"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Siz şehvetin esiri olmuşsunuz

Duygu Asena haftaya damgasını vurdu

Geçen hafta çarşamba günü yazdığım "Nur içinde yat Duygu" yazısına, o kadar çok mail geldi, o kadar çok geldi ki, resmen dumura uğradım. Kadın erkek eşitliği bir kere daha, toplumun en canlı tartışma alanlarından biri olarak kendini gösterdi. Daha doğrusu, erkeklerin sahip olduğu davranış özgürlüğüne kadınların sahip olup olamayacağı. Bunca yol kat edildi, bunca mesafe alındı. Ama bu sayfada göreceksiniz ki, hálá kafalar çok karışık. Öpüyorum, iyi pazarlar diliyorum...
/images/100/0x0/55eb0520f018fbb8f8a5c1b0
ERDEM YOKSUNU İFFETSİZ KADIN

Ayşe ismini severim. Bana masumiyeti hatırlatır.Yani iffeti. Ne var ki, siz erdemden yoksun olarak büyümüşsünüz. Şehvetin esiri olmuşsunuz. Şehevi arzularınızı, aşk sanıyorsunuz. Erdemli olmayan insanlar, erdemli insanları kıskanır. Bu yüzden diğer insanların da erdemsiz olmasını isterler. Söylememe gerek yok herhalde, siz onlardansınız. Selametle... (Kaya M.)

- Bu da iyi valla. Siz erdemlisiniz, ahlaklısınız, ben değilim. Nasıl oluyor da, buna siz karar veriyorsunuz? Şimdi aynı şeyi buradan ben size yazıyorum: "Kaya Bey, asıl samimiyetsiz, ahlaksız ve erdemsiz sizsiniz! Çünkü insanları, size ait olmayan ve sizden daha büyük kavramları kullanarak, baskı altına almayı çalışıyorsunuz. Üstelik söyledikleriniz doğru da değil...." Bu yanıt da, hayırlara vesile olur inşallah. Hadi canım. Selam ve dua ile...

YARGIDA BULUNMAK SANA MI KADI

Duygu Asena’nın yaptığını önemsiyorsan, kendin için önemli olduğunu söyle. Onun yaptıklarını sevap kategorisinin en üstüne koymak sana mı kaldı kadın? Sen kimsin ki, böyle bir yargıda bulunuyorsun şımarık şey! (Batuhan.)

- Zarif mail’inize yanıtım şudur: Sevap sözcüğünü, bir yargıda bulunmak için değil, dilimize yerleştiği için kullandım, "İyi bir şey" anlamında. "Bir hak olarak kadınlara adam gibi sevişmeyi öğretti. Bundan daha büyük sevap var mıdır? " idi kurduğum cümle. Pekala şöyle de tercüme edebilirsiniz: "Kadınlara adam gibi sevişmeyi öğretti, çok büyük bir iyilik yaptı, hatta iyiliklerin en büyüğünü..." Tamam belki, bunun iyilik ya da kötülük, sevap ya da günah olduğuna ben karar veremem. Ama siz de veremezsiniz. Ben onun iyilik yaptığını düşünüyorum, siz kötülük yaptığını. İyi de, ben sizden farklı düşünüyorum diye, neden şımarık, iffetsiz, ahlaksız ve şehvet düşkünü oluyorum?

SEN HERKESE TERCÜMAN OLDUN

Boş ver Ayşe ya. Sen Duygu Asena’yla büyüyen herkese tercüman oldun. Bizler o zaman genç kızlardık, şimdi ise kendini ve ne istediğini bilen; yaşamayı ve yaşatmayı seven kadınlar olduk. Ondan bilinçli yaşamayı öğrendiğimiz gibi, korkmadan konuşmayı ve yazmayı da öğrendik. Sana da vesile olduğun ve bunu bir kez daha bize hatırlattığın için teşekkürler. (Mehtap C.)

- Asıl ben teşekkür ederim. Gelen bazı eleştirilere benim yerime cevap vermiş oldunuz. Evet o olmasaydı, korkmadan yazma konusunda da bu kadar yol alamazdık. Öpüyorum.

DİNSEL ÖĞRETİLER YASAKLAMIŞTIR


Tüm dinsel öğretiler kadın-erkek ayırt etmeksizin sizin tabirinizle "adam gibi sevişmeyi" ya yasaklamış ya da uygun görmemiştir. (Salih Y.)

