Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Soyağacımızı çıkarmalıyım

Serdar TURGUT

Geçmişimizi iyi öğrenmeliyiz. Özellikle de ailemizin geçmişini bilmek zorundayız. Çünkü bunu bilmezsek eğer o zaman her şey havada kalır. Her şey havada kalınca da, ne bileyim ben, insanın kafası filan karışır işte.

BUGÜNLERDE tarihe takmış durumdayım. Bu da Sırplar yüzünden oldu aslında.

Adamlar 600 yıl önce bir savaşta yenildiler, hálá bunun öcünü milletten alıyorlar.

Sırplardan hoşlanabilmek pek mümkün değil gayet tabii.

Ama ne derseniz deyin adamlarda tarih bilinci muhteşem yemin ediyorum!

Osmanlı o kadar savaş kazandı, kimse bunları hatırlamıyor bile ya, olacak iş değil.

700'üncü yılı kutluyoruz diyorlar. Diyorlar da hani nerede?

Bizim yerimize Sırplar bir imparatorluk kurmuş olsalardı ve onun da 700'üncü yılı kutlanıyor olsaydı adamlar hızlarını alamayıp, İngiltere'ye kadar istila ederlerdi Avrupa'yı.

(İngiltere'yi istila edememelerinin bilimsel açıklaması da şöyle: Sırplar temelde dağ insanlarıdır. Nasıl ki dağ adamı Yeti sudan korkarsa tarihteki bütün dağ adamlarının da suyla ilişkileri pek iyi değildir. Bu nedenle de Sırpların kanalı aşmaları mümkün olmadığından İngiltere'yi istila dışı bırakacakları kesindir.)

* * *

Tarih bilincine ulaştığımdan beri geçmişi incelemeye çalışıyorum.

Geçmiş incelemesi temelde felsefi bir meseledir.

Ben tümevarım yönteminden yanayım. Her türlü tümdengelime de karşıyım.

Dolayısıyla da geçmişi anlamaya kendi soyağacımı çıkartmakla başlamam gerekiyor.

Gerçi bu konuda ailede bir bölüm insan bizim soyağacının Turgut Reis'e kadar gitiğini söylüyor ama bu konuda ortada bir delil yok.

Hatta sürekli Titanic gibi suya batmak zorunda olan babam gibi aleyhte deliller var Turgut Reis'in torunları olduğumuz iddiasını hemen çürütecek.

Babaannem babamın 30 santim suda bile boğulmasının onun kafasının ağır geldiğini söyleyerek açıklamıştı, bunu da resmi tarihin kayıtlarına geçsin diye belirtmek istedim.

* * *

Ortada delil olmayınca normal aileler ne yapar?

Tabii ki dedelerine sorar bu durumu.

Bizim ailede ise sorunu bu yöntemi kullanarak aşabilmek ne yazık ki mümkün olmadı.

Nedeni de şu:

Dedem hayatta iken katiyen konuşmazdı.

Ağzını sadece rakı içmek için açardı.

Sol eliyle bıyığının yanını okşar ve sabit bir noktaya bakarak devamlı içerdi.

Bizim bilebildiğimiz kadarıyla sadece bir kez ayağa kalkmıştı, o da bahçeye girerek çiçekleri koparmaya başlayan komşunun tavuğunu, boynunu bir hamlede kopararak öldürmek içindi.

Bu olayı daha önce belki üç kez filan yazdım. Ben yazmaktan siz okumaktan usandınız biliyorum ama ne yapayım son derece travmatik bir olaydı yaşanan.

Zaten bu olaydan sonra konuşmaya karar verse de ona kimsenin soru sormaya cesareti kalmamıştı.

Olaya şahit olan oğlu Hamit, yani benim babam da aslında o gün delirdi bence.

Zaten delilik de genetik ve sonuçta da bu köşenin yazarı yazdığı şeylerden sırf bu nedenle sorumlu tutulmamalı.

Özetle dedem de ailemizin soyağacını çıkarmada bize yardımcı olamayacak haldeydi.

* * *

Bütün bunlar sonucunda moralim çok bozulmuştu.

Yani benim ailemin fertlerinin örneğin Kosova Savaşı sırasında neyle meşgul olduklarını, ne yaptıklarını bilememek beni rahatsız ediyordu.

Düşünsenize; bir İngiliz 400 yıl önce aile fertlerinin ne yediklerini ne içtiklerini bile gün gün bilir.

Ben sadece dedemim 40 sene önce ne yediğini biliyordum. Bir büyük rakıyı dört adet leblebiyle bitirme rekoru onundur.

Geçmişimi keşfetmeye susamıştım ve illa da Turgutlar'ın nereden geldiğini bulacaktım.

* * *

Birçok ipucu buldum.

Ama bunların hiçbirisi tam tutmuyordu, çünkü bulduklarımın hepsi düzgün, efendi insanlardı.

Bunlar katiyen soyağacımı oluşturuyor olamazdı.

Tam büyük bir hayal kırıklığına girerken imdadıma Taha Akyol'un kitabı yetişti.

‘‘Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet’’ adlı kitabın 52'nci sayfasında soyağacım ile ilgili bugüne kadarki en net, en uyan delili buldum.

Fuat Köprülü'nün tanımlamasıyla ‘‘Yüksek felsefi mülahazalara ve tecrübelere kabiliyetleri olmayan cahil ve korkunç bir nihilizme ve immoralizme kapılmış’’ anti sosyal ve anarşik tarikatlar varmış bir zamanlar.

Bizimkiler kesin bu tarikata üyeydiler.

İddia ediyorum, tarihçiler baksın bu tarikatlara üye olan insanların büyük bölümünün adında Turgut geçiyordur, baksınlar görsünler.

Bu buluş içimi rahatlattı, çünkü bugüne kadar dedemi de, babamı da tam olarak açıklayamıyordum.

Artık kafam net. Tarihte ne olduğunu biliyorum artık.

Çok mutluyum.

(Yarın: Eğer aklıma daha başka bir abuk konu gelmezse, Viyana'da neden kaybolduğum olayını inceleyeceğim. Bence Osmanlı'nın Viyana'yı işgali ile benim orada kaybolmam arasında net bir bağlantı var. Bunu keşfetmiş durumdayım ve sizleri de bu buluşumdan haberdar edeceğim.

X