsa onun ağzına bakardık.Yönetimin  hoşuna gidecek şirinlikler yapar, gerekirse bambaşka konularda ödünler verir, sonra, herşeyi unutur ve bir yıl sonrasınakadarhiçbir şey olmamış gibi davranırdık.

 

Daha önceki ABD Başkanları da, “Soykırım oldu” derler, ancak göreve geldikten sonra, Türkiye’nin stratejik önemi nedeniyle 24 nisan açıklamalarında Soykırım’ahiç değinmezler, onun yerine başka kelimelerle yetinirlerdi. Bu da, Ankara’nın çok hoşuna giderdi. İşimiz kolaydı. Stratejik önem kartını göstermek yeterdi.

 

Bu defa herşey değişti.

 

Obama, sözünde duran, kampanyasında ne dediyse onu tekrarlayan bir Başkan olduğunu gösterdi.

Yaptığı açıklamayı dikkatle incelerseniz, eski Başkanlara oranla üç önemli fark olduğunu görüyorsunuz.

 

'Soykırım' demeden soykırımı işaret etti...

 

    Eski üç başkan, 24 nisan açıklamalarında, seçim kampanyasında söylediklerine hiçbir atıfta bulunmadılar. Oysa Obama, “1915’te olanlar hakkında fikirlerimi defalarca söyledim. Tarihin o dönemi hakkındaki düşüncem değişmedi. O dönemin gerçeklerinin dürüst ve tam olarak kabul edilmesini istiyorum.”  dedi. Aynı sözleri Ankara’da da sarfetmişti.Tehcir’i tarif ederken, bunu “ ölüm yürüyüşü ”olarak niteledi. Diğer üç başkan, bu cümleyi sarfetmemişlerdi.Obama, yine bir ilke imza attı ve Soykırım kelimesini kullanmamakla birlikte, Ermenilerin eş değer taşıyan Meds Yeghern (Büyük Felaket) terimine yer verdi.

Bütün bunları bir araya getirecek olursak, Başkan Obama ’nınSoykırım kelimesine bir adım kala durduğunu görüyoruz.

          

İsterseniz bu konuşmayı , “Soykırımın tarifi” veya “ Soykırım” kelimesini  kullanmadan, “Soykırım yaptınız” demek istediği şeklinde de yorumlayabilirsiniz.

          

Eğer kelime oyunlarıyla kendimizi tatmin edeceksek, sorun yok. O zaman, Türkiye’nin direkten döndüğünü veya Soykırım ilanına bir adım kaldığını da rahatlıkla ileri sürebiliriz.


Mahkemeye verdiğimiz özürcüler bizi kurtardı
        

Yine de “Soykırım” kelimesinin kullanılmaması son derece önemli. Zira, Başkan bu kelimeyi telaffuz etseydi, ertesigün ABD Kongresinin önüne resmen  Soykırım tasarısı gelir ve yıldırım hızıyla kabul edilirdi.

          

Tasarının Kongreden geçmesi, bütün dünya için bir sinyal olur ve bugüne kadar harekete geçmemiş ülkeler de Soykırım kuyruğuna girerlerdi.

          

Dünya parlamentolarından geçen bu kararların henüz bağlayıcı bir yanı yok. Ancak Uluslararası kamu oyundaki , “Türkler Ermenilere Soykırım uyguladı”, inancının tam olarak yerleşmesine ve ardından da tazminat taleplerinin yağmasına yol açar. Bunun ardından gelecek adım da, parlamentoların kendi hükümetlerine “Türkiye’ye yaptırım dayatılması baskısıdır ”

          

Başkan Obama’nın bu son derece tehlikeli noktaya bir adım kala durmasının birçok nedenleri var, ancak bu arada dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, mahkemelerde sürüklendirmeye çalıştığımız “Ermenilerden Özür Dileriz” kampanyasının, Obama’ nın kararında etkili olduğunu apaçık görülüyor. Kendisi bizzat söylüyor.

 

Asıl süreç bundan sonra başlıyor

 

Bu köşeyi izleyenler, benim, yıllardan beri “Kafamızı kuma sokmayalım. Soykırım suçlaması giderek yaklaşıyor. Bunu ertelemenin en etkili yolu, Ermenistanı yanımıza çekmektir. Bunu da, sınır kapısını açarak ve Erivan’ı rahatlatarak elde edebiliriz.” dediğimi hatırlayacaklardır.

          

Kimse oralı olmadı ve işte sonunda yumurta kapımıza dayandı.

          

Eğer, bundan önceki yıllarda yaptığımız gibi “Bu yılı da atlattık. Darısı gelecek yılın başına” der ve hiçbir çaba harcamazsak, 2010’un 24 nisan’ında emin olun, alnımıza koskocaman bir Soykırım kelimesi damgası yiyebiliriz.

          

Bu noktaya tek adım kaldı.

          

Bundan böyle en zor olanı yapmak ve varılan son uzlaşıyı hayata geçirecek adımlar atmak zorundayız. Üstelik bunu, Azerileri kırmadan ve onları da yanımıza alarak gerçekleştirmeliyiz.

Bundan böyle, Türk-Ermeni yol haritası, demoklesin kılıcı gibi başımızda sallanacak. Hakem de Washington olacak. Eğer Obama yönetimine baş kaldırır veya kafa tutmaya kalkarsak veya Ermenistan konusunda ayak sürürsek, birileri kılıcım ipini kesiverecek. Böyle bir felakete izin vermemek ve bu topluma Soykırım damgası vurdurmamak için , Ankara’daki iktidarların artık uykudan uyanıp hareketlenmeleri gerekiyor.

          

Türkiye’yi bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı olmamalı.

X