"O' Yazar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "O' Yazar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
O Yazar

Siz istemeseniz de özgürlüklerinizi koruyacağız. Gerekirse döve döve!

ÇOK DUYGUSAL BİR SİYASET ANISI / 19 Şubat 2015

Adım gibi biliyorum. Duygusal bir insan olan liderimizi Gezi olayları tetikledi. Orada kendini bilmez bazı paralelci polislerin, kendi halinde bağırmakta olan vatandaşların gözüne gözüne biber gazı tutması liderimizi sinirlendirdi.

Kamuoyunun önünde bunu belli edemezdi.

Mecburen polise sahip çıkar gibi yaptı ileri geri konuştu. Bu arada kurmaylarına da “Bana öyle bir yasa hazırlayın ki ahalinin özgürlüğü yüzde yüz korunsun” dedi.

Ben bu tarihi talimata tesadüfen tanık oldum.

Liderimiz tarafından iftara davetliydim. Tesadüfe bakın ki iftarın yapıldığı beş yıldızlı otelin balo salonunda tam da onun masasının yanına düşmüşüm. Sağ elimde bıçak, sol elimde çatal, hafiften bateri çalar gibi yapıp, müezzini bekliyorum.

İşte tarihi konuşma tam o sırada cereyan etti. Liderimizin ağzından “Bana öyle bir yasa hazırlayın ki ahalinin özgürlüğü yüzde yüz korunsun” lafları çıktı. Masadakilerin surat ifadesini görmek için başımı çevirdiğimde liderimizle göz göze geldim.

Bana başıyla “Ne dersin?” işareti yaptı.

Ben önce “Ne yersin?” diye anladığımdan “Çorba ile başlayacağım” demek için kaşığı ağzıma götürdüm. O yine aynı işareti yapınca soruyu anladım.

Hemen sağ elimin parmaklarını birleştirdim. Onları aşağıdan yukarıya doğru tutup “Lokum gibi karar” niyetine salladım.

Tam da bu sırada Bülent Arınç ağlamaya başlamasın mı? Bu adamın derdi nedir bilmiyorum, vara yoğa ağlıyor. Sanki gözlerine bağlı bir su tesisatı var. Borular çatladığından devamlı kaçak yapıyor.

Liderim, durduk yere ağlayan Bülent Arınç’a ters ters baktı. Mübarek iftar sofrasında olmasak belki de yüzüne beşkardeşi yapıştıracaktı. Buna da ağla, diyecekti.

Ben yine liderimize “Sinirlenme, sakin ol. Attığın tokatı başka yerlere çekerler” işareti yaptım. Biraz yatıştı. O sırada istemeden önündeki zeytinlerin birini ağzına attı.

O güzelim oruç bozulmasın mı? Gözü liderimizde olan mümin vekiller ne yapacaklarını şaşırdılar. Ben hemen cep telefonuma sarıldım. Ayarlara girip, zil seslerini buldum. Orada “Ezan-ı Şerif” zil sesi olarak kayıtlıydı. Tuşa bastım, onu çalmaya başladım.

Daha liderimiz kazara ağzına attığı zeytin tanesini yutmamıştı ki ben ezanı yetiştirdim. O zaman diğer konuklar da masadan birer zeytin alıp ağızlarına attılar. Böylece imanları da oruçları da battal olmaktan kurtuldu.

Liderimiz cebinden telefonunu çıkardı. Oracıkta baba şu mesajı attı:

“Beni yine sen kurtardın. Bu orucumun sevabı sana gelsin”

***

İşte özgürlüklerimize sahip çıkan İç Güvenlik Yasası böyle filizlendi. Muhalefetin binamaz vekilleri oruç filan tutmadıklarından, bizim oradaki samimi hallerimizi görmüş değiller.

Yasaya direnmeleri de ondan.

İki gündür Meclis’e bunlara döve döve yasanın faziletini anlatmaya çalışıyorlar. O kadar dayak yediler, yine kafalarına girmiyor. Onlar dayak yedikçe benim içim kıyılıyor ama demokrasi için katlanıyorum.

Bülent Arınç ise zırıl zırıl ağlıyor. Bu adam muhalefete geçse de kurtulsak. Hiç değilse attığımız dayakların boşa gitmediğini görmüş oluruz.

Yasaya gelince. İsteseler de istemeseler de çıkarı, özgürlüklerini koruyacağız. Onlara kendilerini esir gibi hissetme fırsatı vermeyeceğiz. Tarafsız bir köşe yazarı olarak söyleyeceğim budur.

Ağlama artık be! Yemin ediyorum sana da ben girişirim.

X