- Valla, bu sizin düşünceniz. Bütün dinler bizim iyiliğimiz için vardır. Kim söylüyor sevişmenin yasak olduğunu? Daha neler!

İLK KEZ ERTELEMİYORUM KENDİMİ

Hep Duygu Asena ile tanışmak istedim ama yapamadım. Senden farklı olarak, üşengeç ve pısırık davrandım. Mail atmaya dahi cesaret edemedim. Cenazesinde vahlandım ama kaç yazar? Duygu Asena’dan sonra sen oldun sevdiğim. Dün cenazede gördüm. Yaklaşmak istedim. Yapamadım. Öyle garip bir şey saçıyordun ki etrafına, öyle bir enerji ki, ben o kalabalıkta sadece seni görüyordum. Niye mi yazdım bu maili? Bir gün yine vahlanmamak için. Belki de ilk kez ertelemedim kendimi. (Tuğba G.)

- Etrafa enerji-menerji saçtığım yalan ama hoşuma gitti yazdıkların, kimin gitmez. Keşke gelseydin, sen gelseydin benim elim ayağım karışacaktı. Beni boş ver ama hayatta senin için önemli olan hiç bir şeyi erteleme. Neticede, Zincikirluyu sloganı doğru: Her canlı ölümü tadacaktır.

SEVİŞSEN DERT SEVİŞMESEN DERT

Tamam, bekaret bana göre de saçma bir şey ama buna önem vermeyen erkek yok. Var gibi yapıyorlar ama aslında önemsiyorlar. Yani seviştiğin zaman değerin olmuyor, terk ediyorlar. Gerçi sevişmeyince de terk ediyorlar. Anlamadım, gitti. Sevişsem dert, sevişmesem dert. Sen nasıl çözdün bunu? (Sinem.)

- Doğru söylüyorsun. Var böyle bir ikiyüzlülük. Duygu Asena da, toplumun bu ikiyüzlülüğüyle savaştı. Üstelik bitmedi de o savaş, hálá sürüyor. Bunun için de hepimizin bu konuda gayret sarf etmesi gerekiyor. Kişisel olarak bana soruyorsan, kendimi sonradan kötü hissedeceğim bir şey yapmamaya gayret ettim. Ya da bedeli neyse ödeyeceğim dedim. Ödedim de.

BİR ÖLÜYÜ ANARKEN BİLE SEKS DÜŞÜNÜYORSUNUZ

Hanımefendi, sizin aklınız hep belden aşağısına mı çalışır? Bir ölüyü bile anarken, seks düşünüyorsunuz. Beni gerçekten şaşırtıyorsunuz. (Cahsah.)

- Siz de beni şaşırtıyorsunuz. Üstelik üzüyorsunuz da. Bakın, benim yazdığım bir seks yazısı değildi. Kadınların, hayata karşı özgürlük kazanmalarına dair bir yazıydı. Sevişmek, sadece bir simge fiildi, anlatmaya çalıştığım, kadınların baskı altında tutulmaya karşı gelebilmeleri, erkekler kadar istediğini yapabilme konusunda özgürlük kazanmalarıydı. Ama nerede siz de bunu kavrayacak anlayış...

SEKS UZAK DURULMASI GEREKEN BİR HASTALIK MI?

Siz kimseye aldırmayın, yola devam. Yalnız şunu bilin: Anlattığınız sorunlar, sadece kızların değil, erkeklerin de sorunu. Nedense, bu ülkede seks herkesin uzak durması gereken bir hastalık gibi sunuluyor. (Hayati B.)

- Haklısınız. Bu sayfayı okuyunca de ne kadar haklı olduğunuz kendiniz de göreceksiniz. Kadınlar kadar, erkekler için de sorun. Ama bu sorunu çözmek zorunda olduğumuz da kesin.

BİZ YUNAN KADINLARI DA DUYGU’YU ÇOK SEVDİK

Duygu, Yunanistan’da çok çok popüler. Binlerce kadın onun kitaplarını okudu. Ben de senin gibi 18 yaşındayken, onun kitaplarını keşfettim ve hemen onun ne kadar farklı bir yazar ve bir insan olduğunu fark ettim. "Bir gün" dedi, "Türkçe öğrenebilirsem, belki öbür kitaplarını da Yunanca’ya ben çeviririm." Ve hayalimi gerçekleştirdim. 3 sene önce onun "Aslında Özgürsün" kitabını Yunanca’ya çevirdim. Çok başarılı oldu ve Yunan okurlarına Türkiye’nin modern yüzünü gösterdi. Bu arada, Türk kadınlarının problemleri sadece onlara ait değil. Ege’nin bu tarafında da benzer sorunlar var. Aslında, suyun iki tarafının kadınları bir şekilde birlikte hakları için savaşmalılar. (Maria D.)

- Maria sen çok yaşa! Günden güne sana daha çok hayran oluyorum. Yemiyorsun içmiyorsun, bir de Türk gazetelerine yetişiyorsun. Türk ve Yunan kadınlarının hakları için, ortak savaş verme fikri çok hoş. Seni tebrik ediyorum ve Türkiye’ye ne zaman geleceksin diyorum.

BİR ÖLÜNÜN ARDINDAN YAZILACAK EN SAÇMA YAZI

Bir ölünün, üstelik çok değerli bir ölünün arkasından yazılabilecek en saçma yazıydı. Duygu Asena gibi deryadan, sadece o sonucu çıkarmış olmanız çok acı. Dervişin fikri neyse, zikri de oymuş. Aklınız fikriniz sadece orada Ayşe Hanım. Değişin artık, dünyada insanlar ölüyor. Sevişmekten daha önemli şeyler var. Yazık etmeyin kaleminize. (Pınar A.)

- Valla Pınar hanım, biliyorsunuz ki, dünya Einstein’dan bu yana izafi. Hayatta önem verilenler, öncelikler herkese göre değişir. Herkes kendi önceliklerinin bedelini öder. Ben seksi sevmenin, siz de belki seksi sevmemenin. Aynı sorudur yani: Siz bana seksi neden bu kadar seviyorsunuz diye soruyorsunuz, ben de size neden bu kadar sevmiyorsunuz diye soruyorum!

TUHAF BİR HUZURSUZLUK VARDI İÇİNDE

Duygu Asena’nın kitabını okuduğunda hissettiklerini, o dönemi, o kadar güzel yazmışsın ki, ben de aynen senin yaşadıklarını yaşamış ve hissetmiş biri olarak, sana teşekkür etmek istedim. İçimizin içimize sığmadığı, uçarı, aşk dolu, arzu dolu olduğumuz yıllardı. Ben senden farklı olarak İstanbul’un göbeğinde büyüyor olmama rağmen, seninle aynı çelişkileri yaşıyordum. Bana göre çok normal olan isteklerimin karşısında bir duvar vardı ve ben o duvarı aşmak için devamlı uğraşıyordum. Sonunda yıkmayı başardım. Yine de içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Taa ki Duygu Asena’nın "Kadının Adı Yok" romanını okuyana kadar. "İşte bu" dedim içimden, "Nihayet, birileri çıkıp konuştu benim yerime, yaşasın! Baksana benim yaşadıklarım tamamen normalmiş, ben normalmişim!" Teşekkür ederim Duygu Asena. İyi ki yazdın o kitabı ve ben iyi ki senin gibi cesur biri olmayı öğrendim senden. (Berrin Ç.)

- Budur! Ne kadar güzel, ne kadar samimi anlatmışsın Berrin. Doğru söylüyorsun kendimizi normal hissedebilmek için duygulara ihtiyacımız vardı, Duygu da bize onları aktardı.

ATEŞE DAYANABİLDİĞİNİZ ÖLÇÜDE GÜNAH İŞLEYİN

Namus, edep ve haya örneği Hz. Ayşe annemizin, tiksindiği gruptan olduğunuzun farkında mısınız? Siz bu tür yazılarla sadece İslam’a değil, bütün kutsal dinlere aykırı düşüyorsunuz. Bir de yediğiniz naneleri anlatıyorsunuz. Ama ne anlatma. Pisliği öven bir anlatma. Ne diyelim, ateşe dayanabileceğiniz kadar günah işlemeye, o günahı yaymaya, yazmaya, anlatmaya ve övmeye devam ediniz. (Hakan K.)

- Ve sizin Allah sevginiz var öyle mi? Böylesine zehirli dili olan bir insan... Allah hepimizi sizin gibi "dindar"lardan korusun. Amin.
